Sevgili kızım,
Her ne iş yapıyorsan çok iyi yap. Dürüst yollardan, kolaya kaçmadan doğru bir şey ortaya koyduğuna emin ol. Yaptığına inan, güven. İçin rahat olsun. Ortaya çıkardığına dair gelen soruları, eleştirileri kolayca yanıtlayabilecek derecede duruma hakim ol.
Şimdi gergin hissedebilirsin. Peş peşe aklından şu sorular geçebilir: “Niye çok iyi yapayım?”
“Vasat olsa ne olur?”
“Kendimi neden sıkıntıya sokayım? Ne için? Kim için?”
Kimse için değil, kendin için. İnsan ortaya çok iyi bir iş çıkardığında kendine duyduğu saygı, güven, inanç artar. Hayatta kendisi için hep daha iyiyi, güzeli arar, çünkü bunu hak ettiğine inanır. Eğer yaptığından keyif alıyorsa sıkılmaz, gerilmez. Fakat tam tersi “lanet olsun”, “bir an önce bitireyim de kurtulayım” duygusuyla hareket ediyorsa, “İdare eder, fena değil” diye ilerliyorsa, yaptığının en iyi ihtimalle “vasat”, hatta “beş para etmez” olduğunu bilir. Kendini de “vasat” bulur ya da “beş para etmediğine” inanır. Vasat veya değersiz hisseden biri, en iyi ihtimalle vasat bir hayat yaşar, çünkü daha iyisini hak ettiğine inanmaz.
“Bir işi nasıl çok iyi yapabilirim?”diye düşünebilirsin. Bunun ilk koşulu, yaptığından keyif alman. Keyif almazsan bir süreliğine çok iyi iş çıkarabilirsin. Oysa keyif alıyorsan, yaptığını geliştirip güzelleştirmenin yollarını arayıp bulur, kendini de başkalarını da şaşırtırsın. Yeni sorun şu olabilir: “Ya sevmiyorsam yaptığım işi?” Tavsiyem, yaptığını sevmediğini düşünmek yerine ona bir ömür biçmen, zaten bitireceğini kendine hatırlatman.Sonrasında severek ne, neler yapabileceğini düşünmen. Bu, istediğini gerçekleştirmek için ihtiyacın olan özgüveni oluşturmana ya da güçlendirmene yardım eder.
Kızım, ne yapıyorsan çok iyi yap. Kendini kanıtlamak, aferin almak için değil. Mecbur olduğun için değil. İşini kaybetmemek için değil. Para kazanmak için değil.Yeteneklerini, becerilerini görmek, sınırlarını bilmek, kendin için en doğru işi bulmak ve onunla meşgul olmak için. Kendine inancını, güvenini pekiştirmek ve saygı duymak, bu saygıyı korumak için. Hepsi birbirine bağlıdır. Çok iyi yaptığında zaten fark edilir, iyi kazanır ve elindekileri korumakla kalmaz, çoğaltırsın. İşte bu yüzden sen sen ol, nerede olursan ol, ne yaparsan yap, çok iyi yap. Elinin ucuyla iş görme.
45. mektup, 1 Kasım 2019 Cuma hthayat.haberturk.com’da...
Önceki mektuplar:
Kibirlenme
Aklına hep iyi şeyler getir
“Hayır” demeyi bil
Erteleme, yap hafifle
Almakla vermek arasında denge bul
Dünya her sabah yeniden kurulur
Annenle babanı suçlama artık
Önce kendini sev
Geçmişte yaşama
Yeteneklerini, güçlü yönlerini bil
Hırslı değil azimli ol
Şarz değil şarj!
Bırak, hayal gücün seni uçursun
Sevgi ve şefkat görmek için çocuk kalınmaz
Ezberini boz biraz
Arkadaşlık biraz sevgililiğe benzer
Ne zaman ki “oldun” o zaman doğur
Annenin her bildiği doğru olmayabilir
Kimse aptal değil
Asıl zenginlik bildiklerindir
Rahat nasıl batar?
Bildiğin çektiğine yetmiyorsa yeni bir şeyler öğren
Erkek taklidi yapmana gerek yok
Tazelen, yenilen, özgürleş
Vücudunla iş görme
Evlenmiş olmak için evlenme
Su akar, yolunu bulur
İyi düşün, iyi olsun
Mükemmel insan diye biri yok
Bir kapı kapanır, başka bir kapı açılır
Şükret
Herkes parmak izi gibidir, bir eşi daha yoktur
Çıkarcı arkadaştan uzak dur
Kendini paralama, kimseyi mutlu edemezsin
Su gibi ol, ak git kızım
Aklından geçen başından geçer
Sen sen ol, kendini bırakma
Gökyüzü gibi ol kızım
Bağışla ki kalbin hafiflesin
Kendini dinle, etrafını değil
İnsansız olma ama insana da yaslanma
Hayallerin için emek ver ve hayata güven
Yara izini bile sev kızım