Patronumuza ve iş arkadaşlarımıza sinirleniriz, kendi anne babalarımızın davranışlarına kızarız ancak çoğunlukla bunları içimize atarız. Düşündüğümüz her şeyi söyleyemediğimiz ve duygularımızı tam olarak ifade edemediğimiz durumlarda içimizde tutmak zorunda kalırız ve bu da ruhsal olarak sıkıntı yaşamamıza neden olur. Aynı şeyin çocuklarımız için de geçerli olduğunun ne kadar farkındayız?


İçimize attığımız ve söyleyemediğimiz her şey

Sosyal ve aile içi ilişkiler, çoğu zaman düşündüğümüz her şeyi, hissettiğimiz her duyguyu dile getirmemizin önünde engel olur. Artık içimizde tutmak istemediğimiz bir zaman gelir ancak kendimizi yine de kontrol altında tutmayı başarırız, genellikle... Her şeyi dürüstçe, içinden geldiği gibi, sınır koymadan, karşındakinin hislerini düşünmeden olduğu gibi söyleyebilen insanların sonunda yalnız kalacağından endişe ederiz. Biz de onlardan biri olmak istemeyiz.


Çocuğunuz da sizin gibi içine atıyor

Pek çok anne baba, sosyal toplum içinde uydukları, ne zaman nerede neyi söyleyip söylemeyeceği sınırını söz konusu çocukları olunca unutuyorlar. Kendimizi içinde bulduğumuz, duygularını dökememe durumunu bizler de ebeveynleri olarak çocuklarımıza yaşatıyoruz. Onların çocuk olduğunu, hafızaya sahip olduklarını, onların da öfkelenebileceğini, hatta yetişkinlerden çok daha kırılgan olabileceklerini unutuyoruz. Çocuklarımızı, bize karşı kendilerini ifade ederken, tıpkı bizim başkalarının karşında olduğumuz gibi köşeye sıkışmış hissettiriyor olabilir miyiz?


Onların hafızasını biz yaratıyoruz

Çocuklarımızın hafızalarını, anılarını, kişiliklerini ve karakterlerini biz yaratıyoruz, biz oluşturuyoruz. Nasıl hissedeceklerini, gelecekte davranışlarımızın onları nasıl etkileyebileceğini düşünmeden hareket ediyoruz. Bizim asıl görevimiz onları özgüven sahibi dengeli kişilikler olarak büyütmek olsa da kontrolümüz altında tutarak bunun tam tersi bireyler yetiştiriyor olabiliriz.


Derin bir nefes alın ve önce sonuçları düşünün

Ebeveynlik kitaplarında öğretilen bir bilgi vardır; önce nefes alın, çocuğunuza vereceğiniz mesajı iyi düşünün ve durumu pozitif sonuçlar verecek şekilde nasıl yönlendirebileceğinize odaklanın. Sonra harekete geçin.



Bu yöntemin adı öz-düzenlemedir (Self regulation). Öz-düzenleme, anne ve babaların kendilerini gözlemlemesini sağlar, verdikleri tepkileri dengelerler ve problemlerini çözebilecekleri şekilde zihinlerini toparlayabilirler.

Öz-düzenleme nedir?

Öz-düzenlemenin aşamalarını ve 5 kilit önem taşıyan faktörü şöyle:

1- Öz-düzenlemenin amacı minimum destekle ve güven duygusu aşılayarak etkili bir ebeveynlik sağlamaktır.

2- Öz-düzenleme ile anne babalarının çocuklarına davranışlarını pozitif yönde değiştirmeleri amaçlanır.

3- Öz-düzenleme sayesinde anne babalar, doğru kelimeler ve doğru davranışları seçerek kendi hedefleriyle çocuklarının hedeflerini akıllıca bir araya getirebilirler.

4- Sakince ve gerekli zamanı vererek, çocuklarının davranışlarını iyiye doğru değiştirebilirler.

5- Problem çözme yetisi kazanabilirler. Anne babalar problemi bulabilirler, doğru çözüm yaklaşımını geliştirebilirler, doğru şekilde uygulayabilirler ve sonuç alabilirler.



Çocuklarınıza iyi davranın

Çocuğun zihni boş bir tencere gibidir, içinde pişireceğiniz yemeğin tadını da ne kadar besleyici olduğunu da siz belirlersiniz. Çocuğa iyi davranmak, sakin olmak ve güven aşılamak aynı zamanda iyi anılar biriktirmesini ve özgüven sahibi olmasını sağlamak anlamına gelir. Bu şekilde çocuğunuzu doğru rotaya yönlendirebilirsiniz.


Her zaman kendinize güvenin

Çocuklarımızın bizi dinlemesini ve onları yetiştirmek istediğimiz gibi bireyler olmasını istiyorsak öncelikle onların gözünde ne yaptığından çok emin ve güven verebilecek ebeveynler olmamız gerekiyor. Onları, bize güvendikleri taktirde her zaman doğru yolu bulabileceklerine ikna edebilmeliyiz. Bu sayede daha güçlü kişiler olarak hayata bırakabiliriz ve kendilerini her şeye karşı koruyabilirler.


Her zaman sakin olamazsınız

Bazı zamanlar gelir, sabrımızın sonuna geldiğimizi hissederiz. Mantığımız devreye giremez ve adeta çizgi roman kahramanı Hulk gibi içimizden yeşil dev çıkar. Derin nefes alarak düşüncelerimizi ve davranışlarımızı kontrol etmek, çocuklarımıza karşı yapmak zorunda olduğumuz görevlerin en başında gelir.


Başkalarına sinirlenip hırsımızı onlardan çıkartmadığımızdan emin olmalıyız.

Aşırı tepki göstermemeliyiz.

Onları, kendimiz gibi, içine attıkları duygu ve düşüncelerle başa çıkmak zorunda bırakmamalıyız.

Davranışlarımızı ve kelimelerimizi çok dikkatli seçerek, onlara da kendi çocuklarına nasıl davranacaklarını öğretebiliriz.




Referanslar:

John D. Rich. "Parenting Requires Self-Regulation". Şuradan alındı: https://www.psychologytoday.com/intl/blog/parenting-purpose/202003/parenting-requires-self-regulation. (03.03.2020)

Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.