HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ
Birlikte uyumak: Yakınlık mı, bağımlılık mı?
Giriş: 06 Kasım 2026, Cuma 16:30
Güncelleme: 06 Kasım 2026, Cuma 16:30

Yenidoğan döneminde “anne yanı” olarak başlayan yolculuk ilerleyen yaşlarda birlikte uyuma olarak sürüyor. “Bir sebep”ten ebeveynler çocukları ile birlikte uyumaya devam edebiliyor… Emzirme sürdüğü sürece anneler bunu daha konforlu bulduğu için sürdürüyor sonrasında ise o “bir sebep” daha duygusal bir boyuta evriliyor. Bazen çocuğun ayrılık kaygısı bazen ebeveynin ona sarılarak uyuduğunda hissettiği tarifi imkansız huzur bazen de gün boyu çalışıp çocukla geçiremediği zamanı telafi etme vicdanı birlikte uyuma alışkanlığını besliyor ve fiziksel bir ihtiyaçtan doğan bu yakınlık, zamanla koparılamaz bir bağa dönüşüyor.

Peki, ne kadar doğru?

İçgüdüsel/sezgisel ebeveynlik yapmanın epeyce zor olduğu şu zamanda tüm ebeveynlerin etrafı “yargı”larla çevrili… 9 aylıktan itibaren çocuğun kendi yatak odasında yatmasını, desteksiz uyumasını savunan uzmanlar da var birlilte uyumanın güven ve bağlanmayı olumlu etkilediğini savunanlar da… Tarihsel sürece baktığımızda ise “Çocuğumla birlikte uyumak doğru mu?” sorusu da aslında modern hayatın bir derdi. Çocukla birlikte uyumak tarihsel olarak insanlığın varsayılan uyku biçmi ve Doğu toplumlarında nesillerdir istikrarla sürdürülürken, Batı dünyasında sanayileşmeyle birlikte yerini "bağımsızlık" ve "özgüven" inancına bıraktı. Batı kültüründe çocukların erken yaşta kendi odalarında uyumasının onları daha bağımsız kılacağı düşünülürken, bu durum aynı zamanda mahremiyet arayışı ve sağlık endişeleriyle –yenidoğan döneminde ani bebek ölümü- beslenen bir tabuya dönüştü. Güncel araştırmalar ise ebeveynlerin niyetinin —yani bu kararı bilinçli bir tercihle mi yoksa zorunluluktan mı aldıklarının— uyku kalitesi algısını doğrudan etkilediğini gösteriyor. Peki, alışılagelmiş uyuma biçmi ile modern çağın bağımsızlık beklentisi arasında kalan birlikte uyuma çocukların ruh sağlığı ve aile içi dinamikler için gerçekten doğru mu, yoksa yanlış mı? Konu ile ilgili merak ettiklerimi Klnk. Psk. Ayşegül Nezor’a sordum. İşte aldığım yanıtlar…

"Birlikte uyumanın psikolojik açıdan herkes için geçerli tek bir doğrusu olduğunu söylemek mümkün değildir"

Bebeklerin ve küçük çocukların ebeveynleriyle birlikte uyuması onların üzerinde nasıl bir etki yaratıyor? Birlikte uyumak güven mi veriyor yoksa özgüvenini mi zedeliyor? Bu işin tek tip bir doğrusu var mı?

