Can Yücel, 21 Ağustos 1926’da İstanbul’da hayata geldi. Eski Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in oğlu olarak edebiyatla çok küçük yaşta tanıştı.


Ankara Erkek Lisesi’nde orta öğrenimini tamamladıktan sonra Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Klasik Filoloji Bölümü’ne girdi. Ardından İngiltere’de Cambridge Üniversitesi’nde öğrenim gördü.


Uzun süre Fransa ve İngiltere’de yaşadıktan sonra yurduna döndü. 1953’te Kore Savaşı’na katılan Türk birliğinde askerliğini yaptı. Askerliği bittikten sonra tekrar İngiltere’ye dönen Can Yücel, orada BBC’nin Türkçe bölümünde spikerlik yaptı.

Ardından 1963’te tekrar Türkiye’ye döndü ve turist rehberliği yapmaya başladı. İstanbul’a yerleştikten sonra ise bağımsız çevirmen ve şair olarak yaşamını sürdürdü.


12 Mart döneminde Che Guevera’nın "Gerilla Harbi" ve "İnsan ve Sosyalizm" kitaplarını çevirdiği için 15 yıl hapis cezası aldı. 1974’te çıkan af ile özgürlüğüne tekrardan kavuştu. İstanbul’da yaşamını sürdürmeye devam etti ve Vatan, Demokrat, Söz gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı.


Ardından önce İzmir, sonra Muğla’ya taşındı.12 Ağustos 1999 yılında ise hayatını kaybetti.


Edebiyata ilk şiirle başladı. İlk şiir kitabı ise ‘’Yazma’’ oldu. Bu ilk şiir kitabında anlatımı coşkulu ve geleceğe umutla bakan bir tavrı vardı.

İkinci şiir kitabı ise "Sevgi Duvarı" oldu. İnsan ve doğa ilişkilerini konu alan şiirleri oldukça dikkat topladı.

Üçüncü şiir kitabı "Bir Siyasinin Şiirleri" ise, cezaevinden dışarıya dönük gözlemlerini anlattığı, politik kimliğini sorguladığı şiirleriyle dikkat çekti.





“Diyelim yağmura tutuldun bir gün


Bardaktan boşanırcasına yağıyor mübarek


Öbür yanda güneş kendi keyfinde


Ne de olsa yaz yağmuru


Pırıl pırıl düşüyor damlalar


Eteklerin uça uça bir koşudur kopardın


Dar attın kendini karşi evin sundurmasına


İşte o evin kapısında bulacaksın beni”




“Baktım gökte bir kırmızı bir uçak


Bol çelik bol yıldız bol insan


Bir gece Sevgi Duvarını aştık


Düştüğüm yer öyle açık öyle seçik ki


Başucumda bi sen varsın bi de evren


Saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi


Yalnızlığım benim çoğul türkülerim


Ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi”




“Farzet hiç ayrılmadık


Gözümde tütüyor


Gözümü tütsülüyorsun hala


Hep birlikteyiz sanki


Seninle ben ve DÜNYA”




“Bileklerimizi morartmış yeni Alman kelepçeleri,


Otobüsün kaloriferleri bozuldu Kaman’dan sonra


Sekiz saat oluyor karbonatlı bir çay bile içemedik,


Başımızda perensip sahibi bir başçavuş.


Niğde üzerinden Adana Cezaevine gidiyoruz…


Bi sen eksiktin ayışığı


Gümüş bir tüy dikmek için manzaraya!”




“Gözlerini kapatır beklerdi;


Yaprağa benzer ellerini, avuçlarını uzatır,


Beklerdi işitinceye dek


Ağacın dalında, rüzgarda;


Yeşili duydu mu uyurdu


Rüyasında…”



Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.