HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ
Erkeğin stres tepkisi: Konuşmamak
Giriş: 24 Ağustos 2026, Pazartesi 16:21
Güncelleme: 24 Ağustos 2026, Pazartesi 16:21

Bir insan stres altındayken her zaman öfkeli, gergin veya açıkça üzgün görünmeyebilir. Bazı kişiler daha fazla konuşurken bazıları sessizleşebilir, sosyal ilişkilerden uzaklaşabilir ya da kendisini işine, spora veya başka uğraşlara verebilir. Peki bu tepkiler erkeklerde neden zaman zaman “duygularını göstermiyor”, “iletişim kurmuyor” ya da “içine kapanıyor” şeklinde yorumlanır?

Burada yalnızca biyolojik farklılıklardan söz etmek yeterli değildir. Araştırmalar, erkeklerin psikolojik sıkıntıyı yaşama ve ifade etme biçimlerinde toplumsal cinsiyet normlarının da rol oynayabildiğini gösteriyor. Ancak en başta önemli bir ayrım yapmak gerekir:

İçe çekilmek erkeklere özgü bir stres tepkisi değildir. Her cinsiyetten insan stres altında sosyal etkileşimini azaltabilir. Erkeklerde dikkat çeken nokta ise bazı psikolojik sıkıntıların doğrudan “üzüntü” veya “kaygı” olarak ifade edilmek yerine farklı davranışlarla ortaya çıkabilmesidir.

Sessizlik her zaman ilgisizlik anlamına gelmez

Partneriniz stresli olduğunda daha az konuşuyor, sorulara kısa yanıtlar veriyor veya bir süre yalnız kalmak istiyorsa bunu hemen ilişkinizle ilgili bir mesaj olarak yorumlamak yanıltıcı olabilir. Stres altında bazı insanlar sosyal etkileşimden geçici olarak uzaklaşmayı tercih edebilir. Bunun nedeni, yaşadıkları duyguları henüz söze dökememeleri, sorun üzerinde düşünmek istemeleri veya yalnız kalarak rahatlamaya çalışmaları olabilir.

Burada ise önemli bir sınır vardır: Sessizliğin anlamını tek başına davranıştan çıkaramayız. Bir kişinin birkaç saat ya da birkaç gün daha az konuşması ile haftalar boyunca iletişimden kaçınması, partnerini cezalandırmak için sessizliği kullanması veya ilişkide sürekli bir duygusal kopukluk yaratması aynı şey değildir. İlişkide duygusal şantajın olup olmadığının ayrımını iyi yapmak gerekir.

Dolayısıyla “Sessizse kesin streslidir” kadar, “Benimle konuşmuyorsa artık beni önemsemiyor” gibi sonuçlar çıkarmak da fazla hızlı varılmış varsayımlar olabilir.

“Her şeyi kendim halletmeliyim” düşüncesi etkili olabilir

Erkeklerin stres karşısındaki davranışlarını anlamak için yalnızca stresin kendisine değil, erkeklik konusunda öğrenilmiş beklentilere de bakmak gerekiyor.

2016 yılında Clinical Psychology Review dergisinde yayımlanan sistematik bir derleme, 37 çalışmanın bulgularını inceleyerek geleneksel erkeklik normlarının erkeklerin depresif belirtileri ifade etme biçimleri, yardım arama davranışları ve belirtilerle baş etme süreçleriyle ilişkili olduğunu ortaya koyuyor. Araştırmacılar özellikle “güçlü olma”, kendi kendine yetme ve kırılganlık göstermeme gibi normların bazı erkeklerin yardım istemesini zorlaştırabileceğine dikkat çekiyor.

Bu bulgu, “erkekler duygularını ifade etmez” gibi bir genellemeyi desteklemiyor. Daha çok, bazı erkeklerin duygusal zorlanmayı ifade etme konusunda sosyal olarak daha az desteklenmiş olabileceğini düşündürüyor.

2025'te yayımlanan bir meta-analiz de benzer bir tablo ortaya koyuyor. Emir Üzümçeker'in 35 örneklem üzerinden yaptığı çalışmada, geleneksel erkeklik normlarına daha fazla bağlılık ile psikolojik yardım aramaya yönelik daha olumsuz tutumlar ve yardım istemeyle ilgili daha yüksek öz-stigma arasında ilişki bulunuyor.

Dolayısıyla bazı erkekler için “Bir sorunum var ve desteğe ihtiyacım var” demek, yalnızca kişisel bir tercih değil, aynı zamanda yıllar içinde öğrenilmiş “güçlü olmalıyım” beklentisiyle çatışan bir davranış olabilir.

Yetersizlik hissi ruh hâlini değiştirebilir

İş hayatında başarısızlık, ekonomik sorunlar, ebeveynlik sorumlulukları, ilişki problemleri veya yaşamla ilgili belirsizlikler herkes için stres kaynağı olabilir. Ancak kişinin kendisini yeterli, başarılı ve kontrol sahibi hissetmesi de psikolojik iyi oluş açısından önemlidir. Özellikle değerini başarı, üretkenlik veya “ailesinin sorumluluğunu taşıma” üzerinden tanımlayan bir kişi için yaşanan başarısızlık yalnızca bir problem değil, “Ben yetersizim” duygusuna da dönüşebilir.