Yaşamın ilk yıllarında çocuklar, duygularını ve bedensel tepkilerini düzenleyebilmek için bakım verenlerinin desteğine ihtiyaç duyarlar. Özellikle bebeklik döneminde ebeveynin yakınlığı, çocuğun sakinleşmesine ve kendisini güvende hissetmesine yardımcı olabilir. Ancak yakınlık ihtiyacı ile aynı yatağı paylaşmak birbirinden farklıdır. Araştırmalar, güvenli uyku açısından bebeklerin en az ilk altı ay ebeveynleriyle aynı odada ancak kendilerine ait ayrı bir uyku alanında yatmasını önermektedir. Böylece hem bebeğin yakınlık ihtiyacı karşılanabilir hem de aynı yatağı paylaşmanın oluşturabileceği fiziksel riskler azaltılabilir. Çocuğun kendi yatağına geçişi için geçerli veya kesin bir yaş sınırı bulunmamaktadır. Bununla birlikte, özellikle 2–3 yaş döneminde gelişen özerklik becerileri, çocuğun kendi uyku alanını benimsemesi açısından önemlidir. Bu dönemde çocuk, günlük yaşamda daha fazla bağımsızlık göstermeye, kendi tercihlerini ifade etmeye ve ebeveyninden ayrı bir birey olduğunu keşfetmeye başlar. Ancak birlikte uyumanın psikolojik açıdan herkes için geçerli tek bir doğrusu olduğunu söylemek mümkün değildir. Dolayısıyla kendi yatağında uyumayı öğrenmek de bu gelişimsel sürecin bir parçası olarak görülmektedir. Ancak burada önemli olan durum, çocuğun gelişimsel özellikleri ve duygusal ihtiyaçları gözetilerek kademeli bir geçiş planlanmasıdır.

“Annenin çocuğundan ayrı uyumakta zorlanması, çocuğun bağımsızlaşma girişimlerine istemeden müdahale etmesine neden olabilir”

Ebeveynlerin çocuklarıyla birlikte uyuma kararını suçluluk duymadan alabilmesi için hangi kriterlere dikkat etmesi gerekir? Hangi durumlarda bu alışkanlık ebeveynler veya çocuk için sağlıksız bir bağımlılığa dönüşebilir?

Birlikte uyumanın psikolojik etkilerini değerlendirirken bağlanma ile bağımlılık arasındaki farkı da anlamak gerekir. Güvenli bağlanma, çocuğun ebeveyninden hiç ayrılmaması değil, ihtiyaç duyduğunda ebeveynine ulaşabileceğini bilerek çevresini keşfedebilmesidir. Çocuğun bağımsızlaşması, ebeveyniyle kurduğu güvenli ilişkinin karşıtı değildir aksine bu ilişki tarafından desteklenen gelişimsel bir kazanımdır. Ebeveynle birlikte uyumak tek başına güvensiz bağlanmanın veya bağımsızlaşma güçlüğünün göstergesi olarak değerlendirilemez ancak çocuk, ebeveyninin fiziksel varlığı olmadan uykuya dalamıyor ve bu durum giderek artan bir kaygıya dönüşüyorsa uyku alışkanlıklarının yeniden değerlendirilmesi gerekebilir. Burada üzerinde durulması gereken bir diğer konu ise birlikte uyumanın kimin ihtiyacını karşıladığıdır. Bazen ebeveynler, çocuklarının kendilerinden ayrılmakta zorlandığını düşünürken aslında ayrılıkla ilgili kaygıyı kendileri de yaşayabilir. Özellikle annenin çocuğundan ayrı uyumakta zorlanması, çocuğun bağımsızlaşma girişimlerine istemeden müdahale etmesine neden olabilir. Örneğin çocuk kendi yatağında uyumaya hazır olsa bile annenin yalnız kalma kaygısı veya çocuğuna bir şey olacağına ilişkin endişeleri birlikte uyuma alışkanlığının sürmesine sebebiyet verebilir. Araştırmalar da annelerin ayrılık kaygısıyla çocukların gece uyanmaları ve uykuya geçiş güçlükleri arasında ilişkiler bulunduğunu göstermektedir. Ebeveynin kendi kaygısını azaltmak amacıyla çocuğun sürekli yanında bulunması, zorlu durumlarda çocuğun tek başına baş edebilme becerilerini geliştirmesini zorlaştırabilir. Çocuk, zamanla sakinleşebilmek veya uykuya geçebilmek için ebeveyninin fiziksel varlığına ihtiyaç duyduğunu düşünebilir. Özellikle ayrılık kaygısı yaşayan çocuklarda, kaygıyı azaltmak amacıyla sürdürülen bazı ebeveyn davranışlarının uzun vadede kaygının devam etmesine sebebiyet verdiği bilinmektedir. Bu nedenle ebeveynlerin yalnızca çocuklarının ayrılmaya ne kadar hazır olduğunu değil, kendilerinin bu ayrılığa nasıl yaklaştığını da değerlendirmesi önemlidir. Çocuğun kendi yatağında uyumaya başlaması bir kopuş değil, gelişimsel bir geçiş olarak ele alınmalıdır.

