Merhaba Yeşim Hanım, sizi uzun zamandır takip ediyorum. Hep başkalarının sorunlarını okurken neden kendim de yazmıyorum diye düşündüm ve mailimi açtım hemen. 3 senedir bir ilişkim var. Sevgilimle tanıştığımızda benim hayatım biraz karışıktı. İşim yoktu, ailemle de bazı sıkıntılar yaşıyordum. O zamanlar gerçekten çok yanımda oldu. Maddi manevi destek verdi, iş bulmam için uğraştı, zor zamanlarımda sürekli yanımdaydı. Bunları hiç unutmuyorum. Sonra ben toparlandım. Şimdi işim var, hayatım düzene girdi. İlişkimiz de devam ediyor ama son zamanlarda sanki ona karşı bir borcum varmış gibi hissediyorum. Bir şey yapmak istemediğimde bile sırf o benim için zamanında çok şey yaptı diye tamam diyorum. Geçen sene arkadaşlarımla iki günlük bir tatile gitmek istedim. Sevgilim de biraz bozuldu. Aslında gitmeme karşı çıkmadı ama suratından belli oldu. Ben de sonunda gitmedim. Sonra düşününce kendime kızdım. Zamanında bana yaptıklarından dolayı kendimi mecbur mu hissettim, anlayamadım. Bazen de tartıştığımızda içimden bir ses sen bu adama “nankörlük yapıyorsun” diyor. Çünkü geçmişte bana gerçekten çok sahip çıktı. O yüzden kızgınken bile kendimi suçlu hissediyorum. O hiçbir zaman bana senin için bunları yaptım, sen de bana borçlusun gibi bir şey söylemedi. Belki bütün bu borçluluk hissi benim kafamda. Ama böyle devam ederse ilişkimizde sevgiden çok minnet duygusuyla hareket etmekten korkuyorum. Ben onunla birlikteysem gerçekten istediğim için olmak istiyorum.
Yeşim Tijen’in cevabı:
Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba sevgili okurum; “Ölümdür tek başına yaşanan; aşk iki kişiliktir” demişler… Öyle ya iki kişiyseniz ekmeğinizi de derdinizi de ikiye böler dertlerinizi azaltırsınız, mutluluklarınızı da birlikte attığınız kahkahalarla çoğaltırsınız… İki kişi olmak kuvvetli olmak demektir. Yaşadığınız bence sevgilinizin sevgisinin sesleri… Herkes böyle sesli sevmez bazıları da sessiz yani manen destek olarak sevgilisini destekler. Tabii bu biraz da imkan ve gönül meselesi… Evet, sevgili okurum; şanslısınız, adam sizi gerçekten çok sevmiş ki yaşadıklarınıza seyirci kalmamış, elinizden tutmuş, sizi ayağa kaldırmış. İçinizde minnet duygusuyla ne yapacağınızı bilmiyorsunuz… Sizi anlıyor olsam da birlikte bir gelecek kurmak minnet duygusundan çıkmaz. Minnet duygusu evlenmeye yetebilir ama o evliliği sürdürmeye yetmez. Minnet sizde olduğu gibi kişinin sesini kısar; bugün o isteğine “tamam” yarın başka bir istediğine “tamam sen nasıl istiyorsan öyle olsun” dedikçe mutsuz ama evli bir kadın olacağınızı öngörebilmelisiniz.
Aslında her şey basit, ilişki böyle bir şey… Hem maddi hem manevi olarak birbirinize destek olmanız bunlar olması gerekenler… Evliliğe gidilen yolda acıları sevinçleri beraber yaşamayacaksanız, sıkıntıları beraber aşmayacaksanız neden bir ilişki yaşayasınız? Dün o size destek olmuştur yarın siz ona destek olabilirsiniz hayat müşterek. Bu yüzden bunları kafanıza takmadan kendiniz olarak ilişkinizin keyfini çıkarmaya bakmalısınız yoksa bu ilişki içinde yorulan siz olursunuz. Yine sayın sevin ama kendiniz olarak sevin, borçlu birinin duygularıyla sevmeyin. Kafanızda bu ilişkiyle ilgili soru işaretleri varsa bir ilişkiyi en iyi onu yaşayanlar bilir. Sevgilinizi ve davranışlarını da en iyi analiz edecek olan sizsiniz. Zihninizi boşaltmalı, minnet duygularınızı katmadan sevgilinizi düşünmeli ona göre ileriye yönelik karar vermelisiniz. Sevgilinizle evlenecekseniz bu minnet duygusundan değil gerçekten onu sevdiğinizden onunla olmaktan, konuşmaktan hayatınızdaki varlığından mutlu olduğunuz için olmalı… Aksi durumda ilerde pişman olabilirsiniz bunun için de ilişkinizi kendinize dürüst olarak analiz etmelisiniz. Aklınız ve kalbinizin ortak kararı olmalı. Hakkınızda hayırlısı olması dileğimle…
Sevgiler sevgili okurlarıma…
Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.
İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com