HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Yeşim Hanım merhaba; on yıllık evliliğimi bitirme aşamasındayım. Eşim beni aldattığı için boşanıyoruz. Bu evlilikten 7 ve 4 yaşlarında iki çocuğumuz var. Evlendikten sonra eşimin isteğiyle çalışmayı bıraktım ve yıllardır kendi gelirim olmadı. Şimdi anlaşmalı boşanma konuşuyoruz ancak eşimin teklif ettiği nafaka miktarıyla çocuklarımla birlikte hayatımı sürdürmem neredeyse imkânsız görünüyor. En çok da çocuklarım için endişeleniyorum. Onlara maddi olarak daha iyi şartlar sunamayacağımı düşündüğüm için velayetlerini babalarına bırakmayı düşünüyorum. Bir anne olarak bunu düşünmek bile canımı çok yakıyor. Sanki onları bırakıyormuşum gibi hissediyorum ama diğer yandan da sırf benim yanımda kalsınlar diye daha zor koşullarda büyümelerini istemiyorum. Geceleri uyuyamıyorum sürekli aynı soruları düşünüyorum. İleride çocuklarım bu kararı anlayışla karşılar mı, yoksa beni onları istememiş ya da terk etmiş gibi mi görürler? Bir anne olarak çocuklarımın geleceği için böyle bir fedakârlık yaptığımda doğru olanı mı yapmış olacak mıyım? Görüşlerinizi paylaşıp yol gösterirseniz çok sevinirim.

Yeşim Tijen’in cevabı:

Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba sevgili okurum;

Mesafeler uzaktan uzağa sevmeye değil ama dokunmaya engeldir. Saçlarını okşayıp, sevip, öpemeyeceğiniz çocuklarınıza “Uzaktan uzağa anneliğinizi nasıl hissettireceksiniz?” diye kendi kendime düşündüm ve dedim ki: Yok hiçbir çocuğa uzaktan uzağa annelik yetmez. Hafta sonu anneleriyle olacaklar ve bundan mutlu olacaklar. Buna gerçekten inanabiliyor musunuz? Bugün hissettikleri eksiklikleri yarın anlamlandıracaklar ve çok şeyde eksik kaldıklarını görecekler. Sonra haliyle size kırgın, kızgın olacaklar bir gün bu kırgınlıklarını kızgınlıklarını mutlaka duyacaksınızdır. Onun için sizin ki sadece sanmak, kendi kendinizi kandırmak. Hâlbuki anneliği acısıyla, tatlısıyla, zorluğuyla ama çocuklarınızla dibine kadar yaşamayı göze almanızı beklerdim. Benim zihniyetime sizin annelik tarzınız, hayat planınız ters yavrum. O planda sadece siz varsınız sonra çocuklarımı alabilirim düşüncesi bile yok. Oysa annelik muhteşem bir duygu. Doğru... Annelik... Biraz insanüstü bir çaba gerektiriyor; herkesin becerebildiğince, aklının yettiğince, şartları elverdiğince gerçekleştirdiği annelik… Bu yüzden de hiçbir zaman hiçbir anneye yeterli gelmiyor. Üzerinize geçirdiğiniz annelik elbisenizde hep eksik hissedebiliyorsunuz, sanki ufacık bir sökük var gibi gelebiliyor. Ne kadar annelik yapsanız “Daha çok daha çok ne yapabilirdim?” sorgusu içinde oluyorsunuz. Ya siz çocuklarınızı babalarına bırakınca annelik elbisenizdeki sökük size küçük mü gözükecek? Yoksa “Ne kadar büyük bir sökük varmış, ben nasıl görmemişim mi diyeceksiniz?” Çocuklar ebeveynlerine en çok küçükken ihtiyaç duyarlar. İşin gerçeği büyüdükten sonra anne babalarına küçükken olduğu gibi ihtiyaçları olmaz. Küçükken anne baba her şeyleridir. En çok da anne her şeyleridir. Anneler bunun hem keyfini hem zorluğunu yaşarlar. Tüm çocuklar yanlarındaki annelerinin varlığıyla istedikleri kadar “anne anne” diye arsız arsız seslenebilme, şımarma şansına sahip olmalılar. Siz çocuklarınızı babalarına vererek onların ışıklarını çalacaksınız, varlığınızın güvencesinden yoksun bırakacaksınız hem de “anne” deme gereksinimlerinden mahrum ve mahzun bırakacaksınız. Geceleri masallar okuyup uyutacağınız 4 yaşındaki çocuğunuza korkulu rüyalar mı bırakıp gideceksiniz? O korkulu rüyaları gördüğünde, annelerinin yatağına gidemediklerinde daha da korkup gözyaşları içinde uyuya mı kalsın çocuklarınız? Durumu ajite ettiğimi düşünmeyin. Bunlar çocuklarınızın yaşayacaklarından sadece bir iki örnekti. Siz bu boşanma hikayenizde her şeyi paraya bağlamışsınız. Para yaşamda çok önemli, çok gerekli bir araç olsa da manevi duygulardan bir annenin yanında büyümekten daha önemli değil. Her şeyin bir yolu bulunur. Yol yoksa istenirse o yol bir şekilde açılır. “Gerçekten istemek” işte sihirli kelime bu sevgili genç okurum. İsterseniz o yolu mutlaka tırnaklarınızla eşeleye eşeleye de olsa açarsınız. Boşanmalarda ilk önce anlaşmazlıklar, kırgınlıklar yaşanabilir bunlar normaldir. Aldatılmışsınız, kabul edememişsiniz ayrılmaya kalkmışsınız. Kimse kınayamaz. Herkesin sınır çizgisi ayrıdır. Bunlar anlaşılabilir. Benim anlamakta zorlandığım çocuklarınızdan nasıl ayrı kalmayı düşünebildiniz? Öyle basit bir duygu değil ki evlat bunlar… Sizin canınızdan, kanınızdan parçalar ve çok küçükler. Babaları da haliyle ya annesine ya da bakıcıya baktıracak. Bunu siz de yapabilirsiniz ya anneniz size destek olur ya da eski eşiniz çocukları için bakıcı masrafını öder. Bunlar zamanla konuşularak aşılacak mevzulardır. Çok çabuk hikâye yazıp sonuna noktayı koyuyor gibisiniz. Nerede sizin savaşçı kadın ruhunuz? Şimdilerde bir eşe olan güvenin yitirildiği dolayısıyla bir devrin kapatılıp yeni bir devire geçmenin, kendinize yeniden hayat kurmanın heyecanıyla karmaşık duygular içinde olmalısınız. Her şey yerli yerine oturmaya başladığında o zaman bugünkü acele kararlarınız ve öngörüsüzlüğünüze kızacaksınızdır. “Çünkü bir gün herkes kıymetini bilmediği şeylerin yokluğuyla sınanır” diye boşa dememişlerdir. “Çocuklarım benim onları terk ettiğimi düşünürler mi?” diye sormuşsunuz. Bu yaşlarında sizi anlayamazlar ilerde büyüdüklerinde anlamaları ise sizin onlar için göstereceğiniz çabaya bağlı olarak gelişecek bir durumdur. AMA haliyle bir kırgınlıkları mutlaka olacaktır. Siz anneniz tarafından babanıza bırakılsaydınız kırılmaz mıydınız?

Sevgiler sevgili okurlarıma…

Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.

İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com

Paylaş:
brush-purple Yorumlar