Devamlı eğlen(dir)mek zorunda mıyız?

Müzik bitse film açıyoruz, film bitse eğleneceğimiz bir mekâna kendimizi atıyoruz, soluğu dışarıda almazsak evi parti alanına çeviriyoruz. Peki bu eğlence fetişizmine nasıl yakalandık? Neden bu devamlı eğlenme ve eğlendirme takıntımız başladı?

Devamlı eğlen(dir)mek zorunda mıyız?

Her şeyi kutlamanın, her anı eğlenceye çevirmenin fırsatını kollar olduk. Öyle yılbaşıyla doğum günleriyle kalmıyoruz, her saniye eğlence peşindeyiz. Bütün bir hafta beklediğimiz hafta sonunda aşırı eğleneceğimiz bir yere gitmeye, evdeysek bunu bir partiyle taçlandırmaya kendimizi mecbur hissediyoruz, başkalarını yoldan çıkarmak için bin takla atıyoruz. Yataklara düşsek de yorgunluktan konuşmaya mecalimiz kalmasa da sanki bir ödev gibi kendimizi eğlenmek zorunda hissediyoruz. Adeta eğlence fetişisti olduk ve sıkılmaktan, eğlenememekten,boş durmaktan korkuyoruz. Ancak kendimizi ya da çevremizdekileri eğlenmeye zorladığımızda sahiden eğleniyor muyuz? İşte orası muamma... San Francisco’da motivasyon konuşmaları yapan, danışman Alison Bonds Shapiro, meseleyi en iyi özetleyen isimlerden: Sanki eğlenmek için dizayn edilmişiz... Eğlence nefes almak gibi temel bir ihtiyaç haline geldi! Peki ya bu takıntının ardında yatan sebepler neler?

 

İlaç gibi bağımlılık yapıyor

Kimi uzmanlara göre eğlenmek ilaç ya da 7’den 70’e herkesin yemeğe doyamadığı dondurma gibi bağımlılık yapıyor. Eğlencenin daima hayatımızın merkezinde olduğuna dair araştırmalar yapan ABD’deki Tulsa Üniversitesi Antropoloji Bölümü’nden Prof. Peter Stromberg, ilaç bağımlılığı ile eğlence kültürünü kıyaslayan isimlerden sadece biri. Araştırmalar eğlencenin bir defa hazzına varan kişinin kendisini bundan alamadığına dikkat çekiyor. En çok da üzerimizde baskı hissettiğimizde, sakinleşmek veya kendimizi ödüllendirmek istediğimizde soluğu en ucuz ve kolay terapi olarak gördüğümüz eğlencede alıyoruz. Artık eğlence denince aklınızda her ne beliriyorsa, orası size kalmış... Bu bir gece kulübü de olabilir, gece kulübüne çevirdiğiniz eviniz de odanızda bağıra bağıra şarkı söylemek de battaniyenin altında izlenen film de... Terapi tadındaki eğlence bizi başka dünyalara alıp götürüyor, sakinleştiğimizde zaman daha çabuk ve kolay akıp gidiyor. Kafamızı bulandıran şeyleri böylece silip atacağımızı sanıyor, gerçeklerden uzaklaştıran bu şeye doyamıyoruz.

 

Eğlenmenin sağlığımız üzerindeki sonuçlarını araştıran Maryland Üniversitesi’ne göre eğlence kalbi koruyor, metabolizmayı hızlandırıyor, Vanderbilt Üniversitesi’ne göreyse kalori yaktırıyor, Scientific American Mind’a göreyse daha uzun yaşamamızı sağlıyor. Konu üzerine çalışmalar yapan araştırmacılar Nicholas A. Kuiper ve Rod A. Martin, “Eğlenmeyi ve gülmeyi becerebildiğimizde ters giden meselelerde daha az stres yaparız” diyor. Dahası eğlenmek tüm kaslarınızı gevşetiyor, strese hatta ağrılara bile iyi geliyor, endorfin salgılatıyor yani sizi mutlu ediyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor. Eğlenmeyen, sosyalleşmeyen, çevresindekileri eğlendirmeyenlerde anksiyete, depresyon ihtimali artıyor. Çünkü durduğunda kafasında bir şeyler kurcalanacak, kafasındakileri kurdukça kuracak...

 

Görünürde eğleniyor olmak bile yeter

Vücudumuz çok yorgun olsa bile mental olarak gerçek hayattan o kadar çok sıkılır ki iyi gelmeyeceğini bile bile eğlenme bağımlısı olur, kendini buna zorunda hissetmeye başlar ki bu bir tür gerçek hayattan kaçıştır. Oysa varsayalım birkaç saat sizi eğlendiren bir film izlediniz. Bu bir tür pasif eylem olduğundan kafaya takılanlar yine canınızı sıkmaya devam eder. Bir de özellikle de yoğun olduğu için bünyesi hiçbir şey yapmamayı reddedenler var. Sabaha karşı mesaiden gelip birkaç saat uyuyup soluğu alışveriş merkezlerinde alanlar, suçlu duygusu hissetmemek adına kendini türü her ne olursa olsun eğlencenin kollarına bırakır. Ya da siz o modda olmasanız da çevrenizdekiler tarafından bir şekilde o moda sokulursunuz. Dahası, bu gerçekten haz vermese de görünürde eğleniyor olmak bile size yeter. Özellikle son yıllarda sosyal medyada başkalarından daha çok eğlendiğimize kendimizi ve arkadaşlık listemizdekileri ikna etmenin baskısını yaşıyoruz. Oysa en çok da eğlendiğini gösterme merakı olanlar yalnız.