Bu noktada geleneksel erkeklik normları yeniden devreye girebilir. “Başarılı olmalıyım”, “kontrol bende olmalı”, “yardıma ihtiyaç duymamalıyım” gibi beklentiler karşılanamadığında kişi yaşadığı sıkıntıyı paylaşmak yerine geri çekilmeyi tercih edebilir.

Erkeklik normları ile psikolojik sağlık arasındaki ilişkiyi inceleyen daha geniş kapsamlı bir meta-analiz de geleneksel erkeklik normlarına uyumun psikolojik yardım aramayla olumsuz yönde ilişkili olduğunu gösteriyor. Ancak araştırmacılar, “erkeklik” kavramının tek bir özellik gibi ele alınmaması gerektiğinin de altını çiziyor. Farklı erkeklik normlarının ruh sağlığı üzerindeki etkileri birbirinden farklı olabiliyor.

Stres bazen öfke veya irritabilite şeklinde ortaya çıkabilir

Stres ve psikolojik sıkıntı her zaman üzüntü olarak görünmez. Bazı kişilerde sabırsızlık, tahammülsüzlük, huzursuzluk veya öfke daha görünür olabilir. Bu durum erkeklere özgü değildir; ancak erkeklerde psikolojik sıkıntının bazı dışavurum biçimlerinin özellikle dikkat çekebildiğine ilişkin araştırmalar bulunuyor.

Örneğin 2017'de Harvard Review of Psychiatry dergisinde yayımlanan, 108 binden fazla kişiyi kapsayan 32 çalışmanın sistematik derleme ve meta-analizi, depresyondaki erkek ve kadınların bazı belirtileri farklı sıklık ve yoğunlukta bildirdiğini gösteriyor. Erkeklerde madde kötüye kullanımı ile risk alma ve dürtü kontrolü sorunları daha sık bildirilirken, kadınlarda depresif duygu durum, iştah/kilo değişiklikleri ve uyku sorunları gibi klasik depresyon belirtileri daha sık bildiriliyor.

Bu sonuç “erkekler depresyon yaşadığında öfkelenir” anlamına gelmiyor. Araştırmanın asıl önemi, erkeklerde psikolojik sıkıntıyı değerlendirirken yalnızca klasik depresyon belirtilerine bakmanın bazı durumlarda yeterli olmayabileceğini göstermesinde yatıyor. Bu nedenle belirgin bir davranış değişikliği, sosyal geri çekilme, yoğun irritabilite, riskli davranışlarda artış veya madde kullanımında değişiklik görüldüğünde bunun altında yatan psikolojik yükü de düşünmek gerekiyor.

Peki neden bazı erkekler yardım istemekte zorlanıyor?

Bu sorunun tek bir cevabı yok. Kişilik özellikleri, aile ortamı, kültür, ekonomik koşullar, önceki yardım deneyimleri ve kişinin ruh sağlığı hakkındaki düşünceleri birlikte rol oynayabilir. Ancak erkeklerin yardım arama davranışı üzerine yapılan araştırmalar, toplumsal beklentilerin önemli bir faktör olabileceğini gösteriyor. Örneğin 2020'de yayımlanan bir çalışma, depresyon belirtileri yaşayan erkeklerde yardım aramanın önündeki engeller arasında tutumsal ve yapısal faktörlerin bulunduğunu gösteriyor. Bazı erkekler yardım istemeyi zayıflıkla ilişkilendirebilir veya yaşadıkları sıkıntıyı kendi başlarına çözmeleri gerektiğini düşünebilir. Bu nedenle “Neden konuşmuyorsun?” sorusundan önce bazen şu soruyu düşünmek daha anlamlı olabilir:

Partner olarak ne yapabilirsiniz?

Partnerinizin stres altında olduğunu düşünüyorsanız onu hemen konuşturmaya çalışmak yerine, konuşabileceği güvenli bir alan yaratabilirsiniz.

“Zor bir dönem geçiriyor gibisin.”

“Konuşmak istersen buradayım.”

“Şu anda yalnız kalmaya ihtiyacın varsa buna da saygı duyarım.” gibi ifadeler, kişiye hem destek hem de seçim alanı bırakır. Buradaki amaç partnerinizin duygularını sizin çözmeniz değildir. Duygusal destek vermek ile kişinin bütün duygusal yükünü üstlenmek aynı şey değildir. Aynı şekilde, partnerinizin iletişim kurmak için zamana ihtiyaç duymasına saygı göstermek ile sürekli iletişimsizliği kabul etmek arasında da fark vardır.

Fiziksel aktivite ve gündelik uğraşlar yardımcı olabilir mi?

Bazı insanlar stresliyken konuşmak yerine hareket etmeyi tercih eder. Yürüyüş, egzersiz, açık havada zaman geçirmek veya gündelik bir işle meşgul olmak bunlardan bazılarıdır. Fiziksel aktivitenin stres yanıtı üzerindeki etkilerini inceleyen araştırmalar, egzersizin stresin bazı fizyolojik göstergelerini azaltabileceğine ilişkin kanıtlar ortaya koyuyor. Ancak buradan “erkekler stresliyken spor yapmalıdır” gibi bir sonuç çıkarmak doğru değildir.