Birlikte uyuma alışkanlığı uzadığında ebeveynler bu süreçte hem partner olmayı hem de ebeveynlik rolünü nasıl dengede tutabilir?

Özellikle birlikte uyuma alışkanlığı nedeniyle çiftlerin birbirlerine ayırdıkları zaman belirgin biçimde azalıyorsa veya eşlerden biri kendisini dışlanmış hissediyorsa bu düzenin yeniden değerlendirilmesi önemlidir. Çocuğun güven ihtiyacını karşılamak ile çift ilişkisinin duygusal ihtiyaçlarını gözetmek birbirine karşıt sorumluluklar değildir. Ebeveynler, çocuklarının gelişimsel ihtiyaçlarını dikkate alırken birlikte geçirecekleri zamanı, iletişimi ve yakınlığı da bilinçli biçimde koruyabilirler. Dolayısıyla ebeveynlerin hem partner hem de anne-baba rollerini dengede tutabilmeleri için çocuklarının ihtiyaçları kadar birbirlerinin ihtiyaçlarını da konuşabilmeleri önemlidir.

Ebeveynlerin birlikte uyuma alışkanlığından çocukların kendi odalarında uyumasına geçiş yaparken hem ebeveynin hem de çocuğun travmatize olmadan, sağlıklı bir şekilde bu süreci yönetmesi için nelere dikkat etmesi gerekir?

Çocuğun kendi odasında uyumaya geçişi, yalnızca bir uyku alışkanlığının değiştirilmesi olarak değil, çocuğun gelişimsel özelliklerinin ve duygusal ihtiyaçlarının dikkate alındığı bir süreç olarak değerlendirilmelidir. Burada amaç çocuğun ebeveyninden bir an önce ayrılmasını sağlamak değildir. Kendisini güvende hissederken bağımsız uyku becerilerini geliştirmesine yardımcı olmaktır. Bu nedenle geçişin çocuğun yaşına, mizacına ve ayrılığa verdiği tepkilere göre planlanması önemlidir. Özellikle uzun süredir ebeveynleriyle uyuyan çocuklarda ani değişiklikler yerine kademeli bir geçiş tercih edilebilir. Örneğin başlangıçta ebeveynin çocuğun odasında uykuya dalana kadar yanında bulunması, ilerleyen günlerde bu desteğin yavaş yavaş azaltılması ve çocuğun kendi yatağında uyumaya alışmasının desteklenmesi mümkündür. Uyku öncesinde kitap okumak, birlikte sakin zaman geçirmek ve uyku öncesi rutinler oluşturmak da çocuğun uykuya geçişini kolaylaştırabilir. Ebeveynler, çocuklarının ayrı uyumaya geçiş süreçlerinde ağlaması veya yanlarında kalmak istemesi gibi tepkileri karşısında, çocuklarının travmatize olabileceğinden endişe duyabilirler. Ancak bu tür tepkiler çocuğun travmatize olduğu anlamına gelmez. Ancak çocuğu korkutmak, cezalandırmak, utandırmak veya duygusal ihtiyaçlarını sürekli karşılıksız bırakmak sağlıklı bir geçiş yöntemi değildir. Dolayısıyla sağlıklı bir geçişin temelinde, çocuğun duygularını anlamak, gelişimsel kapasitesine uygun yaklaşımlarda bulunmak ve ebeveyn desteğini tutarlı biçimde düzenlemek yer almalıdır. Amaç çocuğun hiç zorlanmaması değil, yaşadığı zorlanmayla baş edebilmesi için ihtiyaç duyduğu güveni ve desteği sunmaktır.

Referanslar

Sarah P Kruse, Levita D'Souza, Hannah G G Tuncer, Sandra E Stewart. “Sources of attitudes towards parent–child co‐sleeping and their effects: A systematic scoping review”. Şuradan alındı: https://pmc.ncbi.nlm.nih.gov/articles/PMC11659088/ (04.06.2024).

Paylaş:
brush-purple Yorumlar