HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Merhaba Yeşim Hanım, 34 yaşındayım. Size biraz ayıp bir şey anlatacağım ama kimseye söyleyemediğim için yazmak istedim. Çocukluktan beri çok yakın olduğum bir arkadaşım var. Neredeyse kardeş gibiyiz. Her şeyimizi biliriz. Birbirimizin düğününde, doğumunda, kötü gününde hep yan yana olduk. Son birkaç yıldır onun hayatı çok güzel gidiyor. Çok istediği bir işte çalışıyor, eşiyle çok mutlular, güzel bir ev aldılar. Geçen sene de bir çocukları oldu. Ben de gerçekten onun adına çok sevindim. Ama son zamanlarda kendimde fark ettiğim duygularımdan utanıyorum. Onun güzel bir haberini aldığımda eskisi kadar mutlu olamıyorum. Mesela yeni ev aldıklarında ilk anda sevindim ama sonra eve gidip kendi evimi düşündüm. Eşi ona güzel bir hediye aldığında “Ne güzel.” demek yerine “Benim eşim neden böyle şeyler yapmıyor?” diye düşündüm. İçten içe “Onun hayatı ne kadar güzel gidiyor” diye geçiriyorum. Bunların hiçbirini ona belli etmiyorum. Hatta elimden geldiğince destek oluyorum ama eve döndüğümde kendime kızıyorum. Çünkü benim en yakın arkadaşım. Onun mutluluğundan rahatsız olmamam gerektiğini düşünüyorum. Geçen gün bana çok güzel bir haber verdi. Gerçekten sevindim ama telefonu kapattıktan sonra içimde bir sıkıntı oldu. “Neden onun başına gelen güzel şeyler beni kendi hayatımı sorgulamaya itiyor?” diye düşündüm. Onu kıskanıyor muyum? Bilmiyorum. Aslında onun sahip olduklarını istemiyorum. Onun kocasıyla evlenmek, onun evinde yaşamak ya da onun hayatını yaşamak gibi bir isteğim yok. Ama onun hayatına bakınca kendi hayatımın eksiklerini daha fazla görüyorum. Bunu ona anlatamam. Söylesem arkadaşlığımız bozulur diye korkuyorum. Bu duyguyu nasıl üzerimden atacağımı bilmiyorum.

Yeşim Tijen’in cevabı:

Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba sevgili okurum; küçükken serçe parmak çekiştirilerek çocukları eğlendirmek için söylenen bir tekerleme vardı. “Biri tutmuş, biri kesmiş, biri pişirmiş, biri yemiş öbürü de hani bana hani bana demiş…” Hatırladınız değil mi? Şimdilerde herkesin ağzında “Hani bana hani bana” var. Doğru; ona var, buna var, niye diğerine yok? Diğerine sade şükür var. Yanlış anlaşılmak istemem şükrü çok önemsiyor ve gerekli bulmakla beraber gözle görünen hatta gözlere batan gerçekleri de es geçemem. Hani bana hani bana dense, özenilse, istense de maalesef hayatta herkese her şey yok. Seyretmek bedava, özenmek bedava… Sahip olmak şans… Akıl, çaba, yalan dolan, entrika, kader hepsinin bu işte rolü var. Kimse kendini abartmasın. Sizin yazdıklarınıza gelirsem siz de “Niye ben arkadaşım kadar şanslı ve mutlu değilim? Hani bana?” diyorsunuz. Aslında bu arkadaşınızda görüp kendinizde eksik hissettikleriniz sizin kendi hayatınızla yüzleşmeniz oluyor. İnsanlar otuzlu yaşlarda ikinci ergenliğini yaşıyorlarmış… O dönemde sorgulamalar yaşanıyormuş. Bu sorgulamalardan hemen bir çözüm beklemeyin. Bazen kendinizi, ne istediğinizi, yaşadığınız hayatı çözmek, yaşamınızı düzeltmek zaman alabilir. Karamsarlığa kapılmayın. Benim hayattan gördüğüm hayat devri daim içinde bu senelerde arkadaşınız mutludur. Bir zaman sonra siz mutlu olacaksınızdır. Ne kendinizden ne güzel günlere olan inancınızdan ümidinizi kesmeyin. Yeis içinde olmayın; yaşam gençken hep ümitli ve güzel günlere gebe inanın… O güzel günlerin umutlarına tutunarak bugünlerden çıkacaksınız sevgili okurum. Arkadaşınızı kıskandığınızı da düşünmüyorum. Bunca yıllık arkadaşlık içinde kıskançlık olamaz; siz de ev almak, eşinizden hediyeler almak isteyebilirsiniz. Bunlar çok kadınca istekler; kötü bir insan, kötü bir arkadaş asla değilsiniz sevgili okurum sadece kendinizle isteklerinizle yüzleşiyorsunuz… Dilerim ailece bu yüzleşmeden güzelliklerle çıkarsınız ve “hani bana hani bana” demeyip yaşamınızdaki güzellikler için şükredersiniz.

Sevgiler sevgili okurlarıma…

Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.

İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com

Paylaş:
brush-purple Yorumlar
ITEM
ITEM