HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Yeşim hanım merhaba; size bir yazı yazmıştım onun hakkında tekrardan fikirlerinize ihtiyacım var. Sayfanızda paylaştığınız “Yaptığım şey sadakatsizlik mi?” sorusu adı altında yazımla ilgili danışmak istiyorum. Ben bunu size yazdıktan sonra bu olayı eşime anlattım çünkü dayanamadım artık. Vicdanım sussun diye anlatmadım birini aptal yerine koymaktansa eşimi kaybetmeyi göze alıp anlatmayı tercih ettim ama keşke beni kapının önüne koysaydı, cezalandırsaydı, vursaydı belki yaptığım şeyin bedelini ödemiş gibi hissederdim… Anlatmama rağmen kendimi asla affedemedim; eminim kapının önüne de koysa boşansa da ben yine kendimi affedemezdim çünkü yapamıyorum affedilecek gibi değilmiş gibi geliyor. Aylarca ağlama krizlerim ve intihar düşüncelerim oldu hala daha aynıyım. Yeşim Hanım kendimi asla affedemedim ve temiz hissetmiyorum. Nedenini bilmiyorum beynimde sürekli kötü düşünceler (Bebeğin babası başka biri tarzı veya her baktığım, konuştuğum insana bir şey mi hissediyorum? gibi düşüneler, çok uçlarda şeyler) dolaşıyor. Bir ara sürekli kaçıp kurtulmak istedim, dünyanın sonu gelmiş gibiydi… Kadın sığınmaya gitmeyi bile düşündüm. Çok kötü hissediyordum hala hissediyorum. Bu olayı bazı platformlarda anlattım Yeşim Hanım, oradaki insanlarla konuştum, çok ağır hakaretlerle karşılaştım. Yaptığım şeyin doğruluğunu, yanlışlığını sürekli onay alma çabasındaydım. Psikolojim çok bozuldu. Farklı yanaşanlar oldu o platformlarda bu beni daha çok tetikledi. Sonrasında geçmişte başka ne gibi hatalarım var diye didik didik düşündüm. Fabrikada çalıştığım zamanlardaki hareketlerim, bakışlarım, tavırlarım bu sefer yanlış gelmeye başladı. Niyetimi sorgulamaktan yoruldum ama gerçekten bilinçsiz bir şekilde evlilik nedir? Evli biri nasıl davranır? Bunu bilmeden evlenmişim. Dediğim gibi ben eşime anlattım ama eşim hiçbir şey demedi iyi veya kötü ama içten içe biliyorum beni affedemeyeceğini… Haklı da zaten. Bir şey olmamış gibi o devam etse bile ben edemiyorum. Hem kendimi rezil ettim hem eşimi… Bunu eşime anlattıktan sonra sadece bir kere ağladığını gördüm; ben de oturup onunla ağladım. Her gece uyuduğunda eşimin sadece kokusu ile ayakta kalmaya çalışıyorum o zamanki duygularımla ve aitlik, bağlılık, sadakat bunların bilincinde bile değildim. Körelmişti çünkü kavgadan, kaostan ama ne olursa olsun olmamalıydı. Normal bir sohbet bile karşı cinsle olmaması gerek evlilikte bunu fark ettim. 21 geç oldu bazı şeyler için ama en azından hayatımda sadakatin ne kadar değerli olduğunu anladım. İçimi kemiren şeylerden biri de sadece eşimin gözünde aldatan kadın olarak değil ailesi duysa onların da gözünde “Aldatan, namussuz” olurum. Dışarıdaki insanlar duysa bana nasıl bakarlar bilmiyorum, toplum bu konuda çok acımasız… Herkes mükemmel evliliklerinde. Eşime göre evlilikte her şeye katlanılır ama karşı cins ile olan hiçbir şey affedilemez. Ona göre toplum algısı da böyle… Ben hala aynıyım eşime karşı evimde, yuvamda… Dışarı çıkmıyorum kendimi iyice eve kapattım; sosyal medyalarımı kapattım, kendimi sadece çocuğuma adamayı düşünüyorum. Diğer yanım eşimin onurunu gururunu düşünüyor, “Kendinden kurtar sen onu hak etmiyorsun” diyor çünkü iyi şeyleri daha ağır basıyor yüreğimde. Eşim neredeyse 4 aydır falan esrar içiyor bu olayı anlattıktan sonra başladı içmeye ve ben en son “Artık istemiyorum içmeni” dedim bana daha öncesinde böyle bir alışkanlığını olmadığını, arada tek tük içtiğini ama bu olay sonrasında kafasını susturamadığını söyledi. Bu olayları öne sürüyor, beni suçluyor ve sürekli içiyor. Ben zaten uzun zamandır kendimi suçlamaktan, ağlamaktan, harap etmekten gücüm kalmadı. Çocuğum doğacak ona layık olduğumu düşünmüyorum. Destek olarak bir tek annem var bu olayı anneme anlattığımda bana sinirlenmedi, bağırmadı; her anne gibi bağrına bastı ama anlattığım o platformlardaki insanlar “Böyle şeylerde böyle davranılmaz”, “Ablanın, annenin, eşinin yerinde olsam seni çok sert bir şekilde uyarırdım” dediler. Ne yapacağımı bilmiyorum, burada bunu okuyan insanlardan da akıl istiyorum siz bir annesiniz, çocuğunuz böyle hatalar yapsa veya siz yapsaydınız nasıl bir yol izlerdiniz merak ediyorum.

