Oyunun çocuğun bilişsel gelişimine etkisi nedir?

Oyunun çocuk üzerindeki olumlu etkilerini hepimiz biliyoruz. Oyun öğrenmede ve eğlenmede oldukça etkilidir, çocuklar oyun oynarken hem eğlenir hem de öğrenir. Peki her oyun, çocukta iyi etkiler yaratır mı? Mesela dijital oyunlar olarak bilinen bilgisayar oyunları...

Oyun oynamak çocuğu nasıl etkiler?

Konunun uzmanları ile “Oyun”u konuştuk. İşte edindiğimiz bilgiler...

 

Memorial Şişli Hastanesi Çocuk ve Ergen Psikiyatri Bölümü'nden Doç. Dr. M. Kayhan Bahalı, oyun ve çocuk ilişkisi hakkında merak ettiklerimizi yanıtladı.

 

Oyun, çocuk için ne ifade etmektedir?

Bir çocuk için oyun oynamak birçok şeyi ifade edebilir: Bir çeşit eğlence, rahatlama, stres atma ve hatta sosyal ve duygusal sorunlarla baş etme yöntemi olabilir. Gerçek hayattan ve getirdiği zorluklardan kaçışı veya bir çeşit kimlik arayışını gösterebilir. Ayrıca arkadaş grubuyla birlikte hareket etme ve grup içinde saygınlık ve statü kazanmanın bir yolu da olabilir.

 

Oyun rahatlatan bir şey midir? Her oyun çocuğu rahatlatır mı?

Oyun, özellikle eğlence amacıyla kullanıldığında kısa dönemde bir rahatlama sağlayabilir. Ancak bu genellikle geçici bir durum olup zamanla verdiği rahatlık hissi azalacaktır. Aynı rahatlık hissini elde edebilmek için çocuk daha fazla oyun oynamak zorunda kalabilir ve bu durum uzun dönemde sıkıntı verici bir hal alabilir. Günlük hayattaki sorunlarla baş etme, çözüm ya da kaçış yöntemi olarak kullanıldığında da yine benzer geçici bir rahatlama sağlayabilir. Ancak uzun dönemde gerçek hayattaki sorunların kalıcı olarak çözülmemesi çocuk üzerindeki baskıyı arttırabilir. Bunlara ek olarak aşırı oyun oynamanın getirdiği düşük sosyal uyum becerileri ve düşük akademik performans da çocuğun rahatsızlığını arttırabilir.

 

Az beceri gerektiren oyunların dışında; internet ortamında stres seviyesini artıracak birçok oyun bulunmakta. Bu konuda nelete dikkat edilmelidir? Çocuklar nasıl yönlendirilmelidir?

Çocuklar gelişim düzeylerine uygun olmayan oyunlarda tabii ki zorluklar yaşayacaklardır. Özellikle şiddet ve cinsellik içeren oyunlar söz konusuysa oyun oynama çocuklarda cinsel davranışlar, agresyon ve şiddet ile ilişkilendirilmiştir. Çocuk oynamadan önce oyunu ebeveynlerin değerlendirmesi ve çocuğun yaşına uygun olup olmadığını belirlemesi ile bu zorlukların önüne geçilebilir. Çocukların ne oynadıklarını bilmek, neyi oynayamayacağını belirlemek bizim görevimizdir.

 

  • Çocuğu cep telefonu, tablet ve bilgisayarla ve dolayısıyla oyunlarla mümkün olduğunca geç tanıştırın.
  • Çocuk oyunla tanıştıktan ve talep etmeye başladıktan sonra kontrollü oynamasına izin verin.
  • Oyunları birlikte oynayın, onu oynarken izleyin ve oyun hakkında çocuğunuzla konuşun ve tartışın.
  • Cep telefonu, tablet ya da laptop yerine taşınamayan masaüstü bilgisayarların kullanımını önerin.
  • Yer ve zaman kısıtlamasını mutlaka uygulayın: Çocuğun odasında oynamasına izin vermeyin. Salon ya da oturma odası gibi yalnız kalınmayan ortamlarda oynamasına izin verin.
  • Uzun süreli oynamasına ve oyuna dalıp gitmesine engel olun.
  • Kontrollü bir şekilde oyun oynama konusunda çocuğunuza olumlu bir model olun. Eğlence, rahatlama ve stres atmak için oyun oynamayı tercih etmeyin.
  • Aile içi iletişimi ve birlikte yapılan keyifli etkinliklerin sayısını artırın.
  • Oyun dışında rahatlayabileceği, stres atabileceği diğer etkinliklere katılmasını teşvik edin.

