HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ
21. yüzyılın madenleri evinizde saklı olabilir!
Giriş: 04 Haziran 2026, Perşembe 11:11
Güncelleme: 04 Haziran 2026, Perşembe 12:08

Kağıt atıklar, plastik atıklar, cam atıklar ve metal atıkların geri dönüşümünü sağlamak amacıyla yer alan çöp kutularının doğru kullanımı henüz yeni yeni oturmuşken farkındalığa sahip olmamız gereken çok önemli bir konumuz daha var: e-atıklar… Eski piller evet ama daha fazlası… Eski teknolojik ürünlerimiz, kablolarımız, bataryalarımız… Ne yapacağız? Ne yapmalıyız? Konunun uzmanı Çevre Yüksek Mühendisi Öğr. Gör. Tuğçe Yılmaz Karan’a sordum işte aldığım yanıtlar…

Hepimizin çekmecesinde bir dolu kutu kablolar var, atık sayılabilecek eski teknolojik aletlerimiz var ve çoğumuzun bunları ne yapacağına dair bir fikri yok… Doğru yönlendirmeleri sizden almak isterim. Ne yapalım?

Çevre mühendisi olarak en sık karşılaştığım durumlardan biri, insanların kullanmadıkları elektronik eşyaları yıllarca evlerinde saklamaları. Eski telefonlar, şarj cihazları, kablolar, kulaklıklar ya da küçük elektronik cihazlar çoğu zaman "belki bir gün lazım olur" düşüncesiyle çekmecelerde bekletiliyor. Oysa bu ürünler yalnızca atık değil, aynı zamanda geri kazanılabilecek önemli kaynaklar içeriyor. Öncelikle ürünün yeniden kullanım imkânı olup olmadığı değerlendirilmeli. Çalışır durumdaki cihazlar ihtiyaç sahiplerine ulaştırılabilir veya ikinci el olarak değerlendirilebilir. Kullanım ömrünü tamamlamış elektronik ürünlerin ise belediyelerin atık getirme merkezlerine ya da lisanslı elektronik atık toplama noktalarına teslim edilmesi gerekiyor. Böylece hem çevresel risklerin önüne geçiliyor hem de değerli kaynakların yeniden ekonomiye kazandırılması sağlanıyor. Burada bakış açımızı değiştirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Elektronik atıkları çöp olarak değil, döngüsel ekonominin bir parçası olan değerli kaynaklar olarak görmeye başlamalıyız.

Ara ara sosyal medyada da eski teknolojik ürünlerin içerisinden çıkarılabilecek kıymetli materyaller paylaşımları görüyorum. Bu doğru mu? Evde bunları kurcalamak tehlikeli mi ve bu değerli madenlerin ekonomiye doğru şekilde kazandırılması için şu an hem dünyada hem Türkiye'de hangi adımlar atılıyor?

Bu paylaşımlar büyük ölçüde doğru. Cep telefonları, bilgisayarlar ve diğer elektronik cihazların içerisinde altın, gümüş, bakır, paladyum gibi ekonomik değeri yüksek metaller bulunabiliyor. Bu nedenle elektronik atıklar günümüzde "kentsel madencilik" olarak adlandırılan önemli bir kaynak alanı olarak değerlendiriliyor. Bugün birçok uzman elektronik atıkları "21. yüzyılın madenleri" olarak tanımlıyor. Çünkü bu cihazların içerisinde bulunan değerli metaller, doğru geri dönüşüm yöntemleriyle yeniden ekonomiye kazandırılabiliyor. Ancak bu malzemeleri ev ortamında çıkarmaya çalışmak kesinlikle önerilmez. Elektronik cihazların içerisinde ağır metaller, lityum iyon piller ve çeşitli kimyasal bileşenler bulunabiliyor. Bilinçsiz müdahaleler hem sağlık açısından risk oluşturabilir hem de çevreye zarar verebilir. Dünya genelinde elektronik atıklardan değerli metallerin geri kazanımına yönelik teknolojiler hızla gelişiyor. Türkiye'de de lisanslı geri dönüşüm tesislerinde elektronik atıklar kontrollü şekilde ayrıştırılarak ekonomiye yeniden kazandırılıyor. Bu sayede hem doğal kaynakların tüketimi azalıyor hem de atıkların ekonomik değeri ortaya çıkarılıyor.

Henüz daha atık pil ve atık ilaç konusunda farkındalıklarımız yeni yeni oturmuşken eski elektronik ürünlerin geri dönüşümü hakkında ne kadar farkındalığa sahibiz?

