Eğer kişilik testlerine meraklıysanız muhtemelen Myers-Briggs Tip Göstergesi’ni (MBTI) duymuş ya da yapmışsınızdır. Bu test, bireylerin kendi beyanlarına dayalı bir kişilik değerlendirme aracıdır. Testin ölçtüğü unsurlardan biri de içe dönük (introvert) ya da dışa dönük (extrovert) olup olmadığınızdır. İçe dönük kişiler enerjilerini yalnız kalarak ya da yakın birkaç kişiyle vakit geçirerek toplarken, dışa dönük kişiler kalabalıklar ve sosyal ortamlar sayesinde enerji kazanır. Testi hiç yapmamış olsanız bile, muhtemelen hangisine daha yakın olduğunuz konusunda bir fikriniz vardır. Kişilik tipinizi bilmek, hem kendinizi hem de çevrenizdekileri daha iyi anlamanıza ve ihtiyaç duyduğunuz öz bakımı sağlamanıza yardımcı olabilir.
'İçe dönük' ve 'dışa dönük' en bilinen kavramlar olsa da, tek seçenek bunlar değil. Son zamanlarda 'ambivert' terimini duymuş olabilirsiniz. Ambivertler, kabaca hem içe hem dışa dönük özellikler taşıyan kişilerdir. Ancak hikâye burada da bitmiyor: 2025’te Dr. Rami Kaminski’nin The Gift of Not Belonging (Ait Olmamanın Hediyesi) adlı kitabında ortaya attığı yeni bir kavram daha var: Otrovert.
Terapistler, 'otrovert'in tam olarak ne olduğunu, içe dönük kişilerle hangi yönlerden benzeştiğini ve hangi noktalarda ayrıldığını anlatıyor.
İçe dönük-dışa dönük ilişkisi imkansız mı?
‘Otrovert’ nedir ve içe dönük kişilerden farkı nedir?
Eğer kendinizi içe dönük hissediyor ama dışa dönük gibi davranıyorsanız, bir otrovert olabilirsiniz.
Terapist Amelia Kelley: "Otrovert, dışarıdan bakıldığında dışa dönük gibi görünen; yani enerjisini dış kaynaklardan ve ilişkilerden alan, çok fazla yalnız zamana ihtiyaç duymuyormuş izlenimi veren; ancak aslında daha içe dönük bir sinir sistemine sahip olan kişidir. Bu terim, en iyi yalnızken ya da daha az uyarana maruz kaldığında dinlenen, fakat dışa dönük davranışlar sergilemeye oldukça iyi uyum sağlamış kişileri tanımlar” açıklamasında bulundu.
Kelley, bunun pratikte nasıl göründüğünü şöyle açıklıyor: Otrovertler zaman zaman ilgi odağı olmaktan çekinmeyebilir, kendine güvenli görünebilir ve sosyal ortamlarda işlevsel olabilirler. Ancak dengeye dönebilmek için diğer insanlara kıyasla daha fazla dinlenme ve yalnız zamana ihtiyaç duyarlar.
Benzerlik, enerjilerini, merkezlerini ve iyi olma hâllerini genellikle yalnızken ya da daha sakin, daha az kişiyle derin bağlar kurabilecekleri ortamlarda yeniden kazanmalarında yatıyor. Fark şu ki, otrovertler sosyal ortamlarda — özellikle liderlik ya da dışa dönük ifade gerektiren durumlarda, örneğin bir şirket etkinliği ya da bir çocuğun doğum günü partisini yönetirken — çok daha rahat ve beceriklidir.
Bu özel içe-dışa dönüklük kombinasyonu, otrovertlerin kendilerini bir tür “dışarıda” hissetmelerine neden olabilir. Aslında bu “dışarıda olma” hissi, kavramın tam merkezinde yer alır; çünkü “otro” kelimesi İspanyolca’da “öteki” anlamına gelir.