Yeşim Tijen’in cevabı:

Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba sevgili kızım; insan kendi kaderini seçemez belki ama o kaderle nasıl yüzleşeceğini, nasıl baş edeceğini seçebilir, kendisi için mücadele edebilir diye düşünürüm. Olması gereken bu olsa da sizin yazdıklarınıza bakınca en son bana yazdığınızdan beridir siz de bir şekilde kaderinizle yüzleşiyorsunuz ama bu yüzleşmeyi sadece kendinizle yapmıyorsunuz. Sizin için ne hikmeti varsa başkalarıyla paylaşarak, onların yorumlarını merak ederek yapıyorsunuz. Sizi tanımayan, hayata bakışlarını bilmediğiniz insanların yorumlarından ne gibi bir fayda umuyordunuz? “Dermanı yanlış kapılarda aradıkça; yol seni bitirir ama sen yolu bitiremezsin...”demişler. Sizin psikolojinizi daha fena bozmuşlar. Her şey herkesle paylaşılmaz yavrum. “Bir konuda nerede yanlış yaptığınızı anlamak, öğrenmek istiyorsanız başkalarına anlatırken nereleri kırptığınıza, neleri söylemekten kaçındığınıza dikkat edin” diyorlar. Siz de bana iki ay önce başlayan anlatmalarınızda eşinizin size hakaretler, küfürler ettiğini; size birçok konuda baskı yaptığını, yaşam alanı bırakmadığını yazmıştınız. Neleri yazmaktan vazgeçmiştiniz eşinizle kendinizle ilgili bir düşünün isterseniz. Sizin “neden”, “niçin”leriniz de oralarda olmalı. Yeni anlatımınızda geçmişe gidiyorsunuz, geçmişteki sizi suçlamaya başlamışsınız. “Acaba böyle mi davranmıştım? Ahlaksız kötü kız mıydım?” vs. diye diye kendinizi suçlayarak adeta kendinize kötü kadın muamelesi yapıyorsunuz. Yapmayın böyle şeyler… Kendinize neler neler yapıyorsunuz? Kim dündeki haliyle kalıyor? Düşünceleri, hayata bakışı birçok yönden değişime uğruyor. Sizin için de öyle olmuştur; dündeki siz değilsiniz, iki ay önceki siz bile değilsiniz. Düşünün hayata ne kadar farklı bakmaya başladınız… Farklılaştınız… Bundan sonra evliliğin ve hayatın sorumluluğunu taşımanız gerektiğini, sadakat duygusunun ne kadar önemli olduğunu öğrendiniz. Onun için de bu yaşadıklarınızın sizin zihninizin size bir oyunu olduğunu anlayabilmelisiniz. Psikolojinizi kendi zihninize hakim olamadığınız için bozuyorsunuz. Zihinsel sağlık değişen koşullara uyum sağlayabilmek, farklı bakış açıları geliştirebilmek ve zorlayıcı durumlarda çözüm üretebilmekle yakından ilişkilidir. Siz de kendi düşüncelerinize bir esneklik getiremediniz. Takılı kalmışsınız. Hem siz bana anlatımınızda gerçek bir aldatma yaşamamıştınız. O zaman bu kadar harap olmak niye? Niye kendinizi yok etmeye çalışıyorsunuz? Psikolojiniz çok bozuk. Bir yardım almalısınız. Bu olumsuz düşüncelerin sizi yönetmesine izin vermemelisiniz. Kendi kendinizi motive ederek gerekirse sayfalarca “Ben iyi bir kadınım. Ben çok iyi bir eşim” vs. gibi güzel sözler yazarak kendinizin üzerinde hakimiyet kurmalısınız.

