HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Merhaba Yeşim Hanım, 26 yaşındayım. 28 yaşında, daha önce evlenmiş 3 yaşında kızı olan biriyle 6 ay süren bir birlikteliğim oldu (eşini, kızları 10 aylıkken trafik kazasında kaybetmiş). Tanışmamız ve ilişkimizin başlaması onun ısrarlarıyla oldu, ısrar diyorum çünkü bazı konularda fikir ayrılığı yaşayacağımızı düşündüğüm için onu çok fazla reddettim ama zamanla duygularıma engel olamadım ve 3 ayın sonunda ilişkimiz başladı. Kızının olmasını problem etmedim kıza babaannesi bakıyordu hatta birbirlerine haliyle çok bağlılardı ama bizimle kalmasını ben çok istiyordum ondan yana hiçbir sorun yoktu. Aramızda sorun olabilecek tek şey benim mesleğimdi, ben sayıştay sınavına hazırlanıyordum ve işe başlamadan evlenmek istemediğimi söyledim. Ona bunun sorun olup olmayacağını sordum o da “Asla sorun olmaz eşimin başarısı benim başarımdır aksine gurur duyarım, yanında olurum. En büyük destekçin ben olurum” dedi. İlişkimiz başlayalı daha 1 ay olmuşken bana çok fazla cinsel içerikli mesajlar, fotoğraflar vs atmaya başladı. Bir süre iletişimi kestim ama bir şekilde yine iyi biri olduğuna ikna oldum çünkü 3 yaşında kızı olan birinin bu kadar kötü olabileceğini düşünemedim. İlk buluşmada onun zorlamasıyla öpüşme yaşandı ve bana kaç defa “Otele gidelim mi?” diye sordu. Bulduğu her uygun yerde arabayı sağa çekip beni öpmeye çalışıyordu. Ben en son bir şekilde direksiyona geçtim ve arabayı evime doğru sürdüm. Evime gittikten sonra da iletişimi kestim. Bir aya yakın kendisiyle iletişim kurmadım ama sonra yine çok pişman olmuş bir şekilde geri döndü. Bunları anlatırken kendime çok kızıyorum ama o zamanlar ona duyduğum sevgi her şeyin önüne geçiyordu. Bir süre konuştuktan sonra tekrar görüşmeye karar verdik, ikinci buluşmamızda her şey daha iyi gibiydi ama üçüncü buluşmamızda beni sevişmeye ikna etmeye çalıştı “Ben seni eşim olarak görüyorum sen de beni seviyor ve bana güveniyorsun, birbirimizin ihtiyaçlarını karşılamalıyız sonuçta sevgiliyiz” diyordu ben her defasında reddettim. Son buluşmamızda her şey çok güzel ve yolunda gidiyordu ama beni cinsel birlikteliğe zorladı, kaç defa üstümü çıkarmaya çalıştı, elimi zorla kendi cinsel organına götürüyordu aramızda büyük bir tartışma yaşandı çünkü cinselliği reddetmem hoşuna gitmiyordu. O günün sonunda tartışmalı ayrıldık. Bana o gün, “Böyle olmaz sen çalışacağım diyorsun sen çalışırsan benim kızıma kim bakacak onu kime emanet edeceğim?” dedi. Ayrıca “Çalışmana gerek yok karı koca çalışan insanlar ihtiyacı olduğu için çalışıyor, bizim öyle bir ihtiyacımız yok (kendisi maddi açıdan çok rahat bir insandı, müteahhit) hem sen çalışırsan ben seni kıskanırım” dedi. “Ben zaten dışarıda yapılması gereken her işi yapıyorum fazlasıyla yaparım da ama senin de evde olman lazım, ben eve gelince eşim beni karşılasın isterim evde sıcak bir yemeğim olsun isterim” dedi. O an donakaldım karşımda sanki bambaşka biri vardı kendimi çok değersiz hissettim, ben kızını emanet gibi değil kendi kızım gibi görüyordum onunla ilgili henüz daha çok yeni tanışmamıza rağmen çok güzel hayallerim vardı, ona örnek bir anne olmayı hayal ediyordum ama babası beni emanetçi olarak gördüğünü söyleyince yıkıldım. Tüm bunların yanında benim yıllarca eğitimime, kendimi geliştirmek için harcadığım emeğe saygısızlık etmesi kendimi çok değersiz hissetmeme sebep oldu. O günden sonra kendisinden seviyor olmama rağmen canım çok yanmasına rağmen ayrıldım. Daha sonra konuşmak için çok çabaladı hatta bir defa dayanamadım konuştuk ama yine aynı şeyleri istiyordu ben de kararlılığımı devam ettirdim. Ayrıldıktan 20 gün sonra başkasıyla nişanlandı hem de nişan yapılmadan önce yine bana "tekrar deneyelim" diye yalvaran mesajlar atmıştı. Nişanını öğrenince kendimi çok değersiz hissettim. Ayrıca nişanlandığı kız henüz 19 yaşındaydı, kıza ve çevresine benim için “benim kızımı istemedi diye ayrıldık” diyip bana iftira da atmış ona ayrı üzülüp şaşırdım. Kız da bizim daha 20 gün önce bile beraber olduğumuzu bilmesine rağmen onunla devam etti. 6 Ay içinde evlendiler hatta çok da kalabalık büyük bir düğün yapıldı sanki kızı yıllardır tanıyor ve öyle evlenmiş gibilerdi. Ama ben hala bana yaşatılan hayal kırıklığını ihaneti ve saygısızlığı atlatamadım. Yaşadıklarımı kimseye anlatamıyorum, duyan herkes “20 gün de olsa sonuçta ayrıydınız” diyor ama ben duruma öyle bakamıyorum. Adam şu an sokağımın başında 7 aylık bir iş kurmuş, evimden her çıktığımda kendisini görmek zorunda kalıyorum. Bunu benim için yapmadığımdan eminim ama yine de benim için dayanılması oldukça zor bir tesadüf. Her şeyi olabildiğince kısa yazmaya çalıştım, aylardır atlatmaya çalıştığım ama beceremediğim bir durumu birine anlatmaya çok ihtiyacım vardı. Şimdiden teşekkür ederim.

Yeşim Tijen’in cevabı:

Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba sevgili okurum;

“Ssenin gibiler kaldı mı?” dedi;

Evet benim gibiler kaldı.

Yalnız kaldı,

Yarım kaldı,

Yaralı kaldı,

Yarı yolda kaldı,

En çok da hevesi kursağında kaldı. Ben de size sizin gibiler kaldı mı? Diyeceğim. Kendini taşıyan saf ama değerlerine de bağlı genç kızlar gerçekten kaldı mı? Yalnız biraz da aklınız o gençte kalmış… Hiç kalmasın. Aklını cinsel dürtülerinin eline bırakmış, her hareketiyle “Ben bir sapığım” diyen bir adamdan kurtulduğunuzun hala farkında olmadığınızı okuduğumda inanın sizin adınıza üzüldüm. Normal bir erkek asla böyle davranmaz; iğrenç ötesi bir durumun içindeymişsiniz… Hala gözleriniz açılmamış ki bu adamın başkasıyla evlenmiş olmasına üzülebiliyorsunuz. Ucuz kurtulmuşsunuz ya bu adamla evlenseydiniz... Bakın bu çağın insanı için İlhan İrem seneler önce ne demiş? “İçinde utanmak kelimesi olmayan yeni bir lisan yarattılar. Oysa biz Denizlerin deniz, yağmurların yağmur, aşkların aşk, insanların insan olduğu masumiyet çağından geliyoruz”… İlhan İrem’e katılmamak ne mümkün? Ne kadını utanıyor ne erkeği utanıyor… Geriye kalan da sessiz kalarak kabulleniyor. Keşke utanmak, ayıp bu duygular bu derece kaybolmasaydı ama yok kaybolmuş bulamıyoruz. Sorunuza gelirsem… Yaşamış olduklarınız çok çirkin, insanı basitleştiren, karşısındakini değersizleştiren hareketler... Hiçbir kadın bu tarz davranışları “beni seviyor, arzuluyor” diyerek normal kabul etmemeli. Aslında bu tarz hareketler saf olmayana uyarı olur. Karşınızdaki kişinin karakterini, sizi nasıl biri olarak gördüğünü anlatan davranışlardır ama kadın kısmı ya gösterilen abartılı ilgiden başı dönerek karşısındakine güvenir ya “ben onunla ilişkiye girersem bana daha çok bağlanır evleniriz” diye düşünerek yanlış önyargılarla bu tarz sapık insanları tıpkı sizin gibi zihninde normalleştirir. Siz daha size ilk cinsel içerikli fotoğraf gönderdiğinde bu ilişkiyi bitirmeliydiniz. Sizi kandırmasına izin vermemeliydiniz. Niyetini ortaya dökmüş… İlişkiniz süresince sizi sekse ikna etmeye çalışmış en sonunda da gerçek yüzünü ortaya çıkarmış. Diyorum ya kişi kendini mutlaka ele verir yeter ki mantıklı düşünmeyi elden bırakmayın sevgili okurlar… Duygularınızın, insani arzularınızın esiri olmadan iradenize sahip olarak kişiye bakmayı bilin. Size bedeniniz için değil kalbiniz için, ruhunuzun, karakterinizin güzelliği için değer veren biri varsa onun kıymetini bilin… Ötesi sizden faydalanma peşindedir. Evlendiği kıza gelirsem… Sizden ayrıldıktan 20 gün sonra biriyle nişanlanıp hemen evlenebilen birinin mutlaka bu kızcağız yedeğindedir. “Müteahhitle evlendim” diye de nasılda mutludur... Hayatını cinsel duygularına gem vuramayan birine teslim ettiğinin farkında değildir ama eminim en yakın zamanda öğrenecektir. Siz böylesi bir adamı kaybettiniz bu adamdan ne koca ne baba ne arkadaş olur. İradesi yok sakın üzülmeyin sevinin çünkü Allah’ın sevdiği kuluymuşsunuz. Çok hüsran yaşayacaktınız bunları görün lütfen… Kaybettiğiniz hiçbir şey yok; kendiniz varsınız. Ezcümle… Bedenine aşık olanlar bedenini eskitmekten başka işe yaramayacaklar. Kalbine ruhuna aşık biri olursa onu kaybetme…

Sevgiler sevgili okurlarıma...

Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.

İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com

Paylaş:
brush-purple Yorumlar