Kendini ve yaptıklarını değerli bul, önemse, ama gözünde büyütme. Bu başkalarını küçümsemene, küçümsediklerinin nefretini kazanmana ve olanca değerini, önemini yalnızlaşırken kaybetmene sebep olur.
İnsan bazen yaptıklarını, elde ettiklerini ya da geldiği yeri “müthiş” bulur. Kendini diğerlerinden farklı ve özel hisseder. Bu kendini müthiş bulma halinin kaynağı hayatının hangi evresinde olduğuna göre değişir. Çocukken aldığın iyi bir not, yıldızlı bir karne, nüfuzlu bir ailenin çocuğu olmaktır. Yetişkinliğinde duvarına astığın diploma, çalıştığın yerin tabelası, kazandığın para, nüfuzlu biriyle yaptığın evlilik ve buna benzer şeylerdir.
Başkalarının senin kim olduğunun ayırdına varmasını ve sana farklı, özel davranmalarını istersin. Bir tür hayranlık duymalarını, saygı göstermelerini, hatta çekinmelerini beklersin. Bu sana kendini güçlü hissettirir. Sana beklediğin gibi davranmadıklarında ise onlara özel ve farklı olduğunu anlatacak biçimde muamele etmeye başlarsın. İhtiyaçlarını karşılamak için rica değil emir cümleleri kullanırsın. Suratlarına bakmadan ya da sanki onlarla iletişim kurmaktan sıkılıyor gibi konuşursun.
Gelgelelim, insanları küçümsemenin bazı sonuçları vardır. İlki, giderek daha az sevilmek, sevilmemek ve nefret kazanmaktır. Çünkü kimse kendine emredilmesinden hoşlanmaz. Şahsına saygı göstermesini beklediğine terbiyesizlik edenden kimse hoşlanmaz. Kendini farklı ve özel, karşısındakini sıradan bulana kimse yakın durmak istemez. İnsan küçümsenin diğer sonucu, yavaş yavaş terk edilmektir. Her şeye rağmen sana özel ve farklı olduğunu hissettirenler, sana mecbur olanlarla sınırlıdır. Bu mecburiyet ortadan kalktığında, gururunu okşayan söz ve davranışlarıyla beraber hayatından çıkacaklarına emin olabilirsin.
Kızım, kendine ve yaptıklarına değer ver, onları önemse. Ama kibirlenme. Hissettiğin değeri ve önemi, başkalarına istediklerini yaptıracağın, onları kullanacağın bir güç olarak görme. Yoksa olanca önemini, değerini kaybedersin. Hiç unutmaman gereken, aslında herkesin özel ve diğerlerinden farklı olduğu, herkesin fark edilmeye ihtiyaç duyduğudur. Sadece kendinle fazla meşgul olduğundan bunun ayırdına varamamış ve onlara sıradan muamelesi ediyor olabilirsin. Ne elde edersen, nerelere gelmiş olursan ol, başkalarına karşı nazik ol. Görmek istediğin özel muameleyi ancak bu nezaketle daim kılabilirsin.
44. mektup, 29 Ekim 2019 Salı hthayat.haberturk.com’da...
Önceki mektuplar:
Aklına hep iyi şeyler getir
“Hayır” demeyi bil
Erteleme, yap hafifle
Almakla vermek arasında denge bul
Dünya her sabah yeniden kurulur
Annenle babanı suçlama artık
Önce kendini sev
Geçmişte yaşama
Yeteneklerini, güçlü yönlerini bil
Hırslı değil azimli ol
Şarz değil şarj!
Bırak, hayal gücün seni uçursun
Sevgi ve şefkat görmek için çocuk kalınmaz
Ezberini boz biraz
Arkadaşlık biraz sevgililiğe benzer
Ne zaman ki “oldun” o zaman doğur
Annenin her bildiği doğru olmayabilir
Kimse aptal değil
Asıl zenginlik bildiklerindir
Rahat nasıl batar?
Bildiğin çektiğine yetmiyorsa yeni bir şeyler öğren
Erkek taklidi yapmana gerek yok
Tazelen, yenilen, özgürleş
Vücudunla iş görme
Evlenmiş olmak için evlenme
Su akar, yolunu bulur
İyi düşün, iyi olsun
Mükemmel insan diye biri yok
Bir kapı kapanır, başka bir kapı açılır
Şükret
Herkes parmak izi gibidir, bir eşi daha yoktur
Çıkarcı arkadaştan uzak dur
Kendini paralama, kimseyi mutlu edemezsin
Su gibi ol, ak git kızım
Aklından geçen başından geçer
Sen sen ol, kendini bırakma
Gökyüzü gibi ol kızım
Bağışla ki kalbin hafiflesin
Kendini dinle, etrafını değil
İnsansız olma ama insana da yaslanma
Hayallerin için emek ver ve hayata güven
Yara izini bile sev kızım