HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ
Yorgun ruhlar çağı: Tükenen insanlığın sessiz çığlığı
Giriş: 24 Şubat 2026, Salı 11:46
Güncelleme: 24 Şubat 2026, Salı 11:46
Nuray Kılınçarslan

Bu çağın en derin krizi: anlam yorgunluğu. Herkes meşgul, herkes bir yerlere yetişiyor, herkes bir şeylere yetişemiyor. Ama kimse şunu yüksek sesle söylemiyor: “Ben içten içe tükeniyorum.” Modern insan artık fiziksel olarak değil, varoluşsal olarak yoruluyor.

Sürekli güçlü olma baskısı

Güçlü görünmek zorundayız. Sosyal medyada, iş hayatında, aile içinde… Duygularımızı “yönetmemiz” bekleniyor. Kırgınlıklarımızı “olgunlukla karşılamamız” isteniyor. Kaygılarımızı “pozitif düşünceyle dönüştürmemiz” öğütleniyor. Oysa bastırılan her duygu, enerjiye dönüşerek birikir. Bugün yaşadığımız toplumsal gerginliğin, sabırsızlığın, tahammülsüzlüğün altında biraz da bu var:

İnsanlar yoruldu. Ama duramıyor.

Ruh yorgunluğu nedir?

Ruh yorgunluğu; çok çalışmaktan değil, çok rol yapmaktan olur. Olmadığımız biri gibi davranmaktan, istemediğimiz ilişkilerin içinde kalmaktan, sırf yalnız kalmamak için kendimizden vazgeçmekten. Bir süre sonra insanın enerjisi düşmez; içindeki anlam duygusu azalır. Sabah kalkar, işe gider, sorumluluklarını yerine getirir ama içinde bir boşluk hissi vardır. Her şey yolundadır ama hiçbir şey yerli yerinde değildir. İşte bu, çağın görünmeyen yorgunluğudur.

Spiritüel kaçış mı, gerçek farkındalık mı?

Son yıllarda maneviyata ilgi arttı. Meditasyon, nefes, enerji çalışmaları… Ama bir tehlike var: Acıyı dönüştürmek yerine, üstünü örtmek. Her şeyi “frekans” meselesine indirgersek, sorumluluğu kaçırırız. Her düşüşü “enerjim düştü” diye açıklarsak, yüzleşmemiz gereken gerçekle karşılaşmayız. Bazen yorgunuz çünkü yıllardır sınır koymuyoruz. Bazen tükenmişiz çünkü herkesi memnun etmeye çalışıyoruz. Bazen ruhumuz daralıyor çünkü hayatımız bize ait değil. Bu bir hakikat problemi.

Hassas ruhlar için ağır bir zaman

Bu dönem özellikle empati gücü yüksek insanları daha çok yoruyor. Haksızlığa duyarlı olanlar, adaletsizliğe tahammülü az olanlar, derin düşünenler. Onlara genellikle “fazla düşünüyorsun” deniyor. Oysa bu çağda fazla hissetmek yorucu. Çünkü hız çağında yaşıyoruz. Derinlik yavaşlık ister.

Sistem hız ister.

Peki çözüm ne?

Daha çok teknik, daha çok motivasyon cümlesi, daha çok “iyi olmalısın” baskısı değil. Belki de çözüm, ilk kez dürüst olmak. “İyi değilim” diyebilmek. “Yoruldum” diyebilmek. “Bunu istemiyorum” diyebilmek. Ruh yorgunluğu çoğu zaman bir çağrıdır. İnsan kendi hayatına geri çağrılır. Bazen en doğrusu hiçbir şey yapmadan durmaktır.

Bu çağın sessiz çığlığı şu: İnsanlar başarılı ama huzursuz. Kalabalık ama yalnız. Bağlantılı ama kopuk. Belki de artık kırılganlık konuşulmalı. Çünkü iyileşme, güçlü olduğumuz yerde değil kabul ettiğimiz yerde başlar.

Paylaş:
brush-purple Yorumlar