Sevgili kızım,
Yürüyen, yürümeyen gönül ilişkilerden laf açıldığında, şu sözleri çok duyacaksın.
“İlişkide birbirini tanımak çok önemli.”
“Daha birbirlerini tanımadan evlendiler, olmadı tabii. Acele ettiler.”
“Birbirini tanımak için zamana ihtiyaç var. Öyle bir günde olacak iş değil.”
“Kaç senedir beraberiz, onu hiç tanımamışım.”
İnsanlar bir ilişkinin yürümesinin ilk şartının birbirini tanımak olduğunu söylerler. Ancak başkasını tanıyabilmenin yolunun, kendini tanımaktan geçtiğinden hiç bahsetmezler. Çünkü herkes kendini tanıdığına inanır ve bu koca bir yalandır.
Şimdi aklında şu soruyla bekliyorsun: “İnsan kendini nasıl tanır?”
İnsan kendini basitçe “duygularını ve bu duygulara eşlik eden düşüncelerini tespit ve tahlil ederek” tanıyabilir. Tersini söylersek, kendi duygularından kaçan, hislerini tanımlamaktan imtina eden, aklındaki düşünceleri kovmaya, unutmaya çalışan biri kendini tanıma fırsatını asla bulamaz.
Bunu en iyi nasıl anlarsın biliyor musun? Bir hafta boyunca her gün, uyumadan önce bir deftere o gün boyunca içinde hissettiğin duyguların isimlerini ve karşılarına bu duyguyu uyandıran düşünceleri yazarak. Örnek mi istiyorsun? Vereyim.
Öfke – ... beni küçük düşürdü
Kıskançlık - ... benden daha güzel, daha zeki, daha ...
Korku – Ya öğrenirlerse...
Utanç – Yapamadım, beceriksizin tekiyim
Güvensizlik – Yapamayacağım, yetersizim
Bir haftanın sonunda yazdığın bütün duygu ve düşünceleri nasıl mı tahlil edebilirsin? Önce kendine karşı dürüst olarak, kendinle konuşmaktan kaçmayarak. Meselâ örnek olarak verdiğim bu küçük listenin sahibi, kendini şöyle tanımlayabilir:
“Yapamadım”, “yapamayacağım” dediğim için kendime güvenim, inancım eksik.
“Ya öğrenirlerse” dediğim için ya yaptığımın sorumluluğunu üstlenmekten kaçınıyorum ya da yargılanmaktan çekiniyorum.
“... benden daha” dediğim için kendimi başkalarıyla kıyaslıyorum, aşağılık kompleksim var.
“... beni küçük düşürdü” dediğim için başkalarının benim hakkındaki düşüncelerini çok önemsiyorum.
Sana bir süre ara verip duygu ve düşüncelerini tekrar günlük olarak yazmanı ve sonra dönüp eski yazdıklarınla karşılaştırmanı öneririm. Eğer aynı duygular aynı düşüncelerle devam ediyorsa, kendinle ilgili bazı kararlar almanı ve bu kararları uygulamanı tavsiye ederim. Şu küçük liste üzerinden konuşmama izin ver, çünkü senin duygu ve düşüncelerini bilmiyorum.
Kendime güvenimi geliştirmeliyim.
Eylemlerimin sorumluluğunu üstlenmeliyim.
Başkalarının benim hakkındaki düşüncelerini çok önemsememeliyim.
Kendimi başkalarıyla kıyaslamamalıyım.
“Peki nasıl?” mı? Kendin ara, bul kızım. Biri, aramadığı bir şeyi, veren annesi de olsa almayı kabul etmez. Bu yüzden sana reçete yazmayacağım.
İnsan kendini tanımazsa ne olur?
Kendini tanımayan, tanımaya yanaşmayan, tanısa bile hiçbir şeyi değiştirmeyi kabul etmeyen, kendine dair bildiğinin gördüğünün üzerine beton dökmeyi tercih eden biri, bütün ilgisini başkalarına yöneltir. Onların hatalarını, eksiklerini, kusurlarını görüp eleştirir. “Yanlışları” tespit ettikten sonra doğruları sıralar, başkalarını düzeltmeye, geliştirmeye, iyileştirmeye çalışır. Başkalarıyla bu derece meşgul olmak, kendinle karşılaşmamanın en iyi yoludur.
İnsan kendini tanırsa ne olur?
O deftere yazdığı duyguları, önceki olumsuzlarla yer değiştirmeye başlar. Örnek mi? Vereyim.
Sevinç – En çok istediğim şey, ... gerçekleşti.
Gurur – Yaptım ve oldu!
Umut – Yapabilirim
Şimdi sıra sende, duygu ve düşüncelerine baktığın kişiyi sen tahlil et.
İnsan kendini tanırsa, başkalarının da kendinden çok farklı olmadığını görür ve onları oldukları gibi kabul eder. Eleştirmez. Değiştirmeye, düzeltmeye, onarmaya, iyileştirmeye, geliştirmeye çalışmaz. Kendiyle meşgul olmanın, kendini iyileştirmenin tadına varır.
Kızım, kendini tanımak sadece gönül ilişkilerinin değil, her tür ilişkinin anahtarıdır. Kendini tanıdığında, “problem” dediklerinin senden kaynaklanan kısmını görür, anlar, kabul edersin ve bu çözüm bulmanı kolaylaştırır. Yoksa “problemi” hep başkasının yarattığını düşünürsün ve çözsün diye bekler, bekler, beklersin. Ömrün suçlayıp kırılmakla ve onarılmayı beklemekle geçer. Geçer ve gider. Herhalde böyle olmasını istemezsin.
52. bölüm 13 Aralık 2019 Cuma hthayat.haberturk.com’da...
Önceki mektuplar:
Kadınlığını reddetme
Sana anlatılan sende kalsın
Herkes aslına rücu eder
At gibi koşma
Az konuş
Kendini kimseyle kıyaslama
Elinin ucuyla iş görme
Kibirlenme
Aklına hep iyi şeyler getir
“Hayır” demeyi bil
Erteleme, yap hafifle
Almakla vermek arasında denge bul
Dünya her sabah yeniden kurulur
Annenle babanı suçlama artık
Önce kendini sev
Geçmişte yaşama
Yeteneklerini, güçlü yönlerini bil
Hırslı değil azimli ol
Şarz değil şarj!
Bırak, hayal gücün seni uçursun
Sevgi ve şefkat görmek için çocuk kalınmaz
Ezberini boz biraz
Arkadaşlık biraz sevgililiğe benzer
Ne zaman ki “oldun” o zaman doğur
Annenin her bildiği doğru olmayabilir
Kimse aptal değil
Asıl zenginlik bildiklerindir
Rahat nasıl batar?
Bildiğin çektiğine yetmiyorsa yeni bir şeyler öğren
Erkek taklidi yapmana gerek yok
Tazelen, yenilen, özgürleş
Vücudunla iş görme
Evlenmiş olmak için evlenme
Su akar, yolunu bulur
İyi düşün, iyi olsun
Mükemmel insan diye biri yok
Bir kapı kapanır, başka bir kapı açılır
Şükret
Herkes parmak izi gibidir, bir eşi daha yoktur
Çıkarcı arkadaştan uzak dur
Kendini paralama, kimseyi mutlu edemezsin
Su gibi ol, ak git kızım
Aklından geçen başından geçer
Sen sen ol, kendini bırakma
Gökyüzü gibi ol kızım
Bağışla ki kalbin hafiflesin
Kendini dinle, etrafını değil
İnsansız olma ama insana da yaslanma
Hayallerin için emek ver ve hayata güven
Yara izini bile sev kızım