Merhaba Yeşim Hanım,
Derdim büyük bir aşk hikâyesi veya çözülemeyen bir aile meselesi değil. Son zamanlarda kendimi tuhaf hissediyorum. 40 yaşına yaklaştım. Çalışıyorum, evim barkım var çok şükür ciddi bir sıkıntım yok. Buna rağmen sanki hayatımın en güzel yılları fark etmeden geçmiş gitmiş gibi geliyor. Gençken hep ileride, her şey daha güzel olacak sanırdım. Bir evim olsun, düzenim olsun, işim gücüm olsun derdim bunların çoğu var. İçimde tarif edemediğim bir eksiklik hissi de var. Geçen gün eski fotoğraflara baktım. O kadar çok şey yaşamışım ki. Bazı insanları bazı zamanları özledim. Sonra fark ettim aslında özlediğim şey insanlar değil o yıllardaki benmişim. Daha heyecanlı, daha umutlu, daha meraklı biriymişim. Şimdi günler birbirine benziyor. Sabah kalk, işe git, eve gel, televizyon izle, uyu. Derken haftalar, aylar geçiyor kendi kendime hayat bu kadar mı? diye düşünüyorum. Sonra da böyle düşündüğüm için suçluluk duyuyorum. Benden daha zor durumda olan o kadar insan var olduğunu biliyorum. Belki de insan belli bir yaştan sonra geçmişe daha çok bakmaya başlıyor. Ben son zamanlarda geleceğe bakarken eskisi kadar heyecan duyamıyorum. Bu his geçici bir şey mi bilmiyorum. Sanki hayatımda her şey yerli yerinde, ruhum geride kalmış gibi hissediyorum. Bu ruhsal durumdan çıkmak istiyorum. Teşekkür ederim.
Merhaba sevgili okurlar,
Size de merhaba sevgili okurum. İnsan biyolojisinin içinde kader değil potansiyel taşırmış. Doğru değil diyebilir miyiz? Diyemeyiz potansiyel diye bir şey var kimi potansiyeline ulaşarak yaşamını sürdürür, kimi potansiyeline ulaşamadan YAŞAR ah ile vah ile de ÖLÜR. Ama hepimizin zihinleri kaderle o kadar kodalanmışki yaşayamadıklarımıza kader diyebiliyoruz. Biraz da kendi potansiyelimizi işin içine katmamak işimize geliyor olmalı oysa kişinin potansiyeli oldukça önemli faktör. O yüzden kişiler ne yaşarsa yaşasın hayata güzel günler göreceğine inanarak bakmalı, kendi potansiyeline güvenmeli inanmalı. Sizin kırk yaş umutsuzluğunuza gelirsem sizden yaşı çok ilerde bir büyüğünüz olarak şunu söyleyebilirim, yaşamınızın ilerisi geride yaşadıklarınızdan çok daha güzel olacak. Çünkü artık sizinle beraber aklınız da büyüdü. Çok şey öğrendiniz, sorguladınız, anladınız, insanları tanıdınız, güçlendiniz, korkularınız azaldı. Kısacası dünden bambaşka bir kadın olmanız o kadar doğal ki... Şimdiki siz eskisi kadar heyecan duymayabilirsiniz çünkü dün sizi heyecanlandıran şeyleri bugünkü siz ancak gülümseyerek karşılayacak olgunluğa eriştiniz. Saflıktan olgunluğa eriştiniz ama bu bugün sizi heyecanlandıracak şeyler olmayacak anlamına gelmiyor bu. Daha bilinçle yaşamak demek her şeyin farkında olmak demek. İnsan çocukluğunda farklı, genç kızlığında, delikanlılığında farklı, orta yaşında daha farklı yaşlandığındaysa her halinden farklı hale gelir sürekli değişir. Haliyle siz de değiştiniz. Öyle sanıyorum siz bugüne değin ulaşmak istediklerinize kavuşurken kendinizi ruhunuzu ihmal ettiniz. Şimdiden sonra kendi ruhunuza önem vermeli ruhsal dünyanızı güzelleştirmelisiniz. Çünkü yaşlanmadınız sadece yorulmuşsunuz. “Yorgun olduğumuz da değil, yaratıcılığımız engellendiğinde yaşlanırız" demişler. Öyleyse Maddesel’den daha çok menvevi dünyanıza yönelmelisiniz. Maneviyatta kendimizi mutlu edecek arkadaşlarımızla paylaşımımızda, sevdiğimiz aktivitelerde, uğraşlarda doğada hayvanların sevgisinde ve bunun gibi bir sürü şeyde ulaşılabilir. Eğer bu halinizi önemsiyorsanız kendinize yardım edecek kişi de sizsiniz. Bazen olduğunuz yerde çırpınmayı bırakıp hayatınızdaki yönü değiştirmeniz gerekir. Derinliklerimizde her ne varsa onu oraya biz kendimiz koymuşsuzdur. Siz de zihninize bu düşünceleri kendiniz koyuyorsunuz. Siz ruhunuzun derinliklerine umutsuzluk ekmişsiniz umutsuzluktan güzellik çıkmaz ki dünün hayatınızda özenilecek nesi var? Acemi bir hayat yolcusuydunuz kendi hayatınızı figüran olarak oynayan bir kadındınız ya şimdi... O hayatı aklınızla oynayacaksınız. Ne yaşarsanız onun tadını dünden daha çok alacaksınız çünkü keyif almaların başladığı yaşlara girmişsiniz o keyfi kendinize hissettirecek olan da sizsiniz. Nasıl derseniz... Hayata pozitif bakışınızla görerek hissederek umut ederek kendi ruhunuza yatırım yaparak. Çünkü kimlik bir sonuç değil sürekli güncellenen bir süreçtir. Bilinçaltı seni dinler çünkü beyin her düşünceyi gerçeklik olarak kodlar dolayısıyla her farkındalık anı kimliğin yeniden yazıldığı bir sanaptik andır. Bu yüzden ne düşünürsen nöronların onu örer neyi tekrar edersen kimliğin olur. Bu yazdıklarımdan da anlaşılacağı üzere hayatı düşüncelerimizle yöneten şekillendiren bizleriz. Olgun düşünebilmek bazen en çok sevdiğiniz parçalarınızın bile artık size hizmet etmediğini fark edip onlara veda edebilmektir. İnsana kendini iyi hissettiren duygu, umutlarına güzel günlere olan inancıdır. Son söz güzel günler göreceksiniz, umutlu günler.
Sevgiler sevgili okurlarıma...
Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.
İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com