Merhaba Yeşim Hanım, ben 30’lu yaşlarında bir kadınım. Size uzun zamandır yazmak istiyordum çünkü kendi içimde çıkamadığım bir durumun içindeyim. Yaklaşık üç yıl önce çok severek nişanlandım. Herkes bize imrenirdi. Aileler tanışmış, düğün hazırlıkları başlamıştı. Ben de hayatımı onunla geçireceğime bütün kalbimle inanıyordum ama nişandan sonra sanki bambaşka biri oldu. Önce ilgisi azaldı, sonra sürekli bahaneler üretmeye başladı. Ben alttan aldıkça o daha da uzaklaştı bir gün öğrendim ki başka biriyle görüşüyormuş. Dünyam başıma yıkıldı. Buna rağmen ilişkiyi kurtarmaya çalıştım çünkü emek vermiştim, hayaller kurmuştum. Fakat sonunda terk edilen taraf ben oldum. Nişan bozuldu. İnsanların konuşmaları, çevrenin bakışları, ailemin üzüntüsü derken aylarca toparlanamadım. Bir süre sonra “Demek ki nasibim değilmiş” deyip hayatıma devam etmeye çalıştım. Aradan iki yıl geçti. Bu süreçte başka biriyle tanıştım. Çok düzgün, saygılı bana değer veren biri. Şu an evlilik aşamasındayız. Her şey yolunda gibi görünüyor. Ama sorun şu ki ben geçmişte yaşadığım şeyleri bir türlü geride bırakamıyorum. Karşımdaki insanın bana verdiği hiçbir güven yetmiyor. Telefonu geç açsa aklıma kötü şeyler geliyor, yoğun olduğunu söylese inanmakta zorlanıyorum. Sürekli kendimi korumaya çalışırken buluyorum. Bir yandan evlenmek istiyorum çünkü seviyorum. Bir yandan da “Ya yine aynı şeyleri yaşarsam?” korkusu içimi kemiriyor. Bazen düşünüyorum acaba eski yaralarım yüzünden gerçekten iyi bir insanı da kendimden uzaklaştırıyor muyum? Yoksa içimdeki ses bana bir şey mi anlatmaya çalışıyor? Herkes “Geçmiş geçmişte kaldı” diyor ama insanın kalbi bazen aklı kadar çabuk iyileşemiyor. Ben artık geçmişin gölgesinde yaşamak istemiyorum ama evlilik gibi büyük bir kararın eşiğindeyken de hata yapmak istemiyorum. İnsan geçmişte yaşadığı büyük bir hayal kırıklığının etkisinden tamamen kurtulamıyor ve bazı yaralar hep bizimle yaşıyor gibi geliyor bana. Yaşadıklarımdan sonra güvenmekte zorlanmam normal mi bilmiyorum ama bazen korkularımın hayatımı yönetmeye başladığını hissediyorum. Sizce ben bu korkularıma rağmen evlenmeli miyim? İçimdeki bu endişeleri nasıl azaltabilirim? En büyük korkum, evlendikten sonra sürekli bunları düşünüp kafama takmak ve sonunda bu yüzden evliliğimin zarar görmesi, boşanmayla sonuçlanması.
