Birileriyle flört etmeniz veya bir ilişkinizin olmasını istemeniz gayet doğal. Biriyle birlikte olmak için duygularınızdan taviz veriyorsanız, o kişinin kendisine değil, sahip olduğu bir şeye yakınlık hissetmeniz muhtemeldir. Ancak bazı gerçeklerle yüzleşmenin vakti gelmiş olabilir. Öyleyse devamını okumaya hazır olun.


İnsanlar sosyal varlıklardır. Ruh ikizini aramak, ruh eşini aramak, hayat arkadaşını bulmak veya sadece birlikte iyi vakit geçirmek gibi sebeplerden hangisi için olursa olsun; insanlar bir başkasıyla özel bir ilişki kurmak isteyebilir. Bu, ihtiyaç duyduğumuz bir eğilimdir. Ancak aşk yaşamak için taviz vermek bu eğilimin bir parçası değildir. Peki, ortada bir sorun olduğunu nasıl anlarız?


Kırmızı çizgilerinizi belirleyin

İlişkiler başlarken genellikle heyecan büyüktür. Herkes en iyi versiyonunu sahneye koyar ve ilişkiye pembe gözlüklerle bakma eğilimi yüksektir. Özellikle de evliliğin ilk günlerinde, hele ki birlikte yaşama deneyimi yoksa iki tarafın da daha önce dikkat çekmeyen yönleri ortaya çıkar. Nişanlanmak, evlenmek veya birlikte yaşamak gibi büyük kararlar öncesinde birbirini olabildiğince tanımak gerekir. Bazı şeyler ancak deneyim alanında ortaya çıksa da nelerin kırmızı çizgi olduğu konusunda konuşmak iyi bir fikirdir. Partnerinizle, hoşlanmadığınız ve hatta tahammül edemediğiniz şeylerle ilgili olarak baştan konuşun. Giyilmiş çorapların ortada bırakılması veya lavaboya dökülmüş saçların toplanmaması gibi durumlar aşkınıza gölge düşürmesin! Saçma görünse bile bu konuları sakin bir ortamda önceden konuşmak en iyisidir. Elbette, olabildiğince…


Kaybetme korkusuyla duygularınızı içinize atmayın

Sevgiliniz veya partnerinizle bir aradayken dilinizi sık sık ısırıyor, başka bir deyişle bazı şeyleri söylememek için kendinizi tutuyor musunuz? Pek çok insan kendi kendine, içine atarak ve olduğu yerde üzülüp sinirlenmeye alışıktır. Ancak bu alışkanlığı kırmak ve karşı tarafa duyguları açıkça ifade etmek en doğrusudur. Bir yetişkin olmak, kendi duygularının sorumluluğunu almayı da gerektirir. Söz konusu durum hakkındaki şikâyetiniz veya fikirlerinizi ifade etmemek size de sorumluluk yükler. İfade etmediğiniz bir şikayetiniz için karşı tarafı sorumlu tutamazsınız. Kısacası, istediğiniz şeyin gerçekleşmemesi konusunda partnerinize içerlemek yerine duygularınızı açıkça ifade etmeniz gerekir.


Küçük sorunları konuşmayı ertelemeyin

Sinek küçüktür ama mide bulandırır! Partnerinizin bir davranışı sizi huzursuz ediyorsa bu duygunun üzerini kapatmanız ilişkinize zarar verebilir. Ortada bir huzursuzluk varsa, altında yatan asıl duygu ve düşünce ortadan kalkmaz. Sessiz kalmak sadece sorunların üzerini geçici bir süreliğine kapatır. Sorunların sizde yarattığı duygulardan kaçmanız da muhtemeldir. Bunu fark ediyorsanız öncelikle tam olarak ne hissettiğinizi kendinize sorun. Rahatsızlığınızın asıl sebebini ortaya çıkardıktan sonra, sorun göze küçük gibi görünse bunu partnerinizle konuşun. Bir konuşma talep etmek mutlaka büyük sorunlar olduğu veya ufukta bir ayrılığın olduğunu işaret etmez. Sorunlar birikmeden konuşun. Kaybetmekten korkmayın. Bu yazı ilginizi çekebilir: "Yapıcı şekilde tartışabilmenin ve sağlıklı iletişim kurmanın yolları"



Duyguların üzerini örtmeyin

İlişkilerde kendinden taviz vermeye giden yolun başını kendi duygularının üzerini örtmek geçer. Yukarıdaki maddelerde de tekrar tekrar vurgulandığı gibi, bir davranışın veya durumun yarattığı duygular oldukça önemlidir. Duyguların altında çeşitli düşünce kalıpları yatıyor olabilir. Bunları fark etmek bazen kendinizle ilgili, bazen de partnerinizle ilgili bir şeyler keşfetmenizi sağlar. Bu da samimi ve gerçek bir ilişkinin temelidir. Küçük tartışmalardan kaçınmak size bir şey kazandırmaz. Tam tersine, biriken duygular sağlıklı bir iletişimin önüne geçer.


Artık kim olduğunuzu bilmiyorsanız dikkat!

Partnerinizin size uygun olmayan hobilerini benimseyecek misiniz? Olabilir. Herkesin istediği hobiye vakit ayırma hakkı vardır. Ancak partnerinizin ilgi alanına neredeyse ondan daha fazla sahip çıkıyorsanız, bunu onun ilgisini çekmek için yapıyor olabilirsiniz. Kim olduğunuz, gerçekte nelerden hoşlandığınız veya hoşlanmadığınız hakkında yalan söylemek, ilişkinin güven temeline zarar verir. Bunun için her şeyden önce kendinize yalan söylemediğinize emin olmanız gerekir. Sürdüremeyeceğiniz konularda beklenti yaratmaktan kaçının.