Son yıllarda elektronik atıklar konusunda farkındalığın arttığını söyleyebiliriz ancak hâlâ istenilen seviyede olduğumuzu düşünmüyorum. Atık piller konusunda toplumda belirli bir bilinç oluşmuş durumda. Elektronik atıklarda ise insanlar çoğu zaman bu ürünleri nasıl değerlendireceğini bilmediği için evlerinde saklamayı tercih ediyor. Oysa evlerimizde bekleyen milyonlarca eski telefon, tablet ve elektronik cihaz önemli miktarda geri kazanılabilir kaynak içeriyor. Bu nedenle elektronik atıkları yalnızca çevresel bir sorun olarak değil, aynı zamanda kaynak verimliliği ve sürdürülebilirlik açısından değerlendirmemiz gerekiyor. Akademisyen olarak öğrencilerimle yaptığımız çalışmalarda da görüyorum ki yeni neslin sürdürülebilirlik konusundaki ilgisi oldukça yüksek. Doğru bilgilendirme ve erişilebilir toplama sistemleriyle bu farkındalığın daha da güçleneceğine inanıyorum.

Küresel ölçekte e-atıkların geri dönüşüm oranı nedir? Dünyada bu konuda uygulanıp başarılı olmuş, bize örnek teşkil edebilecek etkili projeler var mı? Geri dönüştürülemeyen e-atıklar imha edilirken doğru yöntemler uygulanıyor mu?

Dünya genelinde her yıl milyonlarca ton elektronik atık oluşuyor ancak bunların yalnızca yaklaşık beşte biri kayıtlı sistemler aracılığıyla geri dönüştürülebiliyor. Bu durum hem çevresel hem de ekonomik açıdan önemli bir kayıp anlamına geliyor. Başka bir ifadeyle, dünyada ortaya çıkan elektronik atıkların büyük bölümü hâlâ geri dönüşüm sistemlerinin dışında kalıyor. Özellikle Avrupa Birliği ülkeleri, Japonya ve Güney Kore elektronik atık yönetiminde başarılı örnekler arasında gösteriliyor. Üretici sorumluluğu sistemleri, yaygın toplama ağları ve ileri geri dönüşüm teknolojileri sayesinde bu ülkelerde daha etkin sonuçlar elde ediliyor. Ancak ne yazık ki dünyanın bazı bölgelerinde elektronik atıklar hâlâ kayıt dışı yöntemlerle işleniyor. Kontrolsüz söküm, yakma veya parçalama işlemleri hem çalışanların sağlığını hem de çevreyi ciddi şekilde tehdit edebiliyor. Bu nedenle elektronik atıkların yalnızca toplanması değil, çevreye duyarlı ve güvenli yöntemlerle işlenmesi de büyük önem taşıyor.

E-atıkların yanı sıra özellikle yapay zeka teknolojilerinin gelişmesi ve kullanımının yaygınlaşması ile birlikte ciddi bir su tüketiminin gerçekleştiği konuşuluyor. Bu noktada su tüketimi ile ilgili atılması gereken en önemli adımlar sizce nelerdir?

Yapay zekâ teknolojileri hayatımızın pek çok alanında önemli dönüşümler yaratıyor. Ancak teknolojik gelişmeleri değerlendirirken çevresel etkilerini de göz önünde bulundurmamız gerekiyor. Özellikle yapay zekâ sistemlerinin çalıştığı veri merkezlerinin soğutulması için ciddi miktarda enerji ve su tüketimi söz konusu olabiliyor. Bana göre burada en kritik konu verimlilik. Daha az enerji ve daha az su tüketen veri merkezi teknolojilerinin geliştirilmesi, alternatif soğutma sistemlerinin yaygınlaştırılması ve yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımının artırılması gerekiyor. Ayrıca şirketlerin su ayak izi ve kaynak tüketimi konusunda daha şeffaf olması büyük önem taşıyor. Ölçemediğimiz bir etkiyi yönetmemiz mümkün değil. Bu nedenle teknoloji sektöründe çevresel performansın düzenli olarak izlenmesi ve raporlanması gerektiğini düşünüyorum. Sürdürülebilirlik artık teknolojiden ayrı düşünülebilecek bir kavram değil. Geleceğin dijital dünyasını inşa ederken doğal kaynaklarımızı koruyabilmek, hepimizin ortak sorumluluğu.

Röportaj: Dilay Argün

Paylaş:
brush-purple Yorumlar