Keanu Reeves: Malikânesi olmayan ünlülerdenim

Sinema dünyasında onun gibisi pek yok. Hem gişe rekorları kıran filmlerde rol alıyor hem milyon dolarlar kazanıyor hem de şan-şöhret umurunda değil. Kazandığı parayı yoksullara dağıtıyor. Keanu Reeves, sorularımızı cevapladı.

Keanu Reeves: Malikânesi olmayan ünlülerdenim

Bir sonbahar sabahı kartondan yatağı üzerine kıvrılmış bir evsizi gören adam, onun yanına oturup sohbet etmeye başlar. Evsiz, onu tanımasına rağmen neden hayatının kötü gittiğini sakince anlatır. Genç adamı gören hayrete düşer ve fotoğrafını çekmeye çalışır. Sonunda bir paparazzi evsizle dertleşen adamın fotoğrafını çeker ve evsizin yanındaki adama birkaç soru sorar. Ertesi günkü gazetenin manşeti de o sohbetten çıkar: “İyi bir sandviçiniz varsa işte o zaman hayat güzeldir...” Bizim genci hepiniz yakından tanıyorsunuz; Keanu Reeves! Bunca zaman çektiği filmlerle milyon dolarlar kazandı ama kaderin yüzü ona ün dışında pek gülmedi. Ne lüks arabaları var, ne de villaları... Tek derdi yaptığı işin en iyisini ortaya koyabilmek ve kan kanseri olan kız kardeşinin yüzünü güldürmek. 2016’da da sağlam filmlerle karşımıza çıkmaya hazırlanan Reeves, sorularımızı cevaplamayı kabul etti. Üstelik bu haber biz hastanedeyken geldi. İşte tam bir ‘Talihsiz Serüvenler Dizisi’! Reeves’in hayatı, işi ve nicesi hakkındaki söyleşimize buyurun...

 

Bugün geldiğiniz nokta herkese nasip olacak bir yer değil, buraya gelmek için nelerden fedakârlık ettiniz?

Çocukluğumdan beri istediğim şey buydu. Eğitimimi tamamlayamadım ve çok genç yaşta çalışmaya başladım. Kendinizi gerçekten adamanız ve vaktinizin büyük bir bölümünü vermeniz gerekiyor. Fakat ben bu iş sayesinde büyüdüm. Çünkü oyunculuk zamanla üzerinize daha iyi oturuyor, oynadığınız rollerle beraber hayata yeni bakış açıları getiriyor ve büyüyorsunuz...

 

Kazandığınız bakış açılarına göre, bir filmin senaryosu elinize geçtiğinde kabul edip etmeyeceğinize nasıl karar verirsiniz? Reddetme ve kabul etme kriterleriniz neler?

Aslında genel kurallarım yok. Önemli olan incelerken senaryonun sizi içine çekiyor olması. O an o filmde yer almak istediğinizi anlıyorsunuz zaten. Bazen de gelen senaryolar buna sizin adınıza karar veriyor... Aynı karakter çevresinde dönen filmler çektiğinizde, bu durum göz önüne alınarak karar verilebiliyor. İşin aslı, her durumda geçerli kurallar pek olmuyor.

 

 

 

Hangi rolünüz için çok heyecanlanmıştınız?

Hepsi için ayrı ayrı heyecanlandım... Yıllar tecrübe getirse de sahne çekilmeye başladığı an hâlâ ilk günkü heyecanı hiss  ediyorum. Hiçbir rol kolay ortaya çıkmıyor.

 

Onlarca film çektiniz. Geriye baktığınızda sizde uyandırdığı his nedir?

Kendimi böyle bir kariyere sahip olduğum için çok şanslı hissediyorum. İnsanın geleceğini belirlemede bazen çok söz hakkı olmayabiliyor. 16 yaşımda profesyonel olarak oyunculuğa başladım, 17 yaşında ise evden ayrıldım. Hollywood’a adım attığım 20 yaşındaysa gerçek anlamda oyunculuk hayatım başladı. Bir reklamla başlayan kariyerime bu kadar çok film sığdırabileceğimi o zamanlar hayal bile edemezdim. Şimdi tekrar düşündüm de kesinlikle şanslıyım.

 

Bir film yıldızı olmanın havalı bir tarafı var ama seyircinin görmediği bir perde arkası da var. Anlatır mısınız?

Tabii ki zorlukları oluyor. Mesela bir şehirde hatta bir ülkede sabit kalamıyorsunuz. Zamanınızın büyük bir kısmını setlerde evinizden, ailenizden ve arkadaşlarınızdan uzakta geçiriyorsunuz. Bazen de uzun saatler, hatta role göre aylarca çalışmak, eğitim almak ve kendinizi geliştirmek zorunda kalıyorsunuz. Ama nihayetinde yapmak istediğiniz iş buysa, her şeye değiyor.

 

Dünya sinemasıyla aranız nasıl? Türk ya da farklı bir ülkenin sinemasını izliyor musunuz?

İşim oyunculuk gereği olsun olmasın sinemaya gitmeye bayılıyorum. Bazen bir arkadaşımla bazen de tek başıma... Bol bol film izliyorum, kendime sınır koymuyorum. Mesleğim gereği dünya sinemasını da izliyorum ama size özellikle bir ülke ya da film adı söyleyemeyeceğim.

 

 

 

“Malikânesi olmayan nadir ünlülerdenim”

 

Toplu taşıma araçlarını, özellikle de metroyu kullanmanız basında çok fazla konuşuluyor. Bunun sizce bu kadar şaşılacak yanı var mı? Toplumun içinde olmak oyunculuğunuzu besliyor mu?

