Geçen gün kendime şu soruyu sordum: En son ne zaman sadece durup, hiçbir ekrana bakmadan, hiçbir "spiritüel teknik" uygulamadan sadece kendi nefesimi hissettim?
Dürüst olalım; modern dünya bizi çok yordu. İşin içinde biri olarak her yerinden her köşesinde "şöyle yaparsan iyileşirsin" diyen bir dijital bir dünyanın ortasındayız. Instagram’ı açıyoruz, karşımıza çıkan 15 saniyelik bir video bize "pozitif olmamızı" söylüyor. Bir başkası blokajlarını çöz diyor. Ama o videoyu kaydırıp gerçek hayatımıza döndüğümüzde; ödenmemiş faturalar, yarım kalmış dostluklar ve içimizdeki o bitmek bilmeyen boşluk hissi olduğu gibi yerinde duruyor.
Dijital dünyayı, sanki bir ağrı kesiciymiş gibi kullanmaya başladık. Oysa dönüşüm sizi rahatlatmak için değil, sizi değiştirmek için vardır. Canımız yandığında, biri kalbimizi kırdığında ya da başarısız hissettiğimizde hemen bir "spiritüel kaçış" rotası çiziyoruz kendimize. Birkaç olumlama cümlesiyle, derinlere gömdüğümüz o asıl acıyı susturabileceğimizi sanıyoruz.
Ama ruhun, böyle iyileşmez. Gerçek şifa, o reels videolarında değil; gece başınızı yastığa koyduğunuzda yüzleşmekten korktuğunuz o sessiz acının içindedir. O acıya dokunmadan, neden orada olduğunu anlamadan, sadece telefon ekranından şifa aramaya çalışmak, fırtınalı bir denizde küçük bir sandala sığınmak gibidir. Elbet bir gün o su içeri girecek.
İçsel dönüşüm, sizi hayattan koparan bir bulutun üzerine taşımaz. Tam tersine; sizi hayatın tam kalbine, o tozlu, bazen karanlık ama çok gerçek olan merkezinize indirir. Eğer dijital dünyada tükettiğiniz içerikler sizi sorumluluk almaktan uzaklaştırıyorsa, bilin ki o şifa değil, sadece bir kaçıştır.
Ruhsal Kaçış: Günlük hayatın dertleriyle yüzleşmek yerine, sadece "evren mesaj gönderdi" diyerek sorumluluktan kaçmaktır.
Dijital Şifa: Ekrandan aldığın ilhamı, kendi yaşam pratiğine dahil edip köklü bir değişim başlatmaktır.
İçsel dönüşüm bir kaçış planı değil, tam olarak kalbimizin derinliklerinde bir eve dönüş yolculuğudur.
Modern dünyada dijital araçları kullanmak bir mecburiyet değil, bir imkân. Önemli olan bu araçların bizi gerçeklikten koparmasına izin vermemek. Unutmayın, bazen durmak ve gözlemlemekle de şifalanabilirsiniz. Bugün o çok sevdiğiniz spiritüel içeriği izledikten sonra telefonunuzu bir kenara bırakın. İçinizdeki o sessiz alana gerçekten kulak verin. O çok güvendiğiniz yöntemleri, ezberlediğiniz o büyük cümleleri unutun. Sadece acınıza bakın. O acı size ne anlatıyor? Nerede hata yaptınız? Nerede kendinize yalan söylediniz? İnsanlar neden benden kaçıyor? Neden param bereketsiz? Neden hep aynı yanlış insanları hayatıma çekiyorum?
Bu soruların cevabı izlediğiniz bir Reels videosunda değil, bastırdığınız o öfkede, yüzleşmediğiniz o korkuda ve kaçtığınız o ağır sorumlulukta saklı. Farkındalık sizi rahatlatmaz; aksine önce sizi sarsar, yıkar ve gerçeğin o soğuk yüzüyle tanıştırır.
Unutmayın; sahte bir huzurla uyumaktansa, gerçek bir acıyla uyanık kalmak döngüyü şifalandırır. Çünkü sadece uyanık olanlar gerçekten yol alabilir.