Sağlığımız için “evde kal”ıyoruz. Salgının ilerlemesini engellemek için bireysel tüm tedbirlerimizi almaya özen gösteriyoruz ancak bir nokta var ki zaman zaman iş bizim kontrolümüzden çıkabiliyor. O kontrolsüzlüğün adı da “yemek yeme arzusu”. Evde kaldıkça, strese girdikçe elimiz daha fazla buzdolabına doğru gitmeye başladı. Peki yemek yeme ve duygularımız arasında nasıl bir ilişki var? Konu hakkında merak ettiklerimizi Amerikan Hastanesi'nden Uzman Psikolog EMDR Terapisti Banu Şahin'e sorduk.


Koronavirüs'ten korunabilmek için evlere kapandık ancak insanların büyük çoğunluğu daha fazla yemek yeme eğiliminde. Bu noktada duygusal yoğunluklarımız ve yemek yeme ilişkisi nasıl yorumlanır?

Koronavirüs salgını nedeniyle oldukça stresli bir dönem geçiriyoruz. Bilinmezlik ve sağlıkla ilgili kaygılar başta olmak üzere zorlu duygular yaşıyoruz. Korunmak ve sevdiklerimizi korumak için evde kalıyoruz. Ev şimdilik güvende hissettirse de dışarıdaki tehlike devam ediyor. Bu nedenle bedenimiz sürekli stres hormonu salgılıyor. Birçok kişinin bu stresle baş edebilmesini sağlayan, kıtlık endişesinde olduğu gibi yemek yemek. Bu nedenle de evde kalınan bu süreçte yeme miktarlarında artışın görülmesi, normalde sıklıkla tüketilmeyen çeşitlilikte yemek anlaşılır bir durum. Bu dönemde yeme atakları artabilir, “evde ve güvendeyim” hissini doğrulamak için kurabiyeler, kekler, börekler yapıp yenebilir. Öfkelilik halini yatıştırmak için ise ses çıkaran yiyecekler, kuruyemişler, cipsler, abur cuburlar tüketilebilir.


Aç değilken stresten veya duygusal herhangi bir yoğunluktan dolayı yemek yiyerek aslında hangi duygumuzu bastırıyoruz?

Bu dönemde yoğun olarak hissedilen duygular kaygı ve korkudur. Hastalık kapma korkusu, sevdiklerinden yoksun kalma korkusu, özgürlüğün kısıtlanması, her şeyden sağ salim çıkılsa bile ardından gelecek ekonomik zorluklarla ilgili korkular... Korku devreye girdiğinde vücutta stres hormonu olan kortizol salgılanmaya başlar ve beyin “savaş ya da kaç” emri verir. Vücut bu hormonu yatıştırmak için çeşitli yollar arar. Bu durumda yemek yemek yatıştırıcı, sakinleştirici, dikkat dağıtıcı etkileri nedeniyle stresle baş etmek için bir yol olarak tercih edilir.


Yaşadığımız bu “duygusal açlık” ile nasıl mücadele etmeliyiz?

Duygusal açlık ile fiziksel açlığı ayırt edebilmek için değişen yemek düzeni izlenebilir. Eğer kişi eski yeme düzeninden farklı olarak aniden ortaya çıkan açlıklar yaşıyorsa, daha çok karbonhidrat ve basit şeker içeren tatlılar, hamur işleri, abur cuburlar gibi yiyeceklere yöneliyorsa, yediği miktar kendisini rahatsız ediyorsa duygusal açlıktan söz edilebilir. Bununla baş edebilmek için yeme dürtüsü geldiğinde hangi duygunun yeme dürtüsünü arttırdığını izlemeye çalışmak önemlidir. Bunlar kaygı, korku, boşluk, yalnızlık gibi duygular olabilir. Bununla birlikte vücuttaki duyumların neler olduğu izlenebilir. Duygulardaki değişiklikleri ve bedendeki duyumları tanımaya başladıkça gerçek ihtiyaçları karşılamak için alternatifler üretmek daha kolay bir hal alır. Örneğin yalnızlık hissi geldiğinde sevdikleriyle konuşmak, kaygı arttığında bedeni sakinleştirmek için nefes egzersizleri yapmak gibi. Yedikten sonra suçluluk duygusu gelirse bunun sadece bir durum olduğunu hatırlatıp kendine karşı şefkatli davranmak önemlidir.


Koronavirüs sürecinde farkındalık yaratabilmek adına psikolojik olarak güçlü olabilmek için nelere dikkat etmeliyiz?

Evde kalınan bu dönem içinde ruhsal dayanıklılığı artırabilmek için öncelikle negatif bilgi akışını aza indirmek, güvenilir kaynaklardan günde en fazla bir iki kez bilgi almak yeterlidir. Zaman zaman umutsuz, çaresiz, kaygılı hissedebileceğimizi kabul etmek ve duygulara yer açmak önemlidir. Duygularımızı bize iyi geleceğini düşündüğümüz kişilerle paylaşmak ve birbirimize umut aşılamak önemlidir. Ayrıca negatif düşünceler ve senaryolar arttığında beden taraması yaparak zihni âna getirmek iyi bir başa çıkma mekanizması olabilir. Evde yapılacak egzersizler, günlük yemek yapma, çalışma planı, ev işleri gibi rutinlerin gün içinde yapılması önemlidir. Sevdiklerimizle görüntülü de olsa temasa devam etmek ve daha iyi bir dünyayı hayal ederek umudu beslemek iyi hissettirir.



Facebook Yorumları

YORUMLAR

Yorum kurallarını okumak için tıklayınız!

Sizlere daha iyi bir hizmet sunabilmek için sitemizde çerezlerden faydalanıyoruz. Sitemizi kullanmaya devam ederek çerezleri kullanmamıza izin vermiş oluyorsunuz.

Detaylı bilgi almak için 'Çerez Politikasını' ve 'Gizlilik Politikasını' inceleyebilirsiniz.