Hiç kimsenin övünmemesi gereken 5 şey

İş görüşmesinde ya da önemli bir buluşmada iyi olduğumuz konuları ortaya koymak önemlidir. Ama bazen yaparken iyi olduğunu düşündüğünüz her şey iyi sonuçlara varmaz.

Hiç kimsenin övünmemesi gereken 5 şey

Kendinize göre sizi farklı kılan şeyi ortaya koyduğunuzu düşünüyorsunuzdur ancak övündüklerinizle özünüzde, mental olarak çok güçlü bir insan olmadığınızı ortaya koyuyor olabilirsiniz. İşte, herkesin kendini övdüğü 5 adet konu, her ne kadar bu övgüler sizi kötü gösterse de...

 

1- “Ben aynı anda bir sürü işi yapabilirim.”

Aslında anlamı şudur: “Benim dikkatim çok da derli toplu değildir.” Birden fazla işi aynı anda yapmada kimse iyi değildir. Hatta araştırma sonuçlarına göre bu, üretimi düşürüyor. Daha kötüsü, birden fazla işi aynı anda yapma hali, hafızanıza darbe vuruyor ve bir işten diğerine geçişinizi zorlaştırıyor. Ancak siz, bunları bilmeyince, bununla övünerek güzel bir şey yaptığınıza inanıyorsunuz.

 

2- "7/24 çalışıyorum"

Aslında anlamı: “İşkolik olmanın bedelini ödüyorum.” Bu tarz insanları görmek için de çok uzaklara bakmaya hiç gerek yok, aslında her şey çok bariz. İnternet bile, başarının günde kaç saat çalıştığınızla ilgili olduğunu gösteren karikatürlerle dolu. Ancak, bilimsel araştırmalara göre haftada 50 saatten fazla çalışmak iyilikten çok kötülük getiriyor insana, bir işkoliğin hayat kalitesi, normal bir insana göre kat kat düşük. İşkolikliğin psikiyatrik bir dizi hastalıkla bağlantısı var; anksiyete, depresyon, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, obsesif-kompülsif bozukluk... Ayrıca da, günde uzun saatler çalışmak fiziksel sağlığın da bozulmasına sebep oluyor, Kişinin stresle baş etme gücünü azaltıyor. Yani 7/24 nöbette olmaktan gururlanmaktansa, arada bir başka aktivitelere yönelmek de iyi bir şey olabilir. Çünkü çalışma hayatında asıl önemli olan şey, üretebilme gücünü devam ettirebilmektir. Övünmeniz gereken şey belki de kaç saat çalıştığınız değil, çalıştığınız süre içerisinde neler yaptığınızdır.

 

 

3- "Ben çok az uyurum!”

Aslında anlamı şudur: “Uyku eksikliğinden ölmek üzereyim!” Çoğu ünlü ve girişimci düzenli uyumanın daha çok üreticiliğe yer açtığını düşünüyor. Ama buna rağmen, az uyumanın övünülecek bir şey olduğunu düşünmek gerçekten çok ilginç. Neticede, beyniniz, iş yapabilmek ve bazı fonksiyonları gösterebilmek için yeterli uykuya ihtiyaç duyar. Uyku eksikliği, bu fonksiyonların azalmasına neden olur. Dikkat eksikliğine sebep olur, karar verme yetinizi etkiler ve hafızanızın güçsüzleşmesine sebep olur uyku eksikliği. Üstelik kronikleşen uyku eksikliği zihinsel ve fiziksel sağlığınızı olumsuz yönde etkiler. Bunun başka insanları etkilemesi, ne derler, tuhaf.

 

4- "Ben mükemmeliyetçiyim!"

Aslında anlamı şudur: “Standartlarım o kadar imkansız ki, onlara ulaşmak için hiçbir şey yapamıyorum!” Mükemmeliyetçi etiketini taşımak çok da gurur duyulacak bir şey değil. Gerçek mükemmeliyetçi kendisine gerçek olmayan standartlar ve hedefler belirler. Sonuçta, işi halledebilmek için çok uğraşmak zorunda kalır, zorlanır, performansı kendisine de yetmez üstelik. Bazı işlerde mükemmeliyetçi olmak kötü bir şey değildir aslında, örneğin; kalp ameliyatı yapıyorsanız, işinizin kusursuz olması gerekir. Ama mükemmeliyetçi dediğiniz kişi elbette ki her işinin kusursuz gitmesini bekler. Hatalara, problemlere toleransı düşüktür. Bunun da, övünülecek pek bir yanı yoktur. Ayrıca, araştırma sonuçlarına göre mükemmeliyetçilerin sağlık sorunları yaşama riskleri, zihinsel problemler yaşama riskleri, diğer insanlara göre daha fazladır. Bunu da eklemekte fayda var.

 

5- "Ben hiç hata yapmadım!”

Aslında anlamı: “Ben hiç kendime meydan okumadım, gelecekle baş etmekten de çok korkuyorum." Başarmaya çalışmakla, hiç başlamamak, böylelikle de başarısız olmamak arasında çok büyük bir fark vardır. Eğer ki amaçlarınızı, başarısız olmamak üzere kurgularsanız, potansiyelinizin çok altında işler yapıyorsunuz demektir zaten. Araştırmalara göre, başarısızlıktan kaçan insanlar, kendilerini geliştiremiyorlar. Sadece kendilerini iyi gösterecek amaçlar belirliyorlar kendilerine ve başarıyorlar. Ancak motivasyonun kaynağı, bu başarı duygusu, kendini geliştirmiş olması ya da önemli bir şey başarması değil. Örneğin, başarısız olmayı kabullenemeyen bir kişi, bir sınavda örneğin, kopya çekmek gibi kabul etmesi zor yöntemler de kullanabilir. Çünkü, asıl kaygısı öğrenmek değildir.

 

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön