Milenyum nesli artık pek de genç değil. Kuşağı nasıl tanımladığınıza bağlı olarak, en genç üyeleri 24 yaşındayken en yaşlıları ise otuzun üzerinde. Büyük ölçüde kariyerlerinde bir noktada olan ve birçoğu da ebeveyn olan 1990’ların Milenyumları, dünyayı 2000'de doğan küçük kardeşlerinden birçok yönden farklı görüyor. 21. yüzyılda dünyaya gelen Z "mutsuzlar" Kuşağı ise 20. yüzyıla dair hiçbir şey hatırlamıyor; ne siyasetini, ne teknolojisini, ne de değerlerini. Ebeveynlerinden ve Milenyum kuşağından açıkça etkilenmiş olsalar bile, dünyayı anlama konusunda herkesten farklı bir bakış açısına sahipler.


Z kuşağının belki de en önemli özelliği, dijitalleşmenin ilk dalgasını kaçırmış olmaları ve zaten dijital olan bir dünyaya doğmaları. Akıllı telefon, bu nesil için ilkokul günlerinden beri var olan bir şey olmakla birlikte, internetin sadece meraklısına olduğu Y kuşağının aksine, anne ve babadan büyükanneye herkesin çevrimiçi olduğu bir dünyada büyüdüler. Bu teknolojik gelişmelerin yanında büyüyen bir iklim krizinin her zaman farkındaydılar. 2000'li yılların ortalarından itibaren küresel iklim değişikliği, gelecekte insanlığı bekleyen soyut ve uzak bir sorundan günümüzü ilgilendiren somut ve acil bir soruna dönüştü. Aynı zamanda dünya hem ekonomik hem de jeopolitik olarak daha karmaşık hale geldi. Tüm bunları göz önünde bulundurarak, Z kuşağının depresif, kafası karışmış ve hatta belki de umutsuz hissetmesi garip değil. Dünya böylesine bir durumdayken bir insan ne hissedebilir?


Güneşin altında yeni bir şey yok

Z kuşağına zihinsel olarak en yakın nesil, kronolojik olarak en yakın olan nesil olmayabilir. Bu kuşağın yaşadığı sorunların ve içinde doğdukları şartlara en benzer durumda olan nesil 1960’lardaki bebek patlamasından sonra doğan Jones nesli olabilir. Bu nesil yaklaşan bir nükleer savaşın olduğu zamanda, anlaşılması güç bir dünyaya doğdular.


Z kuşağının, daha da eski bir kuşakla, yani İkinci Dünya Savaşı'nın eşiğinde yetişkinliğe ulaşanlarla daha fazla ortak noktası olabilir. Onlar da bir bunalım ve finansal kriz sırasında büyüdüler ve karşılığında çok pragmatik ve dikkatli bir dünya görüşü ile tutumlu ve dikkatli oldular. Para biriktirmek için podcast dinleyen ve daha genç yaşta emeklilik için hazırlanmaya başlayan Z Kuşağı'nda da benzer örüntüler ortaya çıkıyor. Değişen zamanla birlikte çözümleri farklı şekilde ele alsalar da Z kuşağı,bu nesillerle benzer yanlara sahip



Z kuşağını anlamak

Sıklıkla karıştırılsalar da aslında Z kuşağı ve Milenyum nesli oldukça farklı jenerasyonlar. 1990’larda doğan Milenyum ve 2000’lerde doğan Z kuşağı, oldukça farklı büyüme koşullarına ve buna bağlı olarak farklı bakış açılarına sahipler. En büyük fark Z kuşağının, Milenyum’un daha iyimser ve idealist olduğu yerlerde daha pragmatik ve karamsar olma eğiliminde olmasıyla ortaya çıkıyor.


Z kuşağı yalanlara, abartılara alışkın ve ayrıca eylemlerinin anlık etkilerini mobil uygulamalarda veya çevrimiçi olarak doğrudan geri bildirimlerle görmeye alıştılar. Şüphecilik ve aynı zamanda sabırsızlık, büyük laflardan ziyade yapılan icraata gücenmelerini sağlıyor.


Milenyum’a genel olarak hitap eden açık ve rahat tonun aksine, Z Kuşağı iletişimini doğru kanal için doğru tonla daha yakından yönetebiliyor. Çevrimiçi iletişimde oldukça iyi olan ve duygularını sınırlı karakterler ve emojilerle ifade etmeyi başaran bu nesil için, iletişimde doğru kanalı bulmak kadar gizli anlamları yakalamak da önemli.


Z kuşağı, şımarık çocuklara tepeden bakıyor ve geleceklerinin bir tabakta sunulmasına inanmıyor. Hem iş hayatı hem de tüketici olarak başarılarını kendilerinin hak ettiğini hissetmek istiyorlar. Sadece çevre dostu alışveriş yapmak dünyayı kurtarmayacak ve bunu biliyorlar ama bu yolda bir adım olabileceği düşüncesine de sahipler. Kısaca kendilerine yarım edebilmeleri için yardım istiyorlar.


Z Kuşağı, aslında bir liderlik rolü üstlenen yetkin ve yetenekli bir liderlik anlayışı arar. “Neyi tercih edersin?” diye sormak yerine, “Bu benim vizyonum, katılıyor musun?” demek daha mantıklı bir strateji olabilir. Açık bir teklif, genellikle yönlendirilmemiş sorulardan daha çekicidir ve özellikle bir vizyonu eyleme dönüştürebilmek, kafası karışmış ve umutsuz genç nesil için altından daha değerlidir.


Referans:

Rikard Molander. “The hopeless (?) generation takes the stage”. https://www.kairosfuture.com/publications/news/the-hopeless-generation-takes-the-stage/ (05.09.2018).





Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

İnternet sitemizde kullanılan çerezlerle ilgili bilgi almak ve tercihlerinizi yönetmek için Çerez Politikası, daha fazla bilgi için Aydınlatma Metni sayfalarını ziyaret edebilirsiniz. Sitemizi kullanarak çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz.