Bu içerik Çift Terapisti Dr. Psk. Sevilay Abudaram tarafından kaleme alınmıştır.
Uzun süreli ilişkiler devam ederken, ilişkinin evirildiği haller vardır. Bunların ilki evlenmektir. Bir sonraki hal ise çocuk sahibi olunan evredir. Artık çiftler, karı-koca olmanın yanı sıra, anne-baba da olmuşlardır. Yeni kimliklerle beraber yeni sorumluluklar hayatlarına dahil olmuştur. Bunlara ek olarak, çift ilişkilerine de iki mesele daha eklenmiştir;
1- Ebeveynliği ilişkilerinde nasıl yaşayacaklar?
2- Ebeveynlik ile karı-koca ilişkisini nasıl ayırt etmeli?
Bu iki mesele, ilişkinin ebeveynliği nasıl karşılayacağını açıkça anlatır. Ve bu durumları çözmek için harcananlar ise, ebeveynlikteki görünmez emeklerdir.
Ebeveynliği ilişkide nasıl yaşamalı?
Nasıl ki her bir insanın ilişkiden beklentisi, önceliği, sevgi dili, ihtiyacı farklıdır, ebeveynlik dilleri de bir o kadar farklıdır. Bir ilişkiye ebeveynliği dahil ederken, çiftler önce kendi ilişkilerini çok iyi anlamak zorundadır. İlişkilerinin ihtiyaçları, öncelikleri neler, karı-koca olarak ilişkilerinin güçlü kaynakları neler, sorunlar olduğunda etkili çözüm yolları neler, sorularının cevapları çiftlerin zihninde sarih olmalıdır. Bu cevaplar zihnin bir tarafında dururken, diğer tarafında da anne-babalığa dair kişilerin hem kendilerinden hem de partnerlerinden beklentilerini, isteklerini, önceliklerini anlamaya niyet etmeleri gerekir. Çünkü herkes özellikle çocuk sahibi olduğunda, kendi içine doğduğu kök ailesinden öğrendiklerini farkında olarak ya da olmayarak kendi çocuğunda uygulamaya başlar. Sorgulamadan doğrular- yanlışlar belirir. Kişilerin kendi bireysel kaygıları, korkuları su üstüne çıkar. Çocuklarını yetiştirirken, tutumlarını bu inanışlara ve öğrenmelere göre şekillendirirler.
Herkesin geçmiş öyküsü ve yaşanmışlıkları farklı olduğundan, ana-babalığa dair olan beklentileri, inanışları da birbirinden farklı olur. Bu farklılıkları, çocuklarıyla olan ilişkilerinde nasıl çözdükleri kritik derecede önemli. Çünkü sadece annenin istediği ya da sadece babanın hayallerindeki gibi olmasını istediği her ne varsa, doğrudan çocukları üzerinde gerçekleşmesi mümkün değildir. Çünkü çocuktan sorumlu iki kişi vardır ve her ikisinin de onayı şarttır. Ancak, çiftler çoğunlukla bu girdabın içine düşerler. Herkes kendi tarafının doğru olduğunu savunur, o nedenle de partnerini ikna etmeye çalışır.
Hâlbuki çözüm nettir. Çift ilişkisinde ortak bir lisan oluşturulduğu gibi, ebeveynlikte de ortak bir lisan oluşturulmalıdır. Anne-baba kimlikleriyle çocukları üstündeki istekleri ne kadar kendi ihtiyaçlarıyla ilgili, ne kadar çocuklarının iyiliği için, bunu ayırt etmek gerekir. Çünkü eğer kişi farkında olmadan kendi ihtiyacını doyurmaya çalışıyorsa, kendi içsel meselesini ebeveynlik kimliğine karıştırmış olur. Bu da, işleri daha karmaşık hale getirir.
TÜİK: Boşanmaların %34’ü ilk 5 yıl gerçekleşti
Ebeveynlik ile karı-koca ilişkisini nasıl ayırt etmeli?
Çiftler, ilişkilerinde doyurulmamış ihtiyaçlardan mustaripse, eşleriyle ya kaliteli birebir zaman geçirememekten, eşlerinden yeteri kadar takdiri görmemekten, yeteri kadar değeri görmemekten yakınıyorsa ve bu yakınmalarına rağmen karşılık alamıyorsa, ebeveynlik rolleri üzerinden birbirlerine olan duygularını yansıtırlar. Bu duyguların en başında öfke gelir. Çiftler, kendi seslerini eşlerine duyurmak için, ebeveynlik alanını kullanırlar. Örneğin bir annenin, çocukların akademik, sosyal ve aile hayatlarındaki düzeni sağlamakla sorumlu olduğu bir aile düzleminde, eşinden destek bekleyen “bana yardım et” çağrıları cevap bulmadığında, zihinsel ve fiziksel yükün sadece annede olması, yoğun bir öfke duygusunun çıkmasına sebep olur. Bu öfke duygusu o kadar yıkıcıdır ki ebeveynlikte harcanan bu sessiz emeklerin de yıkılmasına sebep olur. Çift ilişkilerinin de konusu oluverir birden. Annelik-babalık görev dağılımının eşitsiz olması, karı-koca ilişkilerinin ortasına gündem maddesi olarak gelmiş olur. Sorun, daha da karmaşıklaşmış olur.
Çiftlerin anne-baba olarak tavırlarını konuşmak, eşlerinden beklentilerini belirtmek ve açık bir iletişim dili sağlayarak ebeveynlerin tetiklenmeden ve tartışmaya sürüklenmeden anne-babalığa dair sorunları çözmesi gerekir. Böylelikle, karı-koca ilişkisinin biricikliği ve ebeveynliğin de kendine özgülüğü korunmuş olur.
İlişkilerde ebeveynlikle beraber gelen farklı kimliklerin, karı-koca ilişkilerinin orta yerine düşmesi oldukça yaygındır. Çiftler, ister yeni evli olsun, ister on yıllık evli olsun, bebek sahibi olurken girdikleri süreçte kendi ilişkilerini de yeni düzene sokmaya çalışırlar. Bunu bazı çiftler çok zor karşılarken bazıları da daha kolay uyum sağlarlar. O nedenle, bazı evliliklerde çocuklarla olan sorumlulukların benimsenmesi, üstlenilmesi anne ya da baba tarafından daha çok üstlenilir. Daha çok emek sarf eder, daha çok çaba gösterir. Bu çaba, hem ebeveynlik için harcanan çabadır, ama hem de çift ilişkisi için harcanan görünmez emektir. Görünmez kaldığında oldukça yorucu olur. Kişiyi öfkelendirir. Bu görünmez emek ebeveynlik kimliği için verilirken, rota değişir ve çift ilişkisi de nasibini alır. Anne/baba partnerinin kendisini anlamadığından, ihtiyacını görmediğinden ve önemsemediğinden yakınır. Fena bir kısır döngüdür. Verilen emeklerin görülmesi, değer verilmesi, takdir edilmesi, çiftlerin ve ebeveynlerin en çok ihtiyaç duyduğu unsurlardır.
Yorgun ilişkilere iyi gelecek 7 öneri