Yeşim Hanım merhaba, bu aralar biraz kadın dayanışmasına ihtiyacım var. Hayatın beni yorduğu ve anlamadığı bir dönemdeyim birkaç yıldır. 34 yaşındayım, 6 yıllık evliyim, 4 yaşında da bir oğlum var. Eşimle ikimiz de çalışıyoruz ama eve geldiğimizde bütün iş yine benim üzerimde kalıyor. Oğlumun yemeği, banyosu, uyuması, evin işleri derken akşam nasıl oluyor anlamıyorum. Eşim ise işten geldiğinde yorgun olduğunu söyleyip telefonuyla ilgileniyor ya da uzanıp dinleniyor. Ben de çalışıyorum ve ben de yoruluyorum. Bazen oğlum gece boyunca uyumuyor, sabaha kadar onunla ben ilgileniyorum. Bir kere yine oğlum gece uyumadı ertesi gün eşimden biraz destek istedim. Bana herkesin annelik ve babalık görevlerinin farklı olduğunu, anneliği bu kadar büyütmemem gerektiğini söyledi. İnanın o an ne diyeceğimi bilemedim. Sanki çocuk sadece benimmiş gibi davranması zoruma gidiyor. Artık eşimle doğru düzgün sohbet de edemiyoruz. Bir şey anlatmaya çalışsam ya yorgun olduğunu söylüyor ya da elindeki telefonla ilgilenmeye devam ediyor. Bazen sırf tartışma çıkmasın diye susuyorum. Ondan büyük şeyler beklemiyorum zaten. Bir akşam oğluyla ilgilensin, ben rahatça duşumu alayım, biraz oturayım istiyorum. Bunu bile istemek zorunda kalmak beni yoruyor. Eşime karşı eskisi gibi yakın hissedemediğimi fark ediyorum. Sonra da kendi kendime kızıyorum, sonuçta kötü biri değil, çalışıyor, evinin geçimini sağlıyor diye düşünüyorum. Ama ben de bu evin içinde sadece yemek yapan, çocuğa bakan biri olmak istemiyorum. Benim de eşe ihtiyacım var. Bazen düşünüyorum acaba bütün bu yorgunluk yüzünden mi birbirimizden uzaklaşıyoruz? Eşimle aramızı düzeltmek istiyorum ama her şeyi ben anlatayım, ben söyleyeyim, ben uğraşayım da istemiyorum. İnsan eşinden biraz anlayış görmek için bu kadar yorulmalı mı Yeşim Hanım? Ne yapacağımı bilemiyorum.
Yeşim Tijen’in cevabı:
Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba sevgili okurum. “Sevgili kendim, ben seni sokakta bulmadım” demelisiniz siz. Dememişsiniz. Kim bilir ne emekler verdiniz kendinize. Eşiniz sizi sokakta bulmuş gibi rahat bakın. Oysa doğru bir insanla daha da büyürdünüz. Bu sözüm kulağa hoş gelmese de sizin gerçeğiniz. Ama umutsuz olmayın. İnsanlar bukalemun gibidirler; değişmesi gerekiyorsa değişecektir. Sizin bunca emeğinize, çabanıza eşiniz çok vurdumduymaz. Ben erkeğim, bunlar senin görevin, diyor. Maalesef bu ego ve düşünce yapısıyla, yazdıklarınızdan okunan, her konuda eksik bırakılmışsınız. Merak etmeyin, insan kendisi için daha iyisini istemeye karar verdiği zaman onun için her şey kolaylaşmaya başlayacaktır. Bu kolaylık birden olmaz muhakkak. Farkında olup adım atmak, yol almanın önünü açar. Bu da çok önemlidir. İnsan önce karşısındakine, kendisine davranılmasını istediği gibi davranır; sonra ise hak ettikleri gibi. Siz hep iyilikle eşinizle yol almak istemişsiniz. Şimdi ikinci safhaya gelmiş gibisiniz. Laftan anlamayanın sonu kötekmiş ya, biz de buna burada tavır diyelim. Evlilik her konuda ortaklık demektir. Kendinizi, imkânlarınızı, zorlukları, hayatınızda karşınıza çıkan çokça şeyi birbirinize destek olarak yaşarsınız. Eşinizde bu destek olmak, paylaşmak, sevmek, değer vermek kısmı yok gibi. Yoklar ne kadar çok olursa karşınızdaki kişiyi de sizi de yok edecektir. Bunun kaçışı yok; er ya da geç ama bir gün mutlaka olacaktır.
Eşinizle, kendisinin eksiklikleriyle ilgili durumları konuşmasını defaten yapmış, mücadelesini vermişsinizdir. Bir kez daha konuşmanız hiçbir şeyi değiştirmez. Bu bir zihniyet meselesidir. Sizlik bir olay değildir. Bu konuda öfkelenmek, kızmak sizi daha çok yıpratacak, üzerinizdeki olumsuzluğu artıracaktır. Size tavsiyem, sizi yok sayan eşinizi siz de yok sayın. Size ne kadar değer veriyorsa siz de aynısını ona verin. Sizdeki mesafeyi, değişikliği fark edip sorgularsa ne âlâ, belki bir şeyler değişir. Yoksa eşinizin sizi arada sırada hatırlamasıyla zaten mutlu olamazsınız. Ha var ha yok, böyle bir eş sizin kalbinizde zaten yok olacaktır.
Siz bir nevi sadece çalışıp evine para getirmekten başka sorumluluğu üzerine almayan bir eşle yalnız başınıza evlisiniz. Neden eşinizle ilgili ona bakışınızı, vücut dilinizi ve sözlerinizi eşinize yansıtmayı denemiyorsunuz? Sevginizi bir kenara tıkın, biraz rol yapın. Sizi farklı hâllerinizle gördükçe mecburen düşünmek zorunda kalacaktır. Korku dağları deler derler ya, ciddi ciddi mesafeli davranın. Niyeti bozmuş, ayrılmayı düşünen bir kadın olun bir süre. Belki biraz silkelenip eş ve baba olduğunu eşiniz hatırlar. Bazen ağaçları silkelemek gerekebilir. Biraz serde odunluk var, biliyorsunuz.
Yazımın sonunda sizin için güzellikler diliyorum. Eşiniz sizi kaybetmek istemiyorsa bakmayın efelenmelerine, zihinsel kodlanmalarına; emin olun, kabuk değiştirecektir.
Sevgiler sevgili okurlarıma...
Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.
İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com