HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ
Tarihten bir astrolog: Ömer Hayyam
Giriş: 19 Ekim 2026, Pazartesi 09:35
Güncelleme: 19 Ekim 2026, Pazartesi 11:17

Geçen hafta Amin Maalouf’un en bilinen kitaplarından "Semerkant" romanını okudum. 1993 yılında yayınlanan bu kurgu roman, içerisinde gerçek tarihi bilgiler de barındırıyordu.

Tarihin bilinen isimlerinden şair ve bilim insanı Ömer Hayyam, Selçuklu devletinin veziri Nizamülmülk, Selçuklu devletinin hükümdarı Melikşah ve Haşhaşiler tarikatının korkulan lideri Hasan Sabbah etrafında kurguladığı bu roman, İran meşrutiyet devrimi hakkında da bilgiler içeriyor. Romanseverler için etkileyici ve akıcı bir dili olduğunu belirtmem gerek.

Beni heyecanladıran kısmı ise hikaye içerisinde Ömer Hayyam’ın geçmesi ve o dönemin iyi astrologlarından biri olması. Hikayenin içerisinde farklı dönemlerde ve yerlerde yaşamış kişilerin aynı zaman diliminde buluşması kurgu olsa da Ömer Hayyam’ın iyi bir astrolog olduğu bilgisi doğruydu. Bu kitaptan aldığım ilhamla Ömer Hayyam’ın astroloji ile olan ilişkisinden bahsetmek isterim.

Ömer Hayyam 18 Mayıs 1048’de Horasan bölgesinin önemli ilim merkezlerinden biri olan, matematikçilerin, din âlimlerinin ve filozofların yoğunlukta olduğu, Nişabur’da doğmuştur.Selçuklu imparatorluğu döneminde yaşamış Fars kökenli matematikçi, astronom, filozof ve şairdir. Dönemin Selçuklu Sultan’ı Melikşah’a danışmanlık ve müneccimlik (astrologluk) yaptığı biliniyor.

Müneccimlik nedir?

Selçuklu döneminde astronomi ve astroloji (ilm-i nücum) tek bir bilim dalı olarak görülüyordu ve gökyüzünü inceleyen bilginler sarayda hükümdarlara danışmanlık yapıyordu.

Ömer Hayyam da döneminin en büyük astroloji ve astronomi (ilm-i nücum) uzmanlarından birisidir. Büyük Selçuklu Sultanı Melikşah ve veziri Nizamülmülk, Ömer Hayyam’ı İsfahan’a davet ederek onu devletin başmüneccimi ve danışmanı görevine atamışlardır. Görevi sırasında Ömer Hayyam buradaki gözlemevinde önemli matematik ve astronomi çalışmaları yaparak, takvim reformunu gerçekleştirmiştir.

Celali takvimi

O dönemde kullanılan hicrî takvim, Ay'ın döngüsüne dayandığından, takvim sistemleri, tarım, mevsimlerin takibi ve vergi toplama gibi devlet işleri açısından güçlük yarattığından yeni bir takvime ihtiyaç duyulmuştur. Bunun için astronomik gözlemler ve hesaplamalar yapılarak Celâlî takvimi kullanılmaya başlanmıştır.

Celâlî Takvimi, mevsimlerle uyumu korumayı amaçlayan son derece başarılı bir güneş takvimi reformuydu. Hayyam, Güneş'in yıllık hareketi ve ilkbahar ekinoksu gözlemleyerek, yeni yılın ilk gününü, öğle vakti güneşin tam olarak Koç burcu noktasına (ekinoks) geldiği an olarak belirlemiştir. Bu tarih bugün kullandığımız Miladi takvime göre 21 Mart’a denk gelir.

Ömer Hayyam gökyüzünü inceleyen bir bilim insanı olmasının yanı sıra aynı zamanda iyi bir şair ve filozoftu. İnsanın evrendeki yerini,var oluşu, kaderi, doğum ve ölümü, bilginin sınırlarlarını sorgulayan ve sorgulatan rubailerini insanlığa miras bırakmıştır. Kendisine atfedilen günümüze kadar ulaşan rubailerin bir kısmının ona ait olup olmadığı tarihi delil yetersiliziğinden tam olarak bilinmemektedir.

Şiirlerinde zamanın geçiciliği üzerinde durur. Geçmiş geçmişte kalmıştır, geri dönülmezdir.Gelecek bilinmezliği taşır bu yüzden de tek gerçek anın şimdi olduğunu ve keyifle yaşanması gerektiğini vurgular. Bu keyfi çoğu zaman dünyevi temalarla (şarap, gül gibi) ifade eder. Bu metaforlar ilk anlamından madde alemini gösterse de, sembolik anlatılar olduğuna dair de yorumlar yapılmaktadır.

Kader ve özgür iradenin sınırlarını ve anlamını sıkça sorgular. İnsanın, evrende küçük bir nokta olduğunu, varlığın sırrını, hayatın ve ölümün nedeneni anlamaya gücünün yetmeyeceğini vurgular.

"Ne diyebilirim ki sana, varlığın sırları saklı senden, benden; bir düğüm ki ne sen çözebilirsin, ne ben. Bizimki perde arkasında dedikodu; bir indi mi perde, ne sen kalırsın ne ben." Ömer Hayyam

Dogmatizme karşı çıkan bir bakış açısı da vardır. Dini fanatikliği, bağnazlığı, yapay ve yüzeysel ezberlenmiş ahlak kurallarını sert bir dille eleştirir. Objektif bir bakış açısı vardır. Rubailerinde samimiyeti ve derinliği savunur.

"Ne bilginler geldi, neler buldular! Mumlar gibi dünyaya ışık saldılar… Hangisi yarıp geçti bu karanlığı? Birer masal söyleyip uykuya daldılar." Ömer Hayyam

Ve dünyayı geçici bir konaklama yeri, perdesi kapanacak bir tiyatro sahnesi olarak görürür.

"Biz gerçekten bir kukla sahnesindeyiz:

Kulacı Felek Usta, kuklalar da biz.

Oyuna çıkıyoruz birer, ikişer;

Bitti mi oyun, sandıktayız hepimiz." Ömer Hayyam

Tarihi kaynaklardaki doğum bilgileri doğru ise, burcu İkizler olan Ömer Hayyam’ın doğum haritasında Merkür ve Venüs’ü de retro pozisyonda İkizler burcunda. Aşk’ı, zevki, hayatı, var oluşu sorgulayıp, insanlığa kısa ama derin dörtlüklerle anlatabilmesindeki sırrı da belki burdan aldığı yetenekte gizlidir.

Çok sevgiler,

Buşra Efe

Beni aşağıdaki sosyal medya hesabımdan takip edebilirsiniz;

Instagram: busra.efe_

Paylaş:
brush-purple Yorumlar