 

 

Oyun, yetişkin dünyasından çocuğun dünyasına açılan bir penceredir; etrafımızı onların gözüyle görebilmemizi sağlar, bunun için anne babaların çocuklarla oyun oynamayı düzenli bir alışkanlık haline getirmesi ve onlarla birlikte eğlenmesi çok önemli. Yrd. Doç. Dr. Herdem Aslan Genç

 

İAÜ VM Medical Park Florya Hastanesi’nden Çocuk Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Herdem Aslan Genç, oyunun çocuk gelişimindeki rolünü anlattı. İnternetteki tehlikelere karşı aileleri uyardı.

 

 

Oyunun çocuk gelişimindeki rolü nedir?

Oyun ilk aylardan itibaren yaşamın önemli bir parçasını oluşturur. Çocuğun etrafındaki dünyayı keşfetmesini ve kendine özgü tepkiler ortaya çıkarmasını sağlar. İlk aylarda nesnelere uzanma, oyuncakları sıkma, ses çıkarma, birbirine vurma şeklinde başlayan oyunlar iki yaştan itibaren “sembolik oyun” dediğimiz "-mış" gibi oyunlara dönüşür. Bu noktada çocuk artık boş bir kaptan su içiyormuş gibi, oyuncak bebeği besliyormuş gibi oynamaya başlar. Bunlar aslında ilk yaşam deneyimleridir. Oyunlarda yaratıcılığını geliştiren çocuk soyut bir dünya yaratır ve bu dünyada hem kendisinin hem başkalarının duygularını fark etmeyi, sorun çözme becerisi kazanmayı, sıra beklemeyi, kazanmayı, kaybetmeyi öğrenir. Grup oyunları ile çocukların sosyal uyumu ve duygusal olgunlaşmasının önü açılır. Koşma, zıplama, tırmanma gerektiren mücadele oyunları, koordinasyon ve denge oyunları çocuğun fiziksel gelişimini destekler. Oyun aynı zamanda yetişkin dünyasından çocuğun dünyasına açılan bir penceredir; etrafımızı onların gözüyle görebilmemizi sağlar, bunun için anne babaların çocuklarla oyun oynamayı düzenli bir alışkanlık haline getirmesi ve onlarla birlikte eğlenmesi çok önemli. Oyunun fiziksel, duygusal, zekâ ve dil gelişimine katkısı saymakla bitmez ancak oyunun amacının eğlence olduğu da unutulmamalıdır.

 

Çocuğun kendi gelişim düzeyine aykırı oyun oynaması-şiddet içerikli, beceri seviyesi yüksek oyunlar nasıl etkiler?

Çocuğun gelişimine uygun olmayan oyunlar oynandığında en başta çocuk keyif almayacaktır ve oyun kavramına yönelik algısı olumsuz olacaktır. Becerisinin üzerinde oyunlara dâhil olması beklenen çocuğun özgüveni olumsuz etkilenir, bunu henüz yürüyemeyen bir çocuktan koşmasını beklemek gibi düşünebilirsiniz. Ayrıca çocukların duygusal gelişimi de belli bir sıra içerisinde gelişir, henüz hazır olmadığı soyut kavramlar veya şiddetli duygular ile karşılaşmak çocuğun duygusal gelişimini de olumsuz etkileyecektir. Şiddet içerikli oyunların çocuklarda agresif duygu ve davranışları arttırdığını, şiddet içeren durumlara karşı duyarsızlaşma yarattığını, vicdan ve ahlak algısını olumsuz etkilediğini biliyoruz. Bu çocuklarda siber zorbalığın hem uygulayıcısı hem mağduru olma daha fazla görülürken toplum yanlısı olumlu davranışlar daha az görülüyor.

 

Mavi balina, Mariam gibi oyunlar çocuğun kendisine zarar vermesine neden olabiliyor. Peki, internetten oyun oynayan bir çocuğa ebeveyn hangi durumlarda müdahale etmelidir? Çocuğun oyunun etkisi altında kaldığı hangi hareketlerden anlaşılır?

Önlemek her zaman düzeltmekten kolaydır. Bu nedenle ebeveyn henüz çocuğu internet ortamı ile tanıştırırken çocuğu bilgilendirmelidir; hangi sitelere girebileceği konusunda yasaklayıcı bir tutumla değil, internetten nasıl zarar gelebileceği konusunda bilgilendirici bir tutumla anlaşmaya varmaları gerekir. Çocuklara kişisel bilgilerin gizliliğinin önemi ve hangi bilgileri verip hangilerini vermemesi gerektiği net bir şekilde anlatılmalıdır. Ebeveynleri ile birlikte oyunlarda ve sosyal medyada kendi isimi ve fotoğrafı yerine kullanabilecekleri alternatifler seçilmelidir. Ebeveynler çocuklarının bilgisayarda nelerle vakit geçirdiğini bilmelidir. En önemli nokta ise çocuklar internet ortamında kendilerini tedirgin eden, korkutan bir durum olduğunda bunu ebeveynle paylaşması yönünde teşvik edilmelidir. Bunlara dikkat etmenize rağmen çocuğunuzda ani davranış değişiklikleri, yaşına uygun olmayan korkular, interneti sürekli yalnız kullanmak istemekte diretme, daha fazla yalnız kalmayı tercih etme, içine kapanma, vücudunu saklama, çabuk irkilme, çabuk sinirlenme-ağlama gözlemliyorsanız, uyku saatlerinde değişiklik varsa, normalden çok daha fazla süre çevrimiçi kalıyorsa çocuğunuzun bir olumsuz bir durumdan etkilenmiş olabileceği akla gelmelidir.

