Yayımlanan yeni bir araştırmaya göre, yetişkinlikte DEHB teşhisi almak hastaların benlik algısını, başkalarıyla olan ilişkilerini ve sağlık sistemiyle yaşadıkları deneyimleri oldukça farklı şekillerde ve derinden etkiliyor. Geçmişteki araştırmalar çoğunlukla DEHB semptomlarının gündelik hayata etkisine odaklanırken; bu çalışma, doğrudan "teşhis almanın" bireylerin yaşanmış deneyimlerini nasıl şekillendirdiğini anlamak için mevcut literatürü mercek altına alıyor.
Uzmanların ulaştığı sonuç ise oldukça net: Yetişkinlikte Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu tanısı almak; kişisel geçmişlere, sahip olunan sosyal kaynaklara, toplumsal damgalama ortamlarına ve sunulan sağlık hizmetlerinin yapısına bağlı olarak değişkenlik gösteren, hem hislerinizi onaylayıp sizi rahatlatan hem de sarsıcı olabilen son derece karmaşık bir süreç.
DEHB teşhisiyle kendinizle kurduğunuz ilişki yeniden yazılıyor
Araştırmaya göre teşhis anı, hastalar için geçmiş deneyimlerini yepyeni bir mercekten değerlendirdikleri gerçek bir dönüm noktası işlevi görüyor. Bu süreçte oldukça belirgin duygusal değişimler görülebiliyor. Kişi yaşadığı zorlukların faturasını kendi karakterine kesmekten vazgeçip durumu gözden kaçırılmış DEHB'ye bağlıyor. Bu farkındalık, kişide büyük bir öz şefkat duygusunu ve daha olumlu bir benlik algısını beraberinde getiriyor.
Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var. Çoğu hasta, teşhis edilmemiş yıllar boyunca kaçırdığı fırsatlar ve potansiyeller için derin bir yas ve pişmanlık duygusu yaşıyor. Hatta bazı durumlarda bu teşhis, kişinin gelecekteki beklentilerine dair endişelenmesine bile yol açabiliyor.
Yetişkinlikte hiperaktiviteye çözümler
Sosyal çevre ve diğer insanlarla ilişkiler
DEHB teşhisi, kişinin hayatı boyunca hissettiği o sosyal farklılık duygusunu hem büyütüyor hem de anlamlandırarak yeniden çerçevelemesini sağlıyor. Teşhis, bireylerin kendi iç dünyalarını ve yaşadıkları zorlukları diğer insanlara anlatabilmeleri için güçlü bir iletişim aracına dönüşüyor. Bununla birlikte, durumun başkalarıyla paylaşılıp paylaşılmayacağı kararı genellikle toplum tarafından damgalanma korkusuyla şekilleniyor.
En iyileştirici adımlardan biri ise daha geniş bir DEHB topluluğyla bağ kurmak oluyor. Bu topluluklar kişiye aidiyet hissi veriyor, yaşadıklarını doğruluyor ve onu o derin yalnızlık hissinden kurtarıyor.
Sağlık sistemiyle yaşanan zorlu sınav
Araştırmanın belki de en çarpıcı kısımlarından biri, yetişkin hastaların sağlık sistemiyle verdikleri mücadeleyi ortaya koyması. Hastaların büyük çoğunluğu, doğru teşhisi alana kadar defalarca yanlış teşhis konulduğunu ve ruh sağlığı uzmanları tarafından ciddiye alınmadıklarını belirtiyor. Tanıya giden yolda engellerle karşılaşmak bir istisna değil, adeta bir kural durumunda. Doğru tanı konduktan sonra tedaviye ve çeşitli müdahalelere erişim gibi pek çok olumlu sonuç doğsa da, bu erişim oldukça tutarsız bir şekilde ilerliyor.
Araştırmacılar, elde ettikleri bu bulguların, DEHB hizmetlerinin inatla sadece çocuklara yönelik kalmasının yarattığı ağır insani bedeli çok açık bir şekilde gösterdiğini vurguluyor. Kısacası yetişkinlikte teşhis almak devasa bir omuzdan yük kalkma hissiyle birlikte erken fark edilmemenin getirdiği öfkeyi aynı anda barındıran, kişinin kendini affettiği ve yeniden doğmuş gibi hissettiği çok katmanlı bir yolculuk.
Kaynak: Nicole C. Kear. "ADHD Diagnosis in Adulthood Shapes Self-Concept in Complex Ways: New Study". Şuradan alındı: https://www.additudemag.com/sense-of-self-concept-diagnosis/.
DEHB Günlüğü 2: DEHB nedir, belirtileri nelerdir?
Yetişkinlikte DEHB Belirtileri: Ne zaman, ne yapmalı?