Merhaba Yeşim Hanım; 4 yıldır birlikte olduğum bir erkek arkadaşım var. Yaklaşık 2 yıldır da aynı evde yaşıyoruz. 30 yaşındayım. Birbirimizi gerçekten seviyoruz, hayatımız genel olarak güzel. Geçenlerde evlenme teklif etti, ben de kabul ettim. Aslında çok mutlu olmam gerekirken içimde garip bir korku başladı. Benim anne babam hiç anlaşamazdı. Çocukluğumdan beri evde sürekli kavga, küslük sonra barışmalar vardı. O yüzden kendime hep “Ben asla böyle bir evlilik yaşamayacağım” derdim. Hatta evlenmekten biraz korkmamın sebebinin de bu olduğunu biliyorum. Geçen gün nişanlımla çok basit bir para meselesinden tartıştık. Öyle büyük bir kavga da değildi, yarım saat sonra zaten konu kapandı. Ama ben o gece yatakta durup durup bunu düşündüm. “Ya evlenince böyle şeyler çoğalırsa, ya zamanla birbirimizden soğursak, ya annemle babam gibi olursak?” diye içime bir korku oturdu. İşin garibi, bu adam bana bugüne kadar kötü davranmadı. Beni hiç aşağılamadı, güvenimi sarsmadı. Tartıştığımızda da konuşup hallediyoruz. Yani ortada bu adamla evlenilmez diyeceğim bir durum yok. Sorun tamamen benim kafamın içinde gibi. Bir yandan da acaba evlenmekten korktuğum için mi böyle hissediyorum ya da evlenmemem için bu bir işaret olabilir mi diye düşünüyorum. Onu kaybetmekten de korkuyorum. Çünkü sırf korkularım yüzünden ilişkimi bitirirsem yıllar sonra pişman olmaktan çekiniyorum. Bazen de kendime kızıyorum. Her şey yolundayken neden illa kötü bir şey olacakmış gibi düşünüyorum bilmiyorum. Ben evlenmek istiyorum ama evlilik kelimesi geçince içim daralıyor…
Yeşim Tijen’in cevabı:
Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba sevgili okurlar; korkak insan hayatı yaşayamaz ama iyi bir seyirci olup yaşayanları seyreder. Bu seyirlerden haliyle ona insanı zehirleyen acıtan “keşke”ler ve kendisiyle hesaplaşması kalır. “Keşke keşke cesaret edebilseydim”… Dilerim siz “keşke”lerle yaşamaz, kendinizle hesaplaşmak zorunda kalmazsınız. Beraber yaşadığınız sevgiliniz size evlilik teklif etmiş ama siz evlilikten korkuyorsunuz, anneniz babanız sürekli kavga ediyormuş bu sizde evlilik korkusu yaratmış… Evet, kötü bir durum ama eski nesil aileler böyle durumları önemsemezdi. Sizler gibi bir gözü açık dünyaya gelmemişlerdi, onları aydınlatan öğreten ne Google amcaları, teyzeleri yoktu. Buna rağmen eskilerin -ve hala da öyledir muhakkak- gece kavga edip yatağa giren eşler sabaha ışıl ışıl gözleri, gülen yüzleriyle kalkabildikleri gerçeği de vardır. Siz ebeveynlerinizin hiç mi bu yönlerini görmediniz? Evlilikte tabii ki tartışma, kavga, sorunlar vs. vs. olabiliyor. Bunlar olsa bile kimse evlenmekten korkmuyor çünkü içinde sevgi dolu günlerde yaşanabiliyor. Bu sizin evlendiğiniz kişiyle ve sizin karakterinizle alakalı… Saygı bekleyen sınırlarını bilecek, yaşanan sorunları saygısızlık boyutuna ulaştıracak davranışlarda bulunmayacak zaten evlilikte sorunlar saygısızlıklarla başlamıyor mu? Sonra da kişiler birbirlerinden uzaklaşarak aradaki bağları zayıflatabiliyorlar. Şimdilerde bir de evlenmek yerine daha kolayı olan tamamen birinin sorumluluğunu almadan yaşamak da var. Bu tercih neden? Bence bir başka ihtimale kapıyı aralık bırakmak için, gününü gün etmek için, evliliği isteyecek kadar yanında olduğu kişiyi sevmediği için… Başka açıklaması yok… Bir insan birini severse korku diye bir şey içinde kalmaz korksa da cesarete yüklenir. Sizi cesaretlendirmeyen bu teklif bana sizin sevgilinizle ilgili duygularınızı sorgulattırdı.
İnsan yanındaki insanın kendisine iyi gelip gelmediğini bilir; bu biliş insanın yolunu ya açar ya kapar. Sadece korkuyla yaşadığınızı anlamlandırmazsınız çünkü sevginin her engeli aşacak kadar büyük bir gücü vardır. “Sevgilimi evliliği isteyecek kadar seviyor muyum sevmiyor muyum?” diye bir düşünmenizi öneririm. Eğer seviyorsanız iyi günde kötü günde deniyor ya her yaşanacağı kabul ederek göze alarak evlenmeyi kabul edersiniz. Hem şunu da yazmadan geçemem: Kim kime her daim mutlu edeceğine dair söz verebilir ki? Mühim olan elinden geleni yapacak potansiyelde adam gibi adam olmasıdır ama sizler bunlara pek bakmıyorsunuz. Beklentilerinizi çok yüksekte tuttuğunuzdan… Hep daha iyisi ben daha iyisine layığım düşüncesiyle birlikte yaşamayı tercih edebiliyorsunuz. Yazdıklarınızdan benim çıkardığım bunlar… Siz benim yazdıklarımdan ne çıkaracaksınız bakalım… Güzel günler dileğimle…
Sevgiler sevgili okurlarıma…
Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.
İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com