Stresle baş etme biçimi kişiden kişiye değişir

Bir kişi konuşarak rahatlayabilir, bir başkası yürüyüşe çıkarak, bir diğeri ise bir süre yalnız kalarak. Asıl önemli olan, kullanılan baş etme yönteminin kişinin yaşamını ve ilişkilerini destekleyip desteklemediğidir. Burada özellikle dikkat edilmesi gereken nokta, her davranış değişikliğini stresle açıklamamaktır.

İçe çekilme uzun sürüyorsa, kişinin işlevselliği belirgin biçimde düşüyorsa, uyku veya iştahında ciddi değişiklikler varsa, alkol ya da başka maddelerin kullanımı artıyorsa, riskli davranışlar belirginleşiyorsa veya kişi yoğun umutsuzluk yaşıyorsa profesyonel değerlendirme gerekebilir.

Erkeklerde depresyon ve intihar riski üzerine yapılan çalışmalar da madde kullanımı, risk alma ve dürtü kontrolü gibi dışavurumcu belirtilerin değerlendirmeye dahil edilmesinin önemine dikkat çekiyor.

Dolayısıyla “Biraz yalnız kalmaya ihtiyacı var” demek bazı durumlarda doğru olabilir; ancak uzun süren ve giderek ağırlaşan bir değişimi yalnızca kişilik özelliği veya erkeklerin stresle baş etme biçimi olarak görmek doğru değildir.

Unutmayın! Anlamak, şiddeti mazur görmek değildir

Bu konudaki en önemli sınır burada başlar. Bir erkeğin stres altında olması, kendisini yetersiz hissetmesi, öfkesini yönetmekte zorlanması veya duygularını ifade edememesi şiddet davranışını açıklamaz ve haklı çıkarmaz.

Partnerinizle iletişim kurma çabalarınız sürekli olarak sonuçsuz kalıyorsa ve öfke; tehdit, korkutma, aşağılama, kontrol etme, ekonomik kısıtlama, cinsel zorlama veya fiziksel şiddete dönüşüyorsa bunu yalnızca “stresli” ya da “zor bir dönemden geçiyor” diyerek açıklamaya çalışmayın.

Dünya Sağlık Örgütü, yakın partner şiddetini yalnızca fiziksel saldırıyla sınırlamıyor; psikolojik zarar, cinsel zorlama ve kontrol edici davranışları da yakın partner şiddeti kapsamında değerlendiriyor. Bu nedenle partnerinizi anlamaya çalışmakla kendi sınırlarınızı ve güvenliğinizi korumak arasında bir seçim yapmak zorunda değilsiniz.

Şiddet varsa öncelik ilişkiyi düzeltmek değil, güvenliği sağlamaktır. Kendinizi tehdit altında hissediyorsanız güvendiğiniz kişilerden, profesyonellerden veya bulunduğunuz yerdeki destek hizmetlerinden yardım almak önemlidir. Çünkü birinin stresini anlamaya çalışmak başka, o stresin size zarar vermesine izin vermek başkadır.

Sonuç olarak, sessizliği hemen kişiselleştirmeyin ama görmezden de gelmeyin. Stres altındaki bir erkeğin sessizleşmesi, yalnız kalmak istemesi veya daha az iletişim kurması mutlaka ilişkide bir sorun olduğu anlamına gelmez. Aynı şekilde her öfke, irritabilite veya geri çekilme de “erkeklerin doğası” olarak kabul edilmemelidir.

En sağlıklı yaklaşım, davranışın bağlamına, süresine ve kişinin genel işlevselliğine bakmaktır. Bazen ihtiyaç duyulan şey biraz alan olabilir.

Bazen açık bir konuşma,

Bazen profesyonel destek.

Ve bazen de kişinin kendi davranışlarının sorumluluğunu alması.

İlişkide anlayış önemlidir; ancak anlayışın sınırı, kişinin kendi güvenliğinden vazgeçmesi değildir.

News Image
İLİŞKİ

Toksik bir ilişki nasıl düzeltilir?

Kaynaklar

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/27664823. "The role of masculinity in men's help-seeking for depression: A systematic review - PubMed"

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/40038563. "Traditional Masculinity and Men's Psychological Help-Seeking: A Meta-Analysis - PubMed"

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/27869454/ "Meta-analyses of the relationship between conformity to masculine norms and mental health-related outcomes - PubMed"

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/28059934/ "Differences in the Expression of Symptoms in Men Versus Women with Depression: A Systematic Review and Meta-analysis - PubMed"

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/32410489/ "Men's Help-Seeking for Depression: Attitudinal and Structural Barriers in Symptomatic Men - PubMed"

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/31522267/"Men's Depression and Suicide - PubMed"

https://www.who.int/en/news-room/fact-sheets/detail/violence-against-women/ "Violence against women"

Paylaş:
brush-purple Yorumlar
ITEM