 

Özel hayatta ve sosyal yaşamda da eğlence mühim! Zira eğlenmeyi ve eğlendirmeyi biliyorsa kişinin reddedilme ihtimali azalır, daima çevresi tarafından sevilir ve saygı görür, kişinin yalnız kalma endişesi azalır. Başkaları üzerinde daha zeki izlenimi yaratır ki bu kişiler sizi de daha zeki ve eğlenceli kılabilir.

 

Eh, aşk hayatınızda da eğlence şart. Seattle’s Gottman Araştırma Enstitüsü’nden Dr. John ve Julie Gottmann, beraber nasıl eğleneceğini bilen çiftlerin mutluluğu yakaladığına dikkat çekiyor. Üstelik bu çiftler aralarındaki sorunları nasıl çözeceklerini de iyi biliyorlar. Gelelim profesyonel hayattaki eğlenceye... İşyerinde eğlenmenin önemine vurgu yapan uzmanlar bunun performansı, çalıştığı şirkete olan bağlılığı, öğrenme hızını artırdığına ve hafızayı güçlendirdiğine dikkat çekiyor. İşyerinde eğlencenin yararları üzerine kaleme aldığı makalede araştırmacı April Everett, şirkette eğlenmenin güveni artırdığını, iletişimi güçlendirdiğini ve yaratıcılık üzerinde olumlu etkileri olduğunu söylüyor. Everett, “Çalıştığı arkadaşlarıyla birlikte eğlenebilmek, kişide kendisinin onlara ne kadar benzediği algısı yaratıyor” diyor.

 

‘Oyun oynamayı bıraktığımız için yaşlanıyoruz’

Bir de eğlenmeye vakit bulamayanlar var... Dr. Stephanie Sarkis, “Oysa her daim eğlenceye vakit vardır. Üstelik bunun için her şeyin yolunda gitmesi de gerekmiyor. Özellikle de ters giden şeyler olduğunda daha çok ihtiyacımız var. Çok kurgulamadan spontane olarak eğlenin.” Bu arada yeni mekâna gitme, yeni insanlar tanıma heyecanı da eğlence açlığına bağlanıyor. İlgi çekici şeyler olduğunda bu beyni provake eder, kafanızı kurcalayan düşünceler bloke olur ve bu sizi eğlendirir.

 

Son olarak yaş alsanız bile eğlenceden vazgeçmeyin. Çünkü eğlenerek genç kalmak da mümkün. Bunu kimi uzmanlarsa oyun oynamaya benzetiyor. İrlandalı yazar George Bernard Shaw, “Aslında yaşlandığımız için oyun oynamayı bırakmıyoruz. Oyun oynamayı bıraktığımız için yaşlanıyoruz” diyor.

 

İlk adım: 15 dakika egzersizi

Eğlenceye olan açlığımızı kontrol etmekte zaman içinde zorlanır, eğlence açlığına hükmedemez hale geliriz. Ancak bu zoraki, sahte eğlenceden uzak durun. ABD’li sosyolog Martha Beck, yalandan eğlenceyle ilgili şunları sıralıyor:

 

  • Yalan eğlencede var olan problemlerinizi görmezden gelir, yok sayarsınız.
  • Bu tür eğlence de zamanla sıkıcı hale gelir.
  • Ne olursa olsun gerçeğinden asla pişman olmazsınız ve kendinizi kötü hissettirmez.

 

Yani kendimizi ve çevremizdekileri eğlenmeye ve eğlendirmeye zorlamak yerine bazen ters köşe yapın, hiçbir şey yapmamayı tercih edin... Mesela kendinize sessiz bir yer bulun, eğlenmek zorunda hissetmeden ve kimin ne yaptığı meselesine hırs yapmadan en azından 15 dakika kendinizi bir şey yapmamaya zorlayın. Telefon gibi bu sükûneti bölme potansiyeli olan şeyler için de önceden gardınızı alın. Kendinize odaklanın.

 

Yazı: Sema Ereren

Facebook Yorumları
Yorumlar
0
Onay Bekleyenler
0

  • Damla çikolatalı kurabiye tarifi
    Damla çikolatalı kurabiye tarifi

    Süresi : 00:48 İzlenme : 1524

  • Yoğurtlu kereviz salatası
    Yoğurtlu kereviz salatası

    Süresi : 01:17 İzlenme : 4952

  • Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?
    Yılbaşı hindisi nasıl yapılır?

    Süresi : 03:40 İzlenme : 2172

  • Hafif pizza tarifi
    Hafif pizza tarifi

    Süresi : 01:28 İzlenme : 8032

  • Fıstık ezmesi nasıl yapılır?
    Fıstık ezmesi nasıl yapılır?

    Süresi : 00:49 İzlenme : 3165

hthayat.haberturk.com internet sitesinde yayınlanan yazı, haber, video ve fotoğrafların her türlü hakkı Haberturk Gazetecilik A.Ş.’ye aittir. İzin alınmadan, kaynak gösterilerek dahi iktibas edilemez. Copyright © 2018 - Üretim ve Tasarım Bilgi Grubu
Yukarı Git
HTHayat Mobil Sürümüne Dön