Terapist Cheryl Groskopf: "Bu, onların antisosyal ya da ilgisiz olmasından kaynaklanmaz. Aksine, genellikle son derece gözlemci, sosyal dinamiklere duyarlı ve hassastırlar. Ancak bu özellik, kendilerini sanki her zaman bir adım geride duruyormuş gibi hissetmelerine yol açabilir. Derin ve samimi bağlar isterler, fakat sosyal gruplarda kronik olarak görülmediklerini, anlaşılmadıklarını ya da göz ardı edildiklerini hissedebilirler" ifadelerini kullandı.
Bu açıklama, otrovertlerle içe dönük kişiler arasındaki bir diğer önemli farkı ortaya koyar: Sosyal ortamlarda hissettikleri duygular. Otrovertler sohbetten, bağlantı kurmaktan, hatta grup ortamlarından keyif alabilirler. Ama yine de ortamdan ayrıldıklarında kendilerini kopuk ya da yere basamıyor gibi hissedebilirler. Ortam onlar için tam anlamıyla güvenli, uyumlu ya da karşılıklı gelmemiştir.
Terapistlerin otrovertlere hatırlatmak istedikleri şeyler
Toplumda çoğu zaman dışa dönük özellikler övülür. Kelley’ye göre bu durum bir geri bildirim döngüsü yaratabilir; kişi övgü aldıkça aynı şekilde davranmaya ve daha fazla sosyal ortama girmeye teşvik edilir.
Oysa dışa dönük davranışlar ne kadar değerliyse, içe dönük özellikler de en az o kadar değerlidir. “İçe dönük anlar” yaşamak tamamen normal ve sağlıklıdır.
Yalnızca dış onaylara dayanmak yerine, içsel ihtiyaçlarınız ve deneyimlerinizle bağlantıda kalmaya çalışın. Ara vermeye ihtiyaç duymanız çok normal; özellikle hayatın zorlayıcı dönemlerinde, mevsim geçişlerinde — örneğin kışa çekilme süreçlerinde — ya da adet döngüsü, hamilelik veya menopoz gibi hormonal değişimlerde.
Groskopf ise 'dışarıda olma' hissine dikkat çekiyor ve bunun gerçekten ait olmadığınız anlamına gelmediğini vurguluyor. Çünkü duygular, her zaman gerçekleri yansıtmaz.
Sosyal ortamlarda ortamı okumayı, uyum sağlamayı ya da biraz temkinli durmayı erken yaşta öğrenmiş olabilirsiniz. Bu durum, duygusal olarak görülmediğiniz, anlaşılmadığınız ya da başkalarıyla bağ kurabilmek için kendinizin bazı parçalarını bastırmanız gerektiği bir çocukluktan kaynaklanabilir. Sinir sisteminiz, tam olarak katılmadan önce gözlem yapma konusunda çok iyi hâle gelmiştir. Önemli olan, anlaşılmak için maske takmak, eğilip bükülmek ya da şekilden şekle girmek zorunda kalmadığınız alanlar bulmaktır.
Terapistlerin otrovertleri seven insanlara hatırlatmak istedikleri şeyler
Otrovertlerin zorlanmaya, düzeltilmeye ya da sürekli daha yakına çekilmeye ihtiyacı yoktur. En çok işe yarayan şey; tutarlılık, samimi merak ve duygusal varlıktır. Kendi hızlarında alan kaplamalarına izin verin. Aceleyle karşılık vermeden dinleyin... Onların tek ihtiyacı, oldukları yerde karşılanmaktır.
En yardımcı yaklaşım; destek, esneklik ve değişen ihtiyaçlarına saygıdır.
Kaynak: Ashley Broadwater. "Are You An ‘Otrovert’? Experts Explain The New Personality Type.". Şuradan alındı: https://www.huffpost.com/entry/introvert-otrovert-personality-type.
İlk gördüğünüz şey kişiliğinizi söylüyor!
Kişiliğimizi değiştirebilir miyiz?