Yeşim Tijen’in cevabı:
Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba sevgili okurum; her insanın rengi olduğunu biliyor musunuz? Kimileri pembe, mavi, yeşil, beyaz hatta kırmızıdır çünkü umut doludur, iyimserdir, her şeye rağmen yaşamda dürüst ve iyi kalmayı bilirler. Kimilerinin rengi koyu renktir, siyahtır; onlar kötümser, karamsardır. Kimileri de gridir sevgili okurlar onları anlamak zordur; dansöz gibidirler, oynarlar ve renklerin cinsiyeti yoktur. Kadın-erkek diye ayıramayız ama iyi, kötü ve içten pazarlıklı, hain diye adlandırabiliriz değil mi? Siz de gri bir adamla berabermişsiniz, net olmayan, oynayan bir adamla… Zamanınıza, seven kalbinize, kırılan ümitlerinize, güveninize yazık olmuş. Hikayeniz yarım kalmış. Nişanlandığınız kişi tarafından aslında bir bakıma sırtınızdan hançerlenmişsiniz. Yine de nişanlınızı geri kazanmak için savaşmışsınız, mücadele etmişsiniz yeniden kazanmak için… Sevmek böyle bir şey… Sizi anlıyorum kolay vazgeçilmiyor, içinde savaşta var. Şimdi olsa eminim savaşmazdınız çünkü size layık olsaydı bu çirkinliği size yaşatmazdı değil mi? Sonunda nasip değilmiş demişsiniz… Bu kısmı böyle olsa da herkesi de aynı kefeye koyamazsınız. Yazımın başında belirttiğim gibi insanların renkleri var, o renkleri size yansıtırlar; görürsünüz, anlarsınız karşınızdaki kişide bir şeyler eksiktir. Sizdeki güvensizlik duygusunu yok edemez ama ya cesaret edemediğinizden ya da kondurmak istemediğinizden sorgulayamaz sorgulasanız da ikna edilerek yolunuza gri gri yani güvensiz olarak devam edersiniz. Ne zamana kadar? Gerçekler er ya da geç ortaya çıkana kadar… Sizde de gerçekler ortaya çıkmış ve şimdi yeni nişanlandığınız kişiye de güvenemiyorsunuz. “Bu normal mi?” diye soruyorsunuz. Çok normal yavrum; sırtınızdan hançerlendiniz. Hemen yaralarınız iyileşmez, o yaraların kapanması zaman ister. Yavaş yavaş iyileşeceksiniz ve dimdik olacaksınız. “Yaralar hep bizimle kalıyor” diyorsunuz evet, yaralar insanlara tecrübe olarak yaşamlarında eşlik ediyorlar. Tecrübe safhasına geçtiğinde acı vermese de sızısı oluyor olmalı. Ufacık bir sızı… Bütün bunlara rağmen sizi kutlarım yeniden nişanlanabilme cesaretini göstermişsiniz. Bu hayattan, insanlardan ümidinizi kesmediğinizi gösteriyor. Haklısınız. Hayat sadece gri insanlardan ibaret olsaydı yaşamayı bu kadar sevebilir haz alabilir miydik? Sizin şimdiki olumsuz düşünceleriniz kuruntu, vesveseler yaşamış olduğunuz aldatılmanın artçıları diyebiliriz. Bu güvensizliklerinizi aşmanız gerektiğinin de bilincindesiniz. Öyleyse çaba göstereceksiniz. Bu durumu olumlu düşüncelerle, duygularınızla kendinizde siz yok edeceksiniz. Nasıl mı? Kendinize yeniden inanarak, güvenerek, telkinler ederek ruhsal durumunuzu negatiften pozitife çevireceksiniz. Nişanlınız telefona geç cevap verse vesveseye kapıldığınızı ifade etmişsiniz. Oysa sorun arayacağınız yer oralardan çok davranışlarında, sözlerinde uyum denklik olmamasında olmalı. İnsan bazen işi olur, telefonu geç açabilir ama sürekli geç açar veya sizi aramıyorsa sorun olarak görebilirsiniz. İlişkinizde bir sorun varsa, çözmek için çaba sarf etmiyorsa kaçıyorsa, sözlerle oynuyorsa sorun vardır diyebilirsiniz. İnsanların rengi bu yüzden vardır bu insanlar ne aydınlık ne siyahtırlar net olmadıklarından gridir. İşte o zaman kaçmalısınız. Açıklamalarımdan sonra artık bazı gerçekleri daha net anladığınızı umuyorum. Korkularınıza değil cesaretinize güç verirseniz sadece kalbinizle değil aklınızın size söylediklerinde kulak verirseniz hata yapmazsınız. Kalp aklın önüne geçmemeli. Size mutlu bir yaşam diliyorum.
Sevgiler sevgili okurlarıma…
Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.
İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com