HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ
Okulun ilk haftalarında aşırı korumacı tutum kaygıyı artırabilir
Giriş: 01 Ekim 2026, Perşembe 15:06
Güncelleme: 01 Ekim 2026, Perşembe 15:06

Bu içerik İstanbul Bilgi Üniversitesi Psikolojik Danışmanlık Birimi’nden Klinik Psikolog Esma Bilge Sözüer tarafından kaleme alınmıştır.

Yeni eğitim-öğretim yılının başlamasının ardından çocukların okula uyum süreci devam ediyor. Yeni bir öğretmenle tanışmak, arkadaş ilişkilerinin yeniden şekillenmesi, günlük rutinlerin değişmesi ve ebeveynden ayrılmak çocuklarda farklı düzeylerde kaygıya yol açabiliyor. Psikolog Esma Bilge Sözüer, özellikle ilk haftalarda görülebilen kaygının çoğu zaman doğal bir uyum tepkisi olduğunu belirterek bu süreçte ebeveynlerin tutumlarının önemli rol oynadığına dikkat çekti.

Ebeveynin kaygısı çocuğa yansıyabiliyor

Çocukların ebeveynlerinin duygu durumuna karşı oldukça duyarlı olduğunu belirten Sözüer, ebeveynler kaygılarını belli etmediklerini düşünseler de çocukların beden dili, ses tonu ve davranışlardan bu duyguyu algılayabildiğini söyledi. Ebeveyn “Okul çok güzel geçecek” derken gergin bir beden dili sergiliyorsa çocuğun söylenenlerden çok bu gerginliği hissedebileceğini ifade eden Sözüer, aşırı korumacı ve kontrolcü davranışların da çocukta ortamın güvenli olmadığı ve tek başına baş edemeyeceği algısını oluşturabileceğine dikkat çekti. Çocuğun okula uyum sürecinde yaşadığı kaygıyı ele alırken ebeveynin öncelikle kendi kaygısının kaynağını fark etmesinin önemli olduğunu vurgulayan Sözüer, ebeveynlerin kendi duyguları ile çocuklarının yaşadığı kaygıyı birbirinden ayırması gerektiğini ifade etti.

"İyi niyetle yapılan bazı korumacı davranışlar kaygıyı artırabilir"

Ebeveynlerin iyi niyetle sergilediği bazı korumacı davranışların çocuğun kaygısını artırabileceğini belirten Sözüer, uzun vedalar, tekrar tekrar sarılmak, kapıdan dönüp bakmak veya çocuğu sürekli kontrol etmek gibi davranışların çocukta ayrılığın tehlikeli bir durum olduğu algısını güçlendirebileceğini söyledi. Sürekli “Hiç korkacak bir şey yok” demenin veya çocuğun karşılaştığı her sorunu onun yerine çözmeye çalışmanın da kaygıyı pekiştirebileceğini ifade eden Sözüer, çocuğun yaşadığı duyguyu ortadan kaldırmaya çalışmak yerine kabul etmenin daha destekleyici bir yaklaşım olduğunu belirtti. Sözüer, ebeveynlerin çocuklarına “Korkmanı ve endişelenmeni anlıyorum ama sen bununla baş edebilirsin, ben de buradayım” mesajını vermesini önerdi.

İlginizi çekebilir: Okul başlarken işinize yarayacak çocukların özgüvenini artıracak 35 olumlama

Amaç kurtarıcı olmak değil, güvenli bir rehber olmak

Aşırı koruyucu tutumların çocuğun kendi problem çözme becerilerini geliştirmesini zorlaştırabileceğini belirten Sözüer, ebeveynlerin bir “kurtarıcı” olmak yerine çocuğun kendi çözüm yollarını geliştirmesine destek olan bir rehber rolü üstlenmesinin önemli olduğunu söyledi. Sözüer, “Çocuk bir sorunla geldiğinde hemen çözüm üretmek yerine, ‘Sence böyle bir şey olursa ne yapabilirsin?’ diye sorarak çözümü kendisinin bulmasına alan açmak önemli. Kaygıyı reddetmeden kabul etmek, küçük adımlarla ilerlemek ve çocuğun zorlanmasına güvenli bir alan bırakmak da özgüvenini destekler” dedi. Ebeveynlerin kendi kaygılarının kaynağını fark ederek kontrol edebildikleri alanlara odaklanmalarını öneren Sözüer, çocukların yaşadığı kaygıyı oyun yoluyla somutlaştırmanın ve uyum sürecini küçük adımlara bölmenin de kaygıyla baş etmeyi kolaylaştırabileceğini ifade etti. Sözüer, “Çocuğa verilebilecek en büyük destek, ona sorunsuz bir dünya sunmak değil, sorunlarla karşılaştığında kendi başına baş edebileceğine dair güven kazandırmaktır” dedi.

News Image
ÇOCUKLU HAYAT

Eyvah, çocuğum birinci sınıfa başlıyor!

İlk haftalardaki kaygı ne zaman sorun haline geliyor?

Okula uyum sürecinde yaşanan kaygının özellikle ilk 2-4 haftada doğal bir tepki olabileceğini belirten Sözüer, sabahları yaşanan huzursuzluk, ayrılırken ağlama, hafif mide veya baş ağrısı gibi belirtilerin bu dönemde görülebileceğini ifade etti. Önemli olanın kaygının tamamen ortadan kalkması değil, zaman içinde azalması olduğunu vurgulayan Sözüer, çocuk okula gittikten kısa süre sonra sakinleşiyor ve gün içinde derse veya oyuna katılabiliyorsa sürecin genellikle doğal uyum çerçevesinde ilerlediğini belirtti.

Kaygının dört haftayı aşması ve çocuğun günlük yaşamını belirgin biçimde etkilemesi halinde profesyonel desteğin değerlendirilebileceğini belirten Sözüer, “Süreklilik gösteren okul reddi, yoğun karın ağrısı veya kusma, uyku ve iştah sorunları, gün boyunca yatışamama, sosyal olarak geri çekilme ya da okul dışında da yoğun ayrılma korkusu önemli işaretlerdir” diye konuştu. Bu belirtilerin süreklilik kazanması ve çocuğun yaşam kalitesini etkilemesi durumunda bir çocuk ve ergen psikoloğundan destek alınmasının sürecin daha sağlıklı ilerlemesine yardımcı olabileceğini ifade eden Sözüer, ebeveynlerin kendi kaygılarının farkında olarak çocuklarına hem sözleri hem de davranışlarıyla güven vermelerinin okula uyum sürecinde önemli rol oynadığını belirtti.

News Image
ÇOCUKLU HAYAT

Kendine güvenen bir çocuk nasıl yetiştirilir?

Paylaş:
brush-purple Yorumlar