Ne yani bir yanlışınıza yenilecek misiniz? İnsan düşer, canı acır ama yine ayağa kalkar. Bunu kendisine borçludur. Siz bunu bir de karnınızdaki bebeğinize borçlusunuz. Eşinize gelirsem… Tepki vermedi demeniz nedense çok inandırıcı gelmedi. Esrar içmeye başlaması onun sorunlarının çözümüne yardımcı olmayacak. Bir başka yanlış. Beraberce bir çift terapisi alabilirseniz terapi ikinize de yardımı olabilir. Eşinize anlatmanıza gelirsem… Eşinize anlatmanızı doğru bulmadığımı bilmenizi isterim. Siz hiçbir evli erkeğin eşini aldattığı kesin delillerle ispat olmuş olsa da aldattığını kabul ettiğini duydunuz mu? Çünkü bu aldatıldığını öğrenmek ilişkilerde büyük bir güven kaybıdır. Evliliğin büyüsünü bozar zaten gerçek bir aldatmak olayı yok sadece yanlış bir adım var. Bu açıklamanızla şimdi eşinize senin “Beni aldatman için kapıyı araladım” demiş oldunuz. Bu kadın için de böyle… Aldatılan aldatılmayı hak ediyor diye düşünülebiliyor. Bir diğer husus sizin kendinizde göremediğiniz özelliklerinizi ben size söyleyeyim; siz çok vicdanlı, empati duygusu yüksek, iyi bir kadınsınız. Kendinize kötü sıfatlar yakıştırmayı bırakın yavrum. Yaşınız küçük, bazı şeyleri düşünemediniz ama şimdi daha bilinçlendiniz. Eşinize bana yazdığınız duygularınızı aynen anlatın; onun kokusunun bile sizin için ne kadar değerli olduğunu, pişmanlığınızı ona davranışlarınızla, sevginizle hissettirin çünkü sevgi en güzel davranışlarla anlatılır. Davranışlar sözlerden daha inandırıcıdır. Son söz bir insan düştüğünde yenilmiş olmaz yenilgisi yerde kalmayı kabul ettiği zaman başlarmış. İşte böyle yavrum her şey sizin kendinizi, bebeğinizi, evliliğinizi nerde nasıl görmek istediğinize bağlı olarak gelişecektir. Bir an önce kendinizi toplayacağınızı umuyorum. Bunun için de kendinizi cezalandırmayı bırakın, evden çıkmamak demek daha çok bunalıma girmek demek bu da aklınızda olsun olur mu? Doğacak bebeğinizi umutla, sevgiyle, kucağınıza almalısınız. Gerekiyorsa destek alın ama mutlaka bu psikolojiden çıkın yavrum. Her şey sizin kendinizi, bebeğinizi, eşinizi nasıl görmek istiyorsanız o şekilde gelişecek unutmayın. Size güveniyorum bu günleri aşacaksınız inşallah. Herkese mutlu bayramlar diliyorum…

Sevgiler sevgili okurlarıma…

Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.

İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com

Paylaş:
brush-purple Yorumlar