Sevgili kızım,
Hayatında almakla vermek arasında bir denge kur. Hep almak bencillikten ileri gelir, hep vermek ise mutsuz eder.
Sevildiğini görmek, bilmek güzel bir duygudur. Ama herkesin seni sevmesini istemek ya da seni zaten sevenin biraz daha fazla sevmesini istemek doymazlığa girer. Gördüğün sevgi sana yetmediğinde kendine sor: Ben şu hayatta kaç kişiyi seviyorum? Sevgimi yeterince gösteriyor muyum? Almak istediğin sevginin birazını sen başkalarına veriyor musun acaba?
Tam tersi, “Bütün yaptıklarıma rağmen gördüğüm muameleye bak” mı diyorsun? Yani çok sevgi verdiğini, fakat gösterdiğin sevginin karşılığını alamadığını mı düşünüyorsun? O zaman neden o kadar sevgi verdiğine bak. Aslında görmek istediğin sevgiyi gösteriyor, yani alamadıkça terazinin kefesini daha çok dolduruyor olabilir misin?
Yoksa yeterince sevildiğine inanıyorsun, ama aldığın bu sevgiyi verdiğinin karşılığı olarak mı görüyorsun? Yani sen çok sevgi verdiğin için çok sevgi aldığına mı inanıyorsun? Kendine koştuğun bu şart sana nasıl hissettiriyor?
Sadece sevgi konusunda değil, her konuda aldığınla verdiğin arasında bir denge bul. Biri sana bir fincan kahve mi ikram etti, sen de bir başkasına başka bir şey ikram et. Biri sana bir demet çiçek mi uzattı, sen de başka birine başka bir demet der. Yüreğini okşayan bir söz mü duydun, yürek okşayan bir söz et. Tanımadığın biri selâm mı verdi, tanımadığın birine selâm ver. Biri bir ihtiyacını mı karşıladı, dön başka birine omuz ver. Biri gözündeki yaşı mı sildi, ötekinin gözündeki bir damlayı sil. Biri bir sürpriz yaptı da çok mu mutlu oldun? Bir sürpriz hazırlayıp başka birini mutlu et.
Kızım hayatta hep alamazsın, hep veremezsin. Aldıklarınla verdiklerin arasında bir denge bul. Hayat almak kadar vermek, vermek kadar almak üzerine kuruludur. Sadece verirsen hiç alamadığın için bir gün isyan edersin. Sadece alırsan bencil olursun, yalnız kalırsın ve alamaz hale gelirsin.
Bu dengeyi kurmak için hep hesap mı yapacaksın? Hayır. Alınca sahip olup zenginleştiğini, verince eksilip fakirleştiğini düşünmezsen, hanene gelen her şeyi emanet kabul edersen o denge kendiliğinde kurulur.
40. mektup, 15 Ekim 2019 Salı hthayat.haberturk.com’da
Önceki mektuplar:
Dünya her sabah yeniden kurulur
Annenle babanı suçlama artık
Önce kendini sev
Geçmişte yaşama
Yeteneklerini, güçlü yönlerini bil
Hırslı değil azimli ol
Şarz değil şarj!
Bırak, hayal gücün seni uçursun
Sevgi ve şefkat görmek için çocuk kalınmaz
Ezberini boz biraz
Arkadaşlık biraz sevgililiğe benzer
Ne zaman ki “oldun” o zaman doğur
Annenin her bildiği doğru olmayabilir
Kimse aptal değil
Asıl zenginlik bildiklerindir
Rahat nasıl batar?
Bildiğin çektiğine yetmiyorsa yeni bir şeyler öğren
Erkek taklidi yapmana gerek yok
Tazelen, yenilen, özgürleş
Vücudunla iş görme
Evlenmiş olmak için evlenme
Su akar, yolunu bulur
İyi düşün, iyi olsun
Mükemmel insan diye biri yok
Bir kapı kapanır, başka bir kapı açılır
Şükret
Herkes parmak izi gibidir, bir eşi daha yoktur
Çıkarcı arkadaştan uzak dur
Kendini paralama, kimseyi mutlu edemezsin
Su gibi ol, ak git kızım
Aklından geçen başından geçer
Sen sen ol, kendini bırakma
Gökyüzü gibi ol kızım
Bağışla ki kalbin hafiflesin
Kendini dinle, etrafını değil
İnsansız olma ama insana da yaslanma
Hayallerin için emek ver ve hayata güven
Yara izini bile sev kızım