Sınırlarınız olsun

Yaş almaya ve ruhsal olarak olgunlaşmaya başlamak, ne konuda tavizler verebileceğiniz ve ne konuda sınırlarınızın net olduğunu anlamanızı sağlar. Geçmişiniz, yapmak zorunda olmadan yaptığınız birçok şeyle dolu olabilir. Zamanı geriye alamazsınız ancak hatalarınızdan ders çıkarabilirsiniz. İlişkiniz içinde sınırlarınızın olması sizi partnerinizden uzaklaştırmaz, korkmayın! Sınırlarınız, daha sonra utanacağınız şeyler yapmanızın önünde bir set oluşturur. İlişkiye başlamadan önce de sınırlar önemlidir. Karşınızdaki kişinin ilgisini çekmek ve kalbini kazanmak için kendi sınırlarınızı aşarak ona yaklaşmak size zarar verebilir. Hoşlandığınız kişiyle yakınlaşmak her ne kadar o sıralarda hayatınızın en önemli konusu gibi görünse de kişiliğinizden ödün vermeniz sizin hayatınız boyunca sizinle olacak bir şeye ihanet etmenize sebep olabilir; kendinize.




Özverili olmak için kendinizi zorlamayın

Sadece ikili ilişkilerde değil, genel olarak insan ilişkilerinde zaman zaman özveride bulunmamız gerekebilir. Hayatın doğal akışı içinde denge bulmak için özveri ihtiyacı doğabilir. Ancak özverili olmayı bir meziyet olarak görüyorsanız yanılıyorsunuz! Duygusal ilişki içinde bulunduğunuz kişi için fedakârlık yapmak, kendinden ödün vermek, duygularını bastırmak ve ideallerinden vazgeçmek bir meziyet olmadığı gibi sürdürülebilir bir şey de değildir. Gerektiği yerde, gerektiği kadar fedakârlıkta bulunmak ilişkinin o anda ihtiyacı olan dengeyi sağlayabilir. Sürekli kendinizle ilgili bir şeylerden vazgeçiyorsanız veya karşı taraf istemeden kendinizden bir şeyler veriyorsanız, sorun kendi egonuzun ihtiyaç duyduğu bir eksiklikten olabilir. Aşırı fedakârlık sağlıklı bir durum değildir, bunu dikkate alın ve gerekirse profesyonel yardıma başvurun.


Pasif-agresif tutumların farkına varın

Birkaç cümle ile kolayca çözülebilecek bir mesele karşısında kapılar çarpılıyor veya sesler yükseliyorsa, bu durum, problemin çok büyük olduğu anlamına gelmez. Kendinizi suçlu hissetmeden önce bir düşünün. Karşı tarafın öfke kontrolü problemi varsa, sorunun kendisinden önce, bu öfkenin altında yatan asıl sebepleri ortaya çıkarmak gerekir. Kimse kimsenin aklını okuyamaz. Eşiniz, sevgiliniz veya partneriniz olarak gördüğünüz kişi duygularını ifade etmekten kaçınıyor veya bunu başaramıyorsa, verdiği dengesiz tepkiler yüzünden siz kendinizi suçlu hissetmemeniz gerekir. Partnerinize, ortada bir sorun varsa bunun konuşularak çözülebileceğini hatırlatın. Duygu seline siz de kapılmayın. Duygusal manipülasyon ve Gaslighting nedir? içeriği ilginizi çekebilir.


Duygusal vampirlerle enerjinizi tüketmeyin

Dünyaya belli süre boyunca yaşamak için gerekiyoruz ve bu da zamanın ne kadar değerli olduğunu ortaya koyuyor. Zamanınız ve enerjiniz, paha biçilemeyecek olan kaynaklarınızdır. Bunların sizin için bir yaşam kaynağı olduğunu aklınızdan hiç çıkarmayın. Maddi kaynaklar yerine geri konabilecek gibi görünse de aslında manevi kaynaklarınız yani genel anlamıyla enerjiniz de maddi kaynaklarınızı dolaylı hatta çoğunlukla doğrudan etkiler. Bir ilişki yaşamak için veya yalnız kalmamak için kaynaklarınızı tüketiyorsanız, bunu tekrar düşünün. Birinin ilgisini çekmek, onu sizinle birlikte olmaya veya beraberliğinizi sürdürmeye ikna etmek için kendi kaynaklarınızı hızla tüketiyorsanız “Ne için?” sorusunu kendinize sormanızın vakti gelmiş olabilir. “Bir ilişki yaşamayı neden bu kadar istiyorum?” veya “Bu kişiyle birlikte olmayı neden bu kadar istiyorum?” soruları en temelden başlamanızı sağlar.


Üçüncü kişi olmayın

Son olarak… Birine sırılsıklam aşık olabilirsiniz. Aşk çok yoğun bir duygudur, bunu kabul etmek gerekir. Ancak aşkın ömrünün 3-4 yılı geçmediğini de duymayan kalmamıştır. Duygularınızdan ne kadar emin olursanız olun, hiçbir duygu üçüncü kişi olmaya değecek kadar ön plana geçmemelidir. Eğer ki aşık olduğunuz kişinin hayatında bir başkası varsa veya o kişinin kalbinin tamamen boş olduğundan emin değilseniz, sırf o kişiyle bir arada olma tutkunuz uğruna pişman olacağınız durumlar içine girmeyin. Eğer bir ilişkiye uzaktan bakıp imrenen bir pozisyonda iseniz bu statüde kalmaya devam etmeyi göze alın. Karmaşık bir süreç içindeyseniz de diğer kişi olmak, kurban rolü oynamak veya intikam alan tarafta olmak size uzun vadede fayda getirmez, bunu hatırlayın. Gerçeklerden kaçmayın.




Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.