Filmlerde veya sosyal medyada gördüğümüz bir görsel şölene dönüşen yemek yapma eylemi, günlük hayatın içerisinde ve doyurulması gereken karınlar olduğunda aynı şekilde büyüleyici gelmeyebilir fakat bu günlük aktivite, üzerine biraz düşünürsek hala keyif verici ve ruhsal olarak iyileştirici olabilir.


Stresli bir günün sonunda doğramak, karıştırmak ve yoğurmak esnasında, yükselen leziz kokular eşliğinde bedensel hareketlerimiz zihinsel bir rahatlamaya dönüşür. Bu, sonunda lezzetli bir öğün de vaat eden bir terapi seansından pek de farklı sayılmaz. Artık kişinin kendine rahatlamak için zaman ayırması gittikçe önem kazanan bir durum haline geldi. Kısa bir internet araştırmasıyla bile kendinizi daha iyi hissetmek için masajdan yürüyüşe, yogadan günlük tutmaya uzanan birçok öneri listesi bulabilirsiniz. Bunların hepsinin harika fikirler olmasına rağmen, yemek pişirmek bazıları için bütün bu önerilerin önüne geçecek bir aktivite olabilir.


Yemek yapmak nasıl terapiye dönüşür?

Mutfak terapisi, giderek artan bir şekilde ruh sağlığını desteklemek için kullanılmaya başlıyor. Depresyon, anksiyete, yeme bozuklukları, DEHB ve bağımlılık dâhil olmak üzere çok çeşitli zihinsel ve davranışsal sağlık koşullarının tedavisinin bir parçası olarak mutfak terapisinden faydalanıyor.


Yemek pişirme ve zihinsel sağlık arasındaki en bariz bağlantı beslenmek kavramının kendisi oluyor. Yiyeceklerin çoğunu kendiniz hazırladığınızda diyetinizin kalitesini kontrol etmek daha kolaydır ve yüksek kaliteli bir diyeti takip etmek, beyninizi sağlıklı tutmada oldukça önemli bir rol oynuyor. Özellikle beyin, vücuttaki kalorilerin büyük bir kısmını tüketiyor ve hormonlar dolayısıyla da ruh sağlığını etkileyen bağırsaklarla birlikte belki de diyetinizden en çok etkilenen organ.


Araştırmalar, beyin sağlığı ile omega-3 yağları, B vitaminleri, demir, çinko, magnezyum ve amino asitler dahil olmak üzere çeşitli besinler arasında bağlantılar kuruyor. Beyninizin bu hayati besinlerden yeterince aldığından emin olmak için onu tam olarak ne beslediğinizi bilmek isteyebilirsiniz ve mutfak terapisi, bu konuda da size yardımcı olabilir.


Bütün bunlara ek olarak, pişirme sürecinin kendisi psikolojik sağlığınızı besleyebilir. Örnek olarak, bir mandalinanın meyve salatası için soyulmasını ve parçalara ayrılmasını ele alabilirsiniz. Derisini, rengini, dokunuşunu, kokusunu gözlemleyerek başlayın. Ardından, meyveyi soyup dilimlerken, kabuğu parçaladığınızda suyunun püskürmesi gibi anlık duyulara dikkat edin. Son olarak, soyulmuş mandalina parçalarından birini ağzınıza atın ve sulu ve aromasının tadını çıkarın. Buna benzer farkındalık egzersizleri, sizi anda tutmaya ve yaşamın tadını çıkarmaya teşvik eder. Bu şekilde ana odaklandığınızda, geçmişteki ufak tefek şeyler üzerinde kafa yormaz veya gelecekteki sorunlar hakkında endişelenmezsiniz.




Şükretmek için bir sebep daha…

Yemeğinizi hazırlamayı bitirdikten sonra, mutfak masanıza nasıl ulaştığını düşünmek için bir dakikanızı ayırın. Bu, mandalina örneğinde bir tohum ekildiğini, bir ağacın büyüdüğünü, ağacın çiçek açtığını ve sonunda bir mandalinanın ortaya çıktığını belirtiyor. Sonra mandalina toplandı, bir kutuya kondu, bir dağıtıcıya taşındı, bir torbaya kondu ve tekrar bir süpermarkete taşındı. Mandalinayı size getirmek için çok şey yapıldı ve küçük bir meyve harikasını takdir etmek, genel olarak yaşam hakkında daha iyi hissetmenize yardımcı olabilir.


Yaratıcı olabilirsiniz

Birçok insan için yemek yapmak, yaratıcı ifade için bir çıkış noktasıdır. Sadece tariflere bağlı kalmayın. Sevdiğiniz lezzetleri düşünün ve onları farklı yemeklerde kullanmayı deneyin. Ayrıca, tarifin belirttiği uzun malzeme listesini sağlamak için markete koşmak yerine elinizdekilerden ilham alın. Kendinizi bu gibi sınırlardan azat ettiğinizde, zamandan tasarruf eder ve zorunluluk stresinden kurtulursunuz. Kendi tarifinizi geliştirdiğinizde hissettiğiniz başarı duygusu, benlik saygınız için bir destek olabilir.


Keyif almaya bakın!

Yemek pişirmeyi başka bir ev işi olarak görmek çok kolay. Yine de örneğin çamaşırları katlamaktan veya rafların tozunu almaktan alamadığınız bir keyfi yemek pişirirken elde edebilirsiniz. Çünkü yemek yemek, doğuştan gelen ödüllendirici bir deneyimdir. Yani yemek yemeye yol açan yemek pişirme, güçlü, yerleşik bir ödül sistemine sahiptir. Eğlenceyi ön planda tutmak için kendinize yemeğinizle oynama izni verin. Profesyonel şeflerin ortaya çıkardığı gibi bir tabak beklentisinde olmadan sürecin tadını çıkarın ve mükemmellik için endişelenmeyin.


Bağlantı kurmanın bir yolu olabilir

Bir partnerle yemek pişirmek, iletişimi ve işbirliğini teşvik edebilir. Masada yemek yemek, farklılıkları ve kinleri bir kenara bırakıp eldeki göreve odaklanmak demektir. Beğendiğiniz ve beğenmediğiniz yemekler aynı değilse, bu aynı zamanda çatışma çözme becerilerinizi geliştirmek için bir fırsat olabilir. Partneriniz için bugün bir patates yemeği yapmanız karşılığında yarın sizin favoriniz olan brokoliyi yemenizi teklif edebilirsiniz. Yemek ve doyma arzusu, birçok tartışmayı hızlıca kapatmanızı sağlayan bir dürtü olarak çalışabilir.


Referanslar:

Linda Wasmer Andrews. “Kitchen Therapy: Cooking Up Mental Well-Being”. Şuradan alındı: https://www.psychologytoday.com/us/blog/minding-the-body/201505/kitchen-therapy-cooking-mental-well-being (19.05.2015).




Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!
Yorum yazmak için üyelik girişi yapmalısınız.

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.