 

 

Çocuğun seviyesine uygun olmayan oyunlar çocukta başarısızlık duygusunu uyandırır, özgüvenini sarsar ve geri çekilmesine neden olabilir. Çocuk Gelişim Uzmanı Ayşim İncesulu

  

Nuh’un Gemisi Çocuk Terapi ve Aile Danışmanlığı Çocuk Gelişimi Uzmanı ve Uzman Psikolojik Rehber Ayşim İncesulu, çocuğu internet üzerinden oyun oynayan ebeveynlere önemli uyarılarda bulundu!

 

Çocuğun iç dünyasını anlamak, duygusal problemleri ile başa çıkmasını sağlamak için oyun oldukça önemlidir. Peki, oyunun çocuğu olumsuz etkilediği durumlar nelerdir?

Oyun ve oyuncaklar çocuğun en önemli öğrenme araçlarıdır. Çocuklar, oyun ve oyuncaklar aracılığıyla gelişimlerinin tüm alanlarında en sağlıklı yoldan ilerleme kaydederler. Ayrıca tabii ki duygusal sağaltımı ve karşılaştığı olumsuz yaşantıların iyileştirilmesi için de “oyun yaklaşımı”, oyun terapisi adı altında uygulanan metotlardan biridir. Oyunun çekiciliği çocuğun doğal olarak katıldığı bir eylem olmasından gelir. Gerek evde gerekse açık alanda özgürce seçtiği, onu geliştiren oyun materyalleriyle oynayarak kendi kendini yönetmesi, kurduğu oyundan haz alması, iletişim becerilerini geliştirmesi en önemli gelişim süreçlerinden biridir.

 

Oyun zararlı mıdır ya da ne zaman zararlıdır?” sorusuna cevap olarak iki yaklaşım söz konusu olabilir:

Çocuğun seviyesine uygun olmayan ve becerilerinin yetemeyeceği seviyede oyuncaklarla oynamasını istemek, başaramadığı anlarda “öğreterek” oyuna devam etmesi için zorlamak, tekrar tekrar denetimden geçirmek, sürekli düzeltmek gibi tutum ve davranışlar çocukta “yapamıyorum” ve “başarısızım” duygusunu uyandırır, özgüvenini sarsar ve geri çekilmesine neden olabilir. Her zaman bir yetişkinin onay ve desteğini isteyen, kendi kendine oynamayan çocukların öyküsünde hep bu tip yaklaşımlar söz konusudur.

 

Diğer bir zararlı oyun biçimi de erken yaşlardan beri tablet ve telefonlarda oynanan oyunlardır. Çocuğu pasif ve tek başına, sürekli değişen ve elektromanyetik bir ortamda tutan bu “oyuncak” ile oyun…

 

İnternet üzerinden oynanan oyunların olumlu ve olumsuz etkileri nelerdir?

İnternet üzerinden oynanan oyunlar, tabletler ve akıllı telefonlarla kolayca ulaşılır duruma geldi ve daha da değişik versiyonları yolda. Her şey aslında yararlı olması amacıyla üretilir ve hayatımızı kolaylaştırması hedeflenmiştir. Oyun oynama, bilgi edinme ve dünyayla iletişim içinde olmak için son derece pratik olan bu “araçlar”, giderek bizi pasifize eden, sosyal ilişkilerimizi gerileten, çok zamanımızı alan ve aile ilişkilerimize zarar veren bir boyuta geldi.

 

İnternet üzerinden oynanan oyunların seçimi ve oynandığı süre doğru olursa, tabii ki yararlı ve geliştirici olması söz konusu; ayrıca araştırma, proje üretme, yaratıcı ve stratejik düşünme becerileri açısından destekleyici olduğu da biliniyor. Ancak burada kritik olan süreç; bu oyunların içeriğidir, oynanan süredir ve sosyal iletişim, aile içi ilişkiler, sorumluluklar, açık havada geçirilmesi gereken zaman gibi unsurlara ne kadar ket vurduğudur. Ayrıca bu oyunların sebep olduğu uyku düzeni bozukluklarının günlük yaşamda ve okulda odaklanma, ilgi, dikkat süresi gibi performans düşüklüğüne neden olduğu da unutulmamalıdır. Oyunların bağımlılık haline gelmesi tehlikesi de vardır.

