Endometriyozis, rahim iç tabakasına benzeyen hücrelerin vücudun başka yerlerinde büyümesiyle ortaya çıkan, kronik pelvik ağrılar ve kısırlıkla yaşam kalitesini ciddi şekilde düşüren zorlayıcı bir hastalık. Dünya genelinde 190 milyon kadını etkilediği bilinen bu durumun biyolojik nedenleri tam olarak anlaşılamadığı için teşhisi yıllar alabiliyor ve genellikle teşhis için “laparoskopi” adı verilen cerrahi bir operasyon gerekiyor.
European Journal of Endocrinology dergisinde yayımlanan yeni bir araştırmada, endometriyozisin kökenine ve teşhisine dair bilinenler baştan sona sorgulandı. Uzmanlara göre hastalığın gelişimde yalnızca kadınlık hormonları değil, erkeklik hormonları olarak bilinen androjenler de etkili.
Kapsamlı araştırma umut vaat ediyor
Tıp dünyası uzun yıllardır endometriyozisi öncelikli olarak östrojene bağlı bir hastalık olarak tanımlıyordu. Ancak Edinburgh Üniversitesi öncülüğünde yapılan bu yeni çalışmada uzmanlar, dikkatlerini daha önce kadın sağlığında bu hastalık özelinde pek incelenmeyen bir alana, androjenlere çevirdiler.
Sağlıklı kadınlar ile endometriyozis teşhisi konmuş kadınların kan örnekleri karşılaştırıldığında çarpıcı bir sonuç ortaya çıktı: Endometriyozisli kadınların kanında böbreküstü bezlerinden salgılanan androjen seviyelerinde, özellikle de “11-ketotestosteron (11KT)” adlı güçlü bir hormonda belirgin bir fazlalık ve diğer bazı androjenlerde düşüş gözlemleniyordu. Üstelik bu yüksek hormon seviyeleri, hastalığın daha ilk evresinden itibaren tüm hastalarda kendini gösteriyordu. Araştırmacılar, bu androjen fazlalığının lezyonların oluşumunu ve büyümesini doğrudan tetikliyor olabileceğini belirtiyor.
Endometriyozis ve Şeker: Diyetle semptomlar azaltılabilir mi?
Ameliyata gerek kalmadan teşhis edilebilecek
Bu araştırmanın en heyecan verici yanı ise elde edilen verilerin bir erken teşhis aracına dönüşme potansiyeli. Araştırmacılar, kandaki bu spesifik androjen seviyelerini hesaba katan istatistiksel bir model geliştirdiler. Bu model, sağlıklı kadınlarla endometriyozis hastalarını ayırt etmede adeta kusursuz bir performans sergiledi ve klinik denemelerde hastaları %95'ten daha yüksek bir doğruluk oranıyla tespit etmeyi başardı.
Bu gelişme, gelecekte kadınların endometriyozis teşhisi alabilmek için yıllarca kıvranmak veya cerrahi operasyon geçirmek zorunda kalmayabileceği, hastalığın doğrudan özel bir kan tahliliyle tespit edilebileceği anlamına geliyor.
Yeni ve yan etkisiz tedavilere kapı aralanıyor
Hastalığın kökeninde androjenlerin oynadığı bu aktif rolün kanıtlanması, tedavi yaklaşımlarını da kökünden değiştirebilir. Mevcut ilaç tedavileri genellikle sadece ağrıyı baskılamaya veya östrojen seviyelerini düşürmeye odaklanıyor ancak bu yöntemler herkeste işe yaramıyor. Hastalığın aslında androjene bağımlı bir yönü de olduğunun ortaya çıkması, doğrudan bu hormonların üretimini dengelemeyi hedefleyen yepyeni, çok daha etkili ve yan etkileri minimize edilmiş ilaçların geliştirilmesinin önünü açıyor.
Kaynak: "Steroid hormone profiling reveals altered adrenal androgen production in endometriosis". Şuradan alındı: https://academic.oup.com/ejendo/article/195/1/22/8725815.
Adet kanında bulunan kök hücreler tıpta devrim yaratabilir
Kadınlarda daha sık görülen hastalıklar