Merhaba Yeşim Hanım, son zamanlarda sıkça haberlerde gördüğümüz “evlerinde yalnız ölen insanlar” hakkında yazmak istiyorum. Neredeyse her gün bir ilimizde evinden gelen kokular üzerine hayatını kaybettiği anlaşılan insanların haberlerini okuyor, görüyoruz. Biz ne ara bu kadar yanlızlaştık? Bu kadar teknolojinin içerisinde birbirimize ulaşmak bu kadar kolay iken ne oluyor bizlere? Biz Türk toplumu olarak nerede bizim örf adet ve geleneklerimiz? Etrafımda şuanda mevcut olan arkadaşlarıma “İleride her gün birbirimizi arayalım, kopmayalım. Belli ki evlatlarımız kendi dünyalarıyla meşgul olacaklar bari biz birbirimiz unutmayalım” diyorum. Buradan okuyan herkese şunu demek isterim: Kimse bunu hak etmez hiçbir şeyi ertelemeden arayın, sorun sevdiklerinizi…
Yeşim Tijen’in cevabı:
Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba benim hassas kalpli okurum;
Bir dervişe sormuşlar “Huzuru nasıl buldun? Derviş cevap vermiş: Geleceği düşünmedim, geçmişe üzülmedim, anı ziyan etmedim ve her şeyin sahibinin Allah olduğunu unutmadım”. Aslında sorunuzun cevabını derviş kısaca vermiş olsa da derinleştirelim… Kaç yaşındasınız bilmiyorum ama genç olmalısınız. Ölüm korkularınızı kağıda dökecek kadar endişelenmişsiniz, demişsiniz ki “Arkadaşlar, çocuklarımız büyüyünce kendi hayatları olacak. Biz birbirimizi arayalım, soralım.” Keşke hayat temennilerle yürüyebilseydi. İnsanlar yaşadıkça değişiyor, dönüşüyor; bazı şeyler sizin kontrolünüzde, bazı şeyler ise sizin kontrolünüz dışında gelişebiliyor. Kader diye bir şey var… Onu es geçemiyoruz. Buna rağmen şimdiden endişe duymaya da gerek yok yavrum. Çocuklarınıza gelirsem… Elbette kendi hayatları olacak ama siz onlara iyi bir anne olmuşsanız o çocuklarınız sizin peşinizi hiçbir zaman bırakmayacaklardır. Onlar için her zaman değerli anneleri olacaksınız; arayacak, soracak, ilgileneceklerdir. Bu tamamıyla çocuklarınıza ne verdiğinizle alakalı olarak gelişecek durumdur.
Hayatınıza şimdiden gereksiz bir düşünce yükü katmamalısınız. Yazdıklarıma yine bir alıntıyla devam edeyim: “Eskiden yalnız yaşayanları görünce ‘Sıkılmıyorlar mı?’ diye düşünürdüm. Meğer mevzu çok derinmiş” demiş birileri… Şimdi sizin yazdıklarınızda o evlerinde ölüp cesetleri kokan insanlar mevzu öylesine derin ki… Evet, insanlar yalnızlaşıyor. Yalnızlık çoğu zaman bir tercih olsa da kendisiyle barışık, kendi kendine mutlu olmayı bilen insanlar da yalnızlığı tercih edebilirler ama genellikle insanlara olan güvenin kaybolmasından kaynaklı olarak yalnızlık yaşanır. Yaşar Kemal’in kültleşmiş cümlesinde söylediği gibi “O iyi insanlar o güzel atlarına binip çekip gittiler. Demirin tuncuna insanların piçine kaldık”… O tarz insanlarla beraber olmaktansa yalnız yaşamayı, yalnız yaşlanmayı seçmişlerdir. Bazen kendi geçimsizliğinden bazen aile bağlarının zayıf olması, maddi imkânsızlıklar bazen kimsesinin olmaması gibi nedenlerle de insanlar yalnızlaşabiliyor, yalnız da ölebiliyor. Demişsiniz ki “Biz ne ara bu kadar yalnızlaştık?” Biz kötülükleri gördükçe yalnızlaşmaya, her insanla hemhal olmamaya başladık. Kimine selam verip geçtik bazen Allah’ın selamını bile esirger olduk. Bu kötü bir şey değil aslında kendinizi riske atmamış, gereksiz insanların manipülasyonlarıyla uğraşmamış, huzurlu bir hayata geçiş yapmış oluyorsunuz. Yalnızlığı tercih etmiş biri kimseye mecbur değildir. Hayatına aldığı insanları hak ettikleri için yanında tutar. Bu kadar yalnızlık deyince yalnız yaşayan insanların duygusuz olduğu düşünülmesin duygu eksikliğinden değil duygularının harcanmaması için yapılan bir tercihtir yalnızlık. Kısacası saflığın, iyiliğin, kendi dünyasının peşinde olan güçlü insanlardır zaten yalnız yaşamayı tercih eden insanlar yalnız da ölmeyi göze almış insanlardır. Yalnız yaşayanlar adına endişelenmemeniz için kadınlar adına size küçük örnek vereyim: “Günaydın” mesajları atılıyor mesaja cevap vermeyen oldu mu hemen neden cevap vermediği sorgulanıyor. Yalnız yaşayan anneler babalar için de durum aynı. Evlatları arıyor, soruyor, merak ediyor. Yalnız yaşanıyor olsa da psikolojik bir sıkıntısı yoksa kimse tamamen yalnız kalmaz, sadece saklanırlar.
“Kaybolmak istemiştim bir zamanlar
Kapının arkasında yokum demiştim
Ve divanın altında da.
Bulamazsınız ki artık beni,
Hayatın ortasında.
Kaybolmak istemiştim bir zamanlar
Beni kimse bulamazdı
Tanrı’nın arkasına saklansam.
O Kocamandı, en kocamandı o.
Bir kız çocuğunun hayalleri kadar.”
Didem Madak’tan alıntı…
Korkularınızı yaşamamanız dileğiyle sevgiler sevgili okurlarıma…
Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.
İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com