Beslemez olur mu? Bir nevi gözlemi de içinde barındırıyor oyunculuk. Üstelik sade yaşamayı ve topluma karışmayı seviyorum. Malikânesi olmayan nadir ünlülerdenim, yakın koruma kullanmıyorum ve pahalı, şaşaalı kıyafetlerden hoşlanmıyorum. Oyuncu olarak değerim ne kadar olursa olsun metroya biniyorum ve bunu seviyorum. Artık anlamalılar!

 

Bir de 3 ülke pasaportu taşıyorsunuz, tam bir dünya vatandaşısınız. Çok kültürlülük yaşamınızı ve kariyerinizi nasıl etkiledi?

Bu çok hoşuma gidiyor. Rollerimde kendimden bir şeyler bulmamı ve farklı kültürleri tanımamı sağladı. Ben tam bir dünya vatandaşıyım; ailem bunun göstergesi, birçok ırktan genler taşıyorum. Beyrut’ta doğdum, annem İngiliz, babam Çin asıllı Hawaiili ama Kanada’da büyüdüm. Fakat kısaca Kanadalıyım... Dünya vatandaşı olma düşüncesi bile beni mutlu ediyor.

 

Türkiye'de çok fazla hayranınız var. Özellikle de Matrix'ten sonra büyük bir hayran kitlesi kazandınız. Onlara ne mesaj vermek istersiniz?

Türkiye hakkında çok ayrıntılı bilgim olmasa da tarihini ve doğal güzelliklerini sıklıkla duyuyorum ve beni gerçekten etkiliyor. Hayranlarıma beni destekledikleri ve sevdikleri için çok teşekkür ederim. Umarım ilerleyen dönemde bir araya gelme fırsatı buluruz.

 

 

 

"Ne unutulmaz günlerdi..."

 

Şu sıralar en çok konuşulan konulardan biri saç modeliniz.

Bu kadar gündem yaratabiliyor olmak beni hâlâ şaşırtıyor. Saç modelime gelince, beğenildiğini umuyorum.

 

Çok yakışmış. Tam bir motorcu havası var. Hatırlıyorum da Cannes Film Festivali’ne herkes lüks aracıyla gelirken siz motosikletinizle gelmiştiniz. Çok havalıydı... (Gülüyor.)

Evet motosiklet âşığıyım. Yıllardır kullanıyorum. O sıralar Fransa’nın neredeyse tamamını motorumla 2 günde gezmiştim. Ne unutulmaz günlerdi. Ama artık hepsine o havayla gidemiyorum.... 

 

Röportajlarınızda hep böyle ince espriler yapıyorsunuz ama iyi bir komedi filminde rol almadınız. İster misiniz böyle bir projede yer almak?

Doğru tespit! Tabii, iyi bir senaryo gelirse neden olmasın? 

 

Tiyatro oyunları teklifi için ne diyorsunuz. Bir ara Hamlet’i oynamıştınız. Geri dönüş olacak mı?

Denedim ama bu konuda pek bir tecrübem olmadığını üzülerek itiraf etmem gerekiyor. Kendimi bu alanda çok fazla geliştiremedim. Ama kesinlikle yer almak istediğim alanlardan biri bu... Tiyatronun kendine has bir ruhu olduğuna inanıyorum ve bu nedenle daha çok zaman ayırmaya çalışıyorum.

 

 

 

“Gecenin onur konuğu olmaktan memnunum”

 

Eylüldeki Deauville Festivali’nin kapanış gecesinden bahseder misiniz, nasıl bir gece geçirdiniz?

Resmi sponsoru, ürünlerini keyifle kullandığım bir marka Kiehl’s tarafından gerçekleştirildi ve bu gecenin onur konuğu olmaktan dolayı mutlu oldum.

 

Buradan anlıyoruz ki cilt bakımı sizin için önemli. Kendinize nasıl bakıyorsunuz?

Özel olarak yaptığım bir şey yok. Dönem dönem filmlere hazırlanırken daha ağır antrenmanlar yaptığım ya da beslenme programlarına uyduğum oluyor ama buna çok kafayı takmıyorum. Yemek istediğimi yiyorum, spor yapmak istediğimdeyse spor yapıyorum.

 

“Grubun elektro gitaristiyim”

 

Tercih etmeniz gerekirse yalnızlık mı, kalabalık mı?

İkisinin de yeri ayrı ama daha çok yalnızlığı tercih ediyorum.

 

Eğlence hayatından özellikle mi uzak kalmayı tercih ediyorsunuz?

Evet, gözlerden uzak bir hayatım olmalı... Oyunculuk hayatım dışında kendime ait özel bir dünyam var. Kimi zaman medyaya yansımasına engel olamıyorsunuz belki ama özel hayatımı gerçek anlamda özel olarak yaşamayı öğrendim.

 

İnsanların ve şehrin içinde yaşıyorsunuz ama mesafeli bir duruşunuz var. Günlük yaşamınızda insan ilişkileriniz nasıl?

Evet, mesafeli bir insanım. Aileme ve arkadaş çevreme oldukça düşkünüm, özellikle kız kardeşimle zaman geçiriyorum. Ama diğer oyuncular gibi eğlence ve gece hayatı üzerine kurulu bir yaşantım yok. Hatta belki biraz tekdüze yaşıyorum, bu da beni mutlu ediyor.

 

Ruhunuzu neyle besliyorsunuz?

Müzik! Bir grubumuz var, hatta birkaç albüm çıkardık. Grubun elektro gitaristiyim. Hatta grubumla çıktığımız turların tadı benim için hep ayrı oldu ve programlarımı onlara göre yapmaya özen gösterdim.

 

Röportaj: Sema Ereren - Ece Ulusum

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8660

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 2058

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 5310

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2336

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 3466

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön