"Yanlış zamanda doğan savaşçılara oyun parkı"

Aslı Öztürk'ün Cemal Hünal söyleşisi...

Issız Adam Cemal Hünal ile çiftlikte röportaj

Kilyos yolunda, kat ettiğimiz her kilometrede havadaki oksijen de arttı. Sonunda kendimizi Cemal Hünal’ın Gümüşdere Köyü’ndeki çiftliğinde, yani burada kurduğu İstanbul Atlı Okçuluk ve Tarihi Atlı Savaş Sanatları Kulübü’nde bulduk. Vardığımızda Hünal ok atıyordu. Ben de birkaç deneme yapmak istedim ama çelimsiz kollarımın o yayı çekmesine imkân olmadığını anladım. Cemal Hünal’ın çiftliğinde, kazdan maymuna türlü türlü hayvanlar var. Atları kendisi tımarlıyor, hepsinin adını sanını, huyunu suyunu biliyor. Hatta Aydınlık isimli olanın üzerindeyken yaptığımız fotoğraf çekiminde o kadar rahattı ki eğeri bırakıp ok bile attı. Bu kolay iş değil, bilesiniz...

 

■ Sanki bunlar sizin gerçek meşgaleniz, oyunculuksa hobinizmiş gibi görünüyor.

Bu çiftlikte yaptıklarım benim için hem spor hem hobi. Kısmen de profesyonel olarak yapmaya çalışıyorum. Ancak benim mesleğim oyunculuk...

 

■ Piyasadan sıkılıp buraya mı sığınıyorsunuz?

Oyunculuk çok severek yaptığım bir iş. Piyasa ise böyle gelmiş böyle gidiyor. Yoğun bir üretim var ve çok kişi bu piyasadan ekmek yiyor. Bazı şeyler düzelse, kalite yükselse daha mı iyi olur? Bunlar ayrı ayrı tartışılması gereken konular. Şu an olduğum projeden de ekipten de çok memnunum. Burada da nasıl bir hayatım olduğunu gördünüz işte.

 

■ Bu çiftlik var mıydı önceden, yoksa sıfırdan sizin imalatınız mı?

3 sene önce tiyatro turnesine çıktığım bir vakit ortağımla beraber burayı kiraladık. Kazandığım paraları ona gönderdim. O da burayı kurdu. Sevdiğim bir hocam tanıştırdı. “Eğer at binmek istiyorsan doğal ortamda binmelisin ve Apo’nun atlarıyla çalışmalısın” dedi. At binmeyi çok karakterli bir atın üzerinde öğrendim.

 

■ Ne kadar vakit geçiriyorsunuz burada?

Sette olmadığımda, eğer şehirde işim de yoksa buraya geliyorum. Doğru dengeleri kuruyorum. Hem işlerimi muhafaza ediyorum hem akıl sağlığımı koruyorum.

 

■ Aynı zamanda ticari bir kurum, değil mi?

Burası Türkiye’nin ilk atlı savaş sanatları okulu. Kısa adı Fursiye ama bu kelime Türkçe’de kaybolmuş. Burası aslında yanlış zamanda doğan savaşçılar için bir oyun parkı.

 

■ Ne zaman başladınız at binmeye?

14 sene oldu. Yurtdışında eğitimimi tamamlayıp Türkiye’ye döndükten sonra başladım. Her zaman atlara, süvari talimlerine, askeri tarihe çok merakım vardı. Bu çiftlikte uluslararası müsabakalar düzenliyoruz. İstanbul’un kültür başkenti olduğu yıl etkinliklere, hatta dünya şampiyonalarına katıldık. Spor Bakanlığı tarafından desteklenen 20 organizasyon içinde yer aldık.

 

■ Kimlere eğitim veriyorsunuz?

Anaokulu çocuklarından uzun mesafe yarışan sporculara kadar herkes burada ata biniyor. Geleneksel okçuluk, uzun kamçı gibi birçok atlı savaş sanatının dersini veriyoruz. Bu coğrafyada kullanılan her şey için temel eğitim var.

 

‘Orada yaşamak için manyak olmak lazım"

 Yurtdışında eğitim aldığınızdan bahsettiniz. Kaç yıl kaldınız?

Lisenin son 2 yılını ve üniversiteyi yurtdışında okudum. Los Angeles’ta 5 yıl kaldım. Sinema eğitimi aldım. Sonra okul değiştirdim. Yeni okulumda çok büyük tiyatro sınıfları vardı. Yazarlık dersleri, sosyoloji, antropoloji gibi birçok farklı daldan ders aldım. Çok verimli bir dönemdi. Vaktimi iyi değerlendirdim ve döndüm.

 

■ Niye döndünüz?

Orada yaşamak istemediğime karar verdim. Ailemi, şehrimi ve buradaki insanları özledim. Amerikalıların sosyal ilişkileri fazla didaktik. Her şeyi formüle ediyorlar. İstanbul dururken orada yaşamak için manyak olmak lazım.

 

■ Hiç pişman olmadınız mı döndüğünüz için?

Asla, burada hatırı sayılır birkaç dizi ve iyi filmler yaptım. Tanınan ve çalışan bir oyuncuyum. Herkesin oyuncu olduğu, Los Angeles gibi bir şehirde bunu başarmam çok zor olurdu.

 

■ Aslında daha çok sosyal hayattaki huzur açısından sormuştum.

İhtiyacım olan şey doğada olmak. Hayatını kendi kurmak zorunda olan biriyim. İyi filmler yapmak, iyi senaryolar yazmak istiyorum. Aileme iyi bir hayat vermeye çalışıyorum. Dolayısıyla bütün gün çiftlikte ata binip lahana ekemem. Yaşadığım sosyal karmaşayı burada telafi ediyorum. Sonuçta değişken bir iş takvimim var. Farklı farklı projelerde yer alıyorum.

 

■ Normal mesailerin tersine sizin hafta sonu yoğun olarak çalıştığınızı duydum..

Benim çekimlerim genelde bir holding binasında gerçekleşiyor. Oradaki çekimler de ağırlıklı olarak cumartesi, pazar günleri oluyor. Ama hafta içi de setteyim. Sevdiğim bir projedeyim, ne kadar mesai yaptığımı hesaplamıyorum.

 

■ Yayınlandığı günlerde izliyor musunuz?

 İlk bölümü gözlerimi ayırmadan izledim. Akıcı olmuş, güzel çekilmiş. İlişkiler çok inandırıcı. Herkesin dolabında bir şeyler saklı. Hikâye ilerledikçe daha da güzelleşiyor. Karakterlerin çoğunu ilk bölümde tanısak da farklı şeyler öğreneceğiz.

 

■ Ama Nadir rengini hiç belli etmedi.

Zaten bütün mevzu benim karakterde dönüyor. Ak mı kara mı, bilmiyoruz. İyiye de kötüye de eğilimi olan bir karakter. Bu muğlaklık içinde bu karakteri yaşatmayı tercih ederim.

 

■ Niye?

Çünkü iyi adam oynuyorsanız, yapmayacağınız birkaç mimik, vermeyeceğiniz belli kararlar vardır. Benim yelpazem çok geniş. Merak ediyorum neler olacağını.

 

■ Bu sezon birçok dizide böyle iyi mi kötü mü olduğunu anlayamadığımız karakterler var.

Dizi sektöründeki lisanın bu şekilde değişmesi çok olumlu. Klasik edebiyatta da böyledir. Kötüler sizi bir anda şaşırtabilir ya da çok iyi olduğunu düşündüğünüz bir karakterin karanlık tarafıyla karşılaşabilirsiniz. Bu insan doğasına daha yakın bir durum.

 

■ Bu lisanı insanlar yadırgamasın...

Belki de taraf tutmaya alışmıştık. Niye ki? Zaten Türk seyirci bütün yabancı dizileri izliyor.

 

■ Belli bir kuşak bence...

Son 10 senedir bence herkes izliyor.

 

■ Teknolojiyi reddedenler de var.

Evet ama bu belli bir yaşla ilgili değil. İnsanlar interneti hepimizin sandığından daha iyi kullanıyor. Tabii ki teknolojiyi reddedenler var. Mesela ben onlardan biriyim. Bak mesela bu benim aptal telefonum. Akıllı telefon almıyorum.

 

■ Sebep?

 Üzerimde bir sürü aplikasyon taşımak istemiyorum. Kâğıt, kalem taşımayı seviyorum. İnsanlar bugüne kadar ihtiyaç duymamış, bundan sonra da neden duysunlar?

 

Röportaj: Aslı Öztürk

 

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8742

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 2129

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 5399

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2365

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 3517

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön