HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ
İsteğim, ruhumun kelebek gibi hafiflemesi
Giriş: 06 Mart 2020, Cuma 13:30
Güncelleme: 06 Mart 2020, Cuma 13:30

Böyle olacağını düşünmemiştim.

Gözümün önüne gelip duran görüntüleri, kulağımda çınlayan sözleri yazacağım ve kurtulacağım sanmıştım. Hata buradaydı. Geçmiş kurtulacak değil, iyileştirilecek bir şey.

Anlatmak iyileştiriyor, bu doğru. Anlatmanın bir biçimi olarak yazmanın sağaltıcı bir etkisi var, inkâr edemem. Ancak aralıksız anlatmak iyi gelmiyor. Anlattığımın benden uçtuğuna emin olmam için bir es vermem lazım. Birkaç günlük esler yeterli değil. Yazarken bunu anladım. İçinden mutlak surette annemin geçtiği her hadiseden sonra derin nefesler almaya, doğum sancısını hafifletmeye çalışan kadınların yaptığı gibi, belki biraz daha uzun aralıklarla ve uzun uzun, o nefesleri iki dudağımın arasından salmaya gerek duyuyorum. Kendimi yeniden doğurmak için buna ihtiyacım var.

Etine batıp gizlenen, orada olduğunu bilmediğin için çekip çıkaramadığın, çekip çıkaramadığın için acısına katlanmak zorunda kaldığın incecik tahta kılçık gibi hatıralar. Nasıl ki tahta kılçığı çekip çıkarmanın yolu var, ama önce etine battığı yeri teşhis etmen gerek, hatıraların ızdırabını dindirmek için de durdukları yere inmen icap ediyor. Nasıl ki çıkarmazsan kılçığın kangrene çevirmesi muhtemel, hatıralar da aynı, ittikçe itersen ruhunu kangren etmesi işten değil. Oysa istediğim, ruhumun kelebek gibi hafiflemesi.

Anılarını yazması, insanın kendi psikanalizini bizzat yapması demek. Geçmişin karanlığına gömüldüğünü sandığın, hatta varlıklarının farkında bile olmadığın hatıraların gün yüzüne çıkmasına izin vermek. Bu ilk aşama. Peki sonra ne olacak? Ne yapacaksın o gün yüzüne çıkanlarla? Önemli olan bundan sonrası.

Acele etmemek gerekiyor. Yıllar alacak bir iş. Hatıraları itmemeyi, bastırmamayı, serbest bırakmayı ve onlara artık başka bir yerden bakmayı öğrenene kadar sürecek bir iç çalışma.

Şahsen, bu iç çalışmaya herkesin ihtiyacı olduğunu düşünüyorum. Aksi halde yıllar geçiyor, yok saydığın ne varsa hepsi kendini “Bir yere gitmedim, buradayım” diye hatırlatıyor ve sen öfkeni ifade etmeye başlıyorsun. O söze inanmıyorum. Zaman tek başına hiçbir şeyi iyileştirmiyor. İyileştiren, insan. Sadece iyileştirme gücü olduğunu görmesi vakit alıyor. Ve biz yanılarak geçen bu vakte ilaç diyoruz.

Bir süre ara...

Önceki bölümler...

News Image
BİR KADININ HATIRA DEFTERİ

Herkes kendi kafasındaki sınırlarla çevrili

News Image
BİR KADININ HATIRA DEFTERİ

Ya başına annen kadar taş düşerse?

News Image
BİR KADININ HATIRA DEFTERİ

Bırak sen yapamazsın!

News Image
BİR KADININ HATIRA DEFTERİ

Annem en çok oğlunu seviyor

News Image
BİR KADININ HATIRA DEFTERİ

Ergendim ve patatese benziyordum

News Image
BİR KADININ HATIRA DEFTERİ

“Anne olacağıma taş olsaydım!”

News Image
BİR KADININ HATIRA DEFTERİ

Kız okulu: açık hapishane, laik manastır

News Image
BİR KADININ HATIRA DEFTERİ

Hadi giyinin gezmeye gidelim

News Image
BİR KADININ HATIRA DEFTERİ

Babamla annem arasındaki fark

News Image
BİR KADININ HATIRA DEFTERİ

Annemin gerçek ailesi

News Image
BİR KADININ HATIRA DEFTERİ

Annenden kaçarken doluya tutulmak

News Image
BİR KADININ HATIRA DEFTERİ

İstediğim bir avuç özgürlük

News Image
BİR KADININ HATIRA DEFTERİ

Sen daha genç kız değilsin!

News Image
BİR KADININ HATIRA DEFTERİ

Anne - kız arkadaşız biz, konuşalım biraz

News Image
BİR KADININ HATIRA DEFTERİ

Hangi taşı kaldırsam altından annem çıkıyor

Paylaş:
brush-black

Yorumlar