İyi günler Yeşim Hanım, benim hiç ilişkim olmadı. Bir kitap okuma platformunda biriyle tanıştım. Sohbetimiz güzel ilerledi. Normalde erkeklerde duygusal farkındalık konusunda biraz eksiklik hissederim ama onda bunu pek görmedim. Zamanla ilişki biraz daha ciddi bir noktaya gitmeye başladı. Fakat kafamda bazı soru işaretleri var. Kendisi büyük, metropol bir şehirde yaşıyor ve üniversiteyi ailesine destek olmak için yarıda bıraktığını söyledi. Ben kendimi iyi tanıyorum; kalabalık şehir yaşamı bana uygun değil. Öte yandan kariyer ve kendimi geliştirmek benim için çok önemli. O beni desteklediğini söylüyor ama ileride hayat tarzımız, hedeflerimiz ya da gelişim süreçlerimiz arasında bir uçurum oluşur mu diye düşünüyorum. Çünkü denklik ve ortak yaşam anlayışı benim için önemli. Ortak yönlerimiz de var: Kitap okumayı seviyoruz, seyahat etmeyi seviyoruz ve geçmişlerimiz bazı noktalarda benziyor. Açıkçası hayatta beni gerçekten anlayabilecek insan sayısının çok az olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden bir yanım bu ilişkiyi ilerletmek istiyor, diğer yanım ise tarif edemediğim bir tereddüt hissediyor. Bu hissin sezgi mi, korku mu, mantıklı bir endişe mi olduğunu ayırt edemiyorum ve ne yapacağımı bilmiyorum.
Yeşim Tijen'in cevabı:
Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba sevgili kızım; pek çok insan, kendisi hakkında iyi düşünülmesini sağlamak için “İYİYMİŞ GİBİ” davranır. Sizde bir platformda tanıdığınız birinin iyiymiş gibi yapan hallerini görüyorsunuz. Çünkü sizinle bir ilişki yaşamak istiyor. Siz bir avsınız. “Bir toplumda “-mış gibi” yaşam egemen olmuşsa orada sevgi varmış gibi yapılır ama aslında çıkar ilişkisi vardır” demiş Doğan Cüceloğlu. Bu genç sizinle bağ kurmak için “-mış gibi” yapabilir bunu biliyorsunuz değil mi? İnsanın sezgileri aklından daha önce çalışır yavrum ama o sezgiler nedense hep hafife alınır oysa hiç hafife alınmaması gerekir.
İnsan biriyle olup olmayacağını hisseder ama sonra görüşmeler devam edince oluşan alışkanlık olmaması gereken kişiyi olur hale getirebilir. İlk olmaz dediğinize olsun diyebilirsiniz. Sizinki de o misal… Konuştuğunuzda ortak yönlerimizde var diyorsunuz, tanımıyorsunuz; o öyle söylüyor siz de öyle kabul ediyorsunuz. Bazı erkekler kızları kendine inandırmak, kabul ettirmek için yalan konuşabiliyorlar. Öyle her söylediğine “ben böyle biriyim” vs. gerçekten öyle olduğuna inanmayın. Geçmişinizin benzer olması sizi birbirinize yakın hissettirebilir ama benzer olmanız gereken noktalar geçmişiniz değil. Karşılıklı dertlenmek istiyorsanız bir şey diyemem. Bu genç sizin gelişiminiz ve kariyer planlarınız için sizi destekleyeceğini söylemiş. Siz de buna inandınız öyle mi? Lütfen saf olmayın. Erkeklerin söylediklerine değil yaptıklarına bakın. Sözde ailesi için eğitim hayatını bırakmış… Hem çalışıp hem okuyan çok fazla genç var. Hem niye denk olmadığınız biriyle arkadaşlığınızı ciddi ilişkiye dönüştürüyorsunuz yavrum? Arkadaş olun. Sevgilinizin bu genç olması gerekmiyor. İlerde bu gençle evlendiniz diyelim; siz kariyer yaparken eşiniz lise mezunu olarak üniversite mezunlarının yeterince kazanamadığı ekstra donanımın gerektiği hayatta ne yapabilir? Bir düşünün. Nasıl mutlu olacaksınız tahayyül edin. Gerçi üniversite mezunu olmak kişi adam yapmaz orası da ayrı konu ama diploma diplomadır. Sizin hayalleriniz, beklentileriniz, hedefleriniz var. Şimdi her şey göz önünde, herkes her şeyi görüyor. Olabildiğince ulaşmak, yaşamak, sahip olmak istiyor. Siz uzaktan bakarak nasıl mutlu olacaksınız? Evleneceğiniz biri sizin hayatınıza güzellikler katabilecek potansiyelde olmalı, umut veren biri olmalı yavrum. Umut veren biri olmak o kadar önemli ki o da sözle olmaz, potansiyeli belli eder. Yaptıkları yapacaklarına dair size ışık olur. Karar tabii ki sizin… Güzel günler dileyerek sevgiler sevgili okurlarıma diyorum.
Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.
İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com