Sevgili kızım,
Başını kaldırıp etrafına baktığında, kendinle diğerleri arasında farklar olduğunu göreceksin. Sonra yavaş yavaş bu farkların sahibine avantaj sağlayanlarına sahip olmak isteyeceksin. Bu isteğin, fiziksel özelliklerin ile yaşam standardını değiştirme, yeni yetenekler geliştirme çabası içine girmene sebep olacak.
Yaşam standardını kimseninkiyle kıyaslama. Yaşadığın yuvayı, başının üstündeki çatıyı, temel ihtiyaçlarını karşıladığın alet edevatı, seni bir yerden bir yere götüren aracı başkalarınınkilerle yan yana getirip azımsama, küçümseme. Daha iyisini her zaman hak ediyorsun. Fakat ne istediğini çok iyi ayırt et: Koşullarını kendi tercihlerin yönünde iyileştirmek mi? Yoksa bir başkasının sahip olduklarının aynısını edinmek mi? İlki kendini yenilemek, ikincisi başkasını kopyalamaktır.
Yeteneklerini kimsenin yetenekleriyle kıyaslama. Kendini her zaman eksik, yetersiz, geride kalmış hissedersin. Senden daha iyi olduğunu düşündüklerin, senden daha iyi değildir, sadece belli bir konuda, alanda daha iyidir. Senin de iyi olduğun başka alanlar vardır. Ama güçlü olduğun alanlarda bir şeyler üretmeye çalışmak yerine, daha az güçlü olduğun konularda kendini kanıtlamaya çalıştığın için hep gölgede kalırsın. Hiç bitmeyecek ve asla kazanamayacağın bir yarışa girer, kendini parlatmak isterken aslında sildiğinin farkına bile varamazsın.
Kendini başkalarıyla kıyaslamak, sağlıklı ilişkiler kurmana engel olur. Yakınlarınla ilişkilerini zedeler. Senden daha iyi olduğuna inandıklarını zamanla kıskanır, onlara nefret duymaya başlarsın. Daha iyi olduğuna inandığın kimseleri ise ezme eğiliminde olacağın için, zamanla nefret edilen kişi olursun.
Fiziksel özelliklerin genetik mirasındır. Bu mirası beğenmez, yeterli bulmazsan, sahibi olduğun bedenin tadını çıkaramazsın. Kendini kimseye benzetmeye, asla sığamayacağın ya da dolduramayacağın kalıplara dökmeye çalışma. Aynaya bak, aldığın mirasın en güzel yanlarını gör. Göremiyorsan bir daha, bir daha bak. Kendini beğenmeyi, olduğun halinle sevmeyi öğren. Beğenilmenin, sevilmenin sihirli formülü budur.
Kızım, her insan diğerinden farklıdır. Onu özel kılan, diğerlerinden farklı olan yanlarıdır. Bu farkları avantaja çevirmek kişinin kendi işidir. Farklılıklarınla özel olduğunu görmek, sana katacaklarını keşfetmek, bunun da ötesine geçip farklılıklarınla fark yaratmak sana kalmıştır. Eğer başkalarına benzemeye çalışmak yerine kendini keşfetmeye, yeniden yaratmaya odaklanır ve olanca gücünü bu yönde kullanırsan, hayatında harikalar yaratırsın.
46. mektup, 5 Kasım 2019 Salı hthayat.haberturk.com’da...
Önceki mektuplar:
Elinin ucuyla iş görme
Kibirlenme
Aklına hep iyi şeyler getir
“Hayır” demeyi bil
Erteleme, yap hafifle
Almakla vermek arasında denge bul
Dünya her sabah yeniden kurulur
Annenle babanı suçlama artık
Önce kendini sev
Geçmişte yaşama
Yeteneklerini, güçlü yönlerini bil
Hırslı değil azimli ol
Şarz değil şarj!
Bırak, hayal gücün seni uçursun
Sevgi ve şefkat görmek için çocuk kalınmaz
Ezberini boz biraz
Arkadaşlık biraz sevgililiğe benzer
Ne zaman ki “oldun” o zaman doğur
Annenin her bildiği doğru olmayabilir
Kimse aptal değil
Asıl zenginlik bildiklerindir
Rahat nasıl batar?
Bildiğin çektiğine yetmiyorsa yeni bir şeyler öğren
Erkek taklidi yapmana gerek yok
Tazelen, yenilen, özgürleş
Vücudunla iş görme
Evlenmiş olmak için evlenme
Su akar, yolunu bulur
İyi düşün, iyi olsun
Mükemmel insan diye biri yok
Bir kapı kapanır, başka bir kapı açılır
Şükret
Herkes parmak izi gibidir, bir eşi daha yoktur
Çıkarcı arkadaştan uzak dur
Kendini paralama, kimseyi mutlu edemezsin
Su gibi ol, ak git kızım
Aklından geçen başından geçer
Sen sen ol, kendini bırakma
Gökyüzü gibi ol kızım
Bağışla ki kalbin hafiflesin
Kendini dinle, etrafını değil
İnsansız olma ama insana da yaslanma
Hayallerin için emek ver ve hayata güven
Yara izini bile sev kızım