Sevgili kızım,
Birden fazla işi eşzamanlı olarak başa çıkarmaya çalışacaksın. Bu durum kimi zaman kaçınılmaz, kimi zamansa senin seçimin olacak. Bunalıma girmeden önce sebebin hangisi olduğunu ayırt etmeni tavsiye ederim. Bunun ayrımına varırsan stres kaynaklarını azaltabilir, geri kalanı nasıl idare edebileceğini öğrenebilirsin.
Bazen koşullara uyum sağlamak durumda kalacaksın. Hayatının belli dönemlerinde, uzun ya da kısa bir süre zarfında çok meşgul olacaksın. Öğrenciyken aralıksız izlediğin dersleri peş peşe çalışman, verilen ödevleri yapman, sınavlara girmen, hepsini geçmen gerekecek. Çalışırken senden beklenenleri yerine getirirken aynı anda çalan telefonları cevaplaman, o arada seni özleyen çocuğunun nasıl olduğunu sormak için eve ya da okula bağlanman icap edecek. Her iki durumda da yetişemediğini, yetemediğini hissedeceksin, bunalacaksın.
Bu yetersizlik duygusunu, bunalmayı bazen senin seçimlerin doğuracak. Ne kadar yetenekli, becerikli, zeki olduğunu görmek, göstermek için gereğinden fazla sorumluluk yükleneceksin. Veya kendini farklı farklı işlerle uzun uzun meşgul etmenin sebebi, hayatının birtakım gerçeklerini görmemek, unutmak istemen olacak.
Koşullara mı uyum sağlaman gerekiyor, yoksa kendini mecburiyetlere gark eden sen misin? İkisini birbirinden ayır. Uyum sağlaman gereken koşulların bir süresi var mı yok mu?
Eğer süresi belliyse, biteceğini bilerek elinden gelenin en iyisini yap. Eğer ucunu göremiyorsan, hep öyle devam edecek gibi görünüyorsa koşullarını değiştirmenin yollarını aramaya koyul. Meselâ iş, hatta meslek değiştirme seçeneklerini düşün. Bunun için kendine bir süre ver. Bir sınır belirlemek seni rahatlatır. Değişim fikrine alışmana da yardımcı olur.
Yüklendiğin sorumlukları, girdiğin mecburiyetleri sen seçtiysen, önce bunları seçenin sen olduğunu kabul et. Sonra da bırakmaya başla. Ama hepsini bir anda değil, sırayla. Bunun için bir ön hazırlık yap. Çok meşgul olmanın seni zeki ve yetenekli kıldığı inancından vazgeç. Yerine yeteneklerini ve zekânı gösterecek yeni bir inanç geliştir. Bu inanç, kendini kandırdığın bir yalan değil, dayanağı olan bir gerçek olsun. Şayet hayatının meşgul olmak istemediğin sorunlarından kaçmak için meşgaleler, yükümlülükler yaratıyorsan biraz yavaşla. Kaçtığını kabul et, kaçmak yerine onu nasıl çözeceğini düşün.
Kızım, insanın harekete ihtiyacı vardır. Durmak insanı paslandırır. Ancak hareketin de bir sınırı vardır. Bedenini ve zihnini, onları parlatmak için at gibi koşma. Buna mecbur değilsin.
48. mektup, 15 Kasım 2019 Cuma hthayat.haberturk.com’da
Önceki mektuplar:
Az konuş
Kendini kimseyle kıyaslama
Elinin ucuyla iş görme
Kibirlenme
Aklına hep iyi şeyler getir
“Hayır” demeyi bil
Erteleme, yap hafifle
Almakla vermek arasında denge bul
Dünya her sabah yeniden kurulur
Annenle babanı suçlama artık
Önce kendini sev
Geçmişte yaşama
Yeteneklerini, güçlü yönlerini bil
Hırslı değil azimli ol
Şarz değil şarj!
Bırak, hayal gücün seni uçursun
Sevgi ve şefkat görmek için çocuk kalınmaz
Ezberini boz biraz
Arkadaşlık biraz sevgililiğe benzer
Ne zaman ki “oldun” o zaman doğur
Annenin her bildiği doğru olmayabilir
Kimse aptal değil
Asıl zenginlik bildiklerindir
Rahat nasıl batar?
Bildiğin çektiğine yetmiyorsa yeni bir şeyler öğren
Erkek taklidi yapmana gerek yok
Tazelen, yenilen, özgürleş
Vücudunla iş görme
Evlenmiş olmak için evlenme
Su akar, yolunu bulur
İyi düşün, iyi olsun
Mükemmel insan diye biri yok
Bir kapı kapanır, başka bir kapı açılır
Şükret
Herkes parmak izi gibidir, bir eşi daha yoktur
Çıkarcı arkadaştan uzak dur
Kendini paralama, kimseyi mutlu edemezsin
Su gibi ol, ak git kızım
Aklından geçen başından geçer
Sen sen ol, kendini bırakma
Gökyüzü gibi ol kızım
Bağışla ki kalbin hafiflesin
Kendini dinle, etrafını değil
İnsansız olma ama insana da yaslanma
Hayallerin için emek ver ve hayata güven
Yara izini bile sev kızım