 

Stratejik hamlelerin yapıldığı çok oyunculu oyunlar çocuklara takım çalışmasını öğretir mi?

Çok oyunculu ve grup halinde oynanan oyunların, çocuklara takım çalışmasını öğrettiği doğrudur. Ayrıca strateji geliştirme, problem çözme becerilerini de geliştirmekte, yaratıcı düşünme yetisini pekiştirmektedir. Kendi oyunlarını üretmeleri ya da oyundaki karakterlerle özdeşim kurmaya kadar giden davranış modellemeleri yapmaları da söz konusu olabilmektedir. Olumlu modeller çocukları geliştirirken, olumsuz modeller de bir o kadar gelişimi geciktirici etki yaratabilir. Yine burada kritik olan nokta; seçilen oyunların içeriği, oyun veya takım çalışması adı altında hangi davranış ve düşünme biçimlerini kodladığı, satın alınması yönünde nelerin empoze edildiği ve aile bütçesine zarar verme tehlikesidir. Bir başka tehlike de, saatler ve günler süren takım oyunlarının giderek her şeyin önüne geçebilmesi ve çocukları bilgisayarın önüne kilitleyebilmesidir. Özellikle ergenlik dönemindeki gençleri denetlemek çok zordur ve engellemek gibi tutumlar aile içi çatışmalara ve ilişkileri bozan restleşmelere neden olabilmektedir

 

Günümüzde çocukların tablet ve telefonlar ile yakından ilgili olduğunu düşünürsek... İnternetten oyun oynayan çocuğa nasıl müdahale edilir? Çocuğun devamlı o cihaza ulaşma isteğinin önüne nasıl geçilir?

Tabletler ve telefonlara olan bağımlılığın gelişmemesi için daha bebeklik yaşlarından itibaren önlem alınması gerekir. Günümüzde tartışmalı aile ortamlarının ve bağımlı, odaklanamayan, dikkati dağınık çocukların ve gençlerin sayısı artıyor. Bilimsel araştırmalar da bu tehlikenin boyutlarını gözler önüne seriyor.

 

Peki, ne yapmalı?

  • Öncelikle çocuklar 2 yaşına kadar kesinlikle telefon, tablet ve televizyon ortamından uzak tutulmalıdır. Anne babalar kadar aile büyükleri ve bakıcı personel de bu konuda işbirliği içinde olmalıdır.

 

  • 3 yaş ve sonrasındaki çocuklar -çevresel nedenlerden dolayı karşılaştıkları ve anne babalarının elinde de gördükleri- bu “oyuncak” ile oynayacak iseler; önceden kaydedilmiş şarkı, eğitici özelliği yüksek oyun ya da filmle karşılaşmalıdır. Davetkar sitelerin ekranlarına çıkması önlenmelidir. Ve oyun oynadıkları süre günde 30 dakikayı geçmemelidir.

 

  • Yaş büyüdükçe Youtube kanallarından yapılan seçkilerle bir dosya hazırlanmalı ve şifre sistemiyle kontrollü izleme sağlanmalıdır.

 

  • En tehlikeli dönem olan ilköğretim yaşlarında ise mutlaka kontrollü bir izleme yapılmalı, oynanan oyunların isimleri öğrenilip içerikleri kontrol edilmelidir. Birlikte oynamak en sağlıklı kontrol yoludur. Bu dönemde oyun oynanan süre 1 saati geçmemelidir. Ders ve yemek sonrası gibi zaman dilimleri belirlenmelidir. Bu kuralların uygulanmasının sorumluluğu ise çocuğa verilmelidir.

 

  • Ergenlik dönemindeki çocukların bilgisayar, tablet ve telefonlarına korku, şiddet ya da cinsellik içeren sitelere erişimlerini engelleyecek şifreler konulmalıdır.

 

  • Arkadaş ortamlarında ve internet kafelerde bu tip tuzak programlara erişim de her zaman mümkün olacağından, çocukların okul öncesinden itibaren sanat, spor, doğa ve uygun arkadaş ortamlarında yer alması sağlanmalıdır. Çocukların alışkanlıklarını bu yönde desteklemek en sağlıklı “önlem” olacaktır.

 

  • Sonuç olarak kararında ve kontrollü olarak her çocuk ve genç, medya ortamını eğlenmek amacıyla kullanacaktır. Aile içi kurallar tatlılıkla ama kararlılıkla uygulanırsa herhangi bir sorun yaşanmayacaktır. Ailelerinin de kendi tutum ve davranışlarıyla çocuklarına örnek olması gerekmektedir. Unutmayalım ki çocuklarımız rol modeli bizleriz.

 

Röportaj: Dilay Argün

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön