Sevgili kızım,
İnsanlar her zaman senden bir şeyler isteyecekler. Onlara bir cevap vermen gerekecek. Geçiştiremeyeceğin, hayır veya evet demeni gerektirecek cevaplar. Zorlanacaksın. Sırf reddedemediğin için, gönlün olmadığı halde onların isteklerini yerine getireceksin. Ve sonra gönülsüz evet demenin sonuçlarıyla baş başa kalacaksın. Kendini, sana ters düşen eylemleri ifa ederken bulacaksın.
Yalnız değilsin. Herkesin hayır diyemediği durumlar, konular, kişiler vardır. Sadece kişiden kişiye tekrar etme sayısı değişir. “Olmaz” demen halinde ne kaybedeceğini düşünürsün ve “olur” dersin. Kaybetmeyi göze alamadığın bazen bir kişi, ilişki veya ilişkiler ağıdır, kimi zaman senin için itibarı temsil eden ya da maddi değer taşıyan herhangi bir şey. İleride senin taleplerin reddedilmesin diye gelen talepleri reddedemiyor da olabilirsin.
Oysa gerektiğinde hayır demeyi bilmen gerekir. Bunu bilmiyorsan öğrenmelisin. Öğrenmenin en iyi yolu, olur olmaz her şeye olumsuz yanıt vermek değil elbette. O zaman sadece kendinle kavga etmekle kalırsın.
Ama kendine şu soruları sorup dürüstçe yanıt verirsen, hayır demeyi öğrenme yolunda ilk adımı atabilirsin.
“Kaybetmekten korktuğum ne?”
“Hayır dersem gerçekten kaybeder miyim?”
“Korktuklarım gerçekten başıma gelir mi?”
Bir insanı, bir ilişkiyi, bir ilişkiler ağını, itibarını ya da sahip olduğun maddi değerleri kendinden taviz vererek bir süre elinde tutabilirsin. Bu süre, senin taviz verme sürenle sınırlıdır. Ve taviz vermenin bir sonu vardır. O sona geldiğinde “kendin” olursun. Hep “evet” diyen birinden bazen “hayır” diyen birine dönüştüğünde, kaybetmekten korktuklarını zaten kaybedersin. İşte bu yüzden kaybetme korkun yüzünden kendini ifade etmekten çekinme.
Sevgili kızım, bazen hayır demen gerekir. Demezsen kendine saygını kaybedersin. Başkalarını kendinden daha fazla önemsersin. Kendine saygını kaybetme sebebin olarak hayır diyememeni değil, onları görürsün. Ve onlara öfke duymaya başlarsın. Öfkeni sonsuza dek içinde tutamazsın. Hayır diyemeye diyemeye biriktirdiklerin, bir gün püskürerek içinden çıkar. Hayır demeyi bil. Bilmiyorsan öğren. Hayır diyebildiğini kanıtlamak için değil, kendine saygı duymak ve bu saygıyı korumak, ihtiyacın olan doğal sınırı çizmek için.
42. mektup, 22 Ekim 2019 Salı hthayat.haberturk.com’da...
Önceki mektuplar:
Erteleme, yap hafifle
Almakla vermek arasında denge bul
Dünya her sabah yeniden kurulur
Annenle babanı suçlama artık
Önce kendini sev
Geçmişte yaşama
Yeteneklerini, güçlü yönlerini bil
Hırslı değil azimli ol
Şarz değil şarj!
Bırak, hayal gücün seni uçursun
Sevgi ve şefkat görmek için çocuk kalınmaz
Ezberini boz biraz
Arkadaşlık biraz sevgililiğe benzer
Ne zaman ki “oldun” o zaman doğur
Annenin her bildiği doğru olmayabilir
Kimse aptal değil
Asıl zenginlik bildiklerindir
Rahat nasıl batar?
Bildiğin çektiğine yetmiyorsa yeni bir şeyler öğren
Erkek taklidi yapmana gerek yok
Tazelen, yenilen, özgürleş
Vücudunla iş görme
Evlenmiş olmak için evlenme
Su akar, yolunu bulur
İyi düşün, iyi olsun
Mükemmel insan diye biri yok
Bir kapı kapanır, başka bir kapı açılır
Şükret
Herkes parmak izi gibidir, bir eşi daha yoktur
Çıkarcı arkadaştan uzak dur
Kendini paralama, kimseyi mutlu edemezsin
Su gibi ol, ak git kızım
Aklından geçen başından geçer
Sen sen ol, kendini bırakma
Gökyüzü gibi ol kızım
Bağışla ki kalbin hafiflesin
Kendini dinle, etrafını değil
İnsansız olma ama insana da yaslanma
Hayallerin için emek ver ve hayata güven
Yara izini bile sev kızım