HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Yeşim Hanım merhaba, yaklaşık on yıldır evliyim, iki çocuğum var. Eşimle büyük bir sorunumuz yoktu. Geçen baharda çocukların okulundan bir veliyle daha sık görüşmeye başladım. Kendisi çocuğumun en yakın arkadaşının babası. Anne-baba ayrı olduğundan çocuk babayla kalmış ve her şeyiyle- iş durumu müsait olduğunda- babası ilgileniyor. Çocuklarımızın arası çok iyi ve hem okulda hem etkinliklerde birlikteler. Bu durum bizim de veliler olarak birbirimize daha çok bir şeyler sorup paylaşmamıza sebep oldu. Başta tamamen gündelikti; ödevler, okul saatleri, çocuklardan konuşuyorduk. Zamanla mesajlar uzadı, konular değişti. Gün içinde başıma gelen küçük şeyleri ilk ona anlatır oldum. Bir süre sonra fark ettim ki onunla konuşmadığım günler eksik geçiyor. Eşim yanımdayken bile aklıma onunla yazışmalar gelmeye başladı. Fiziksel bir şey yaşanmadı. Ama bir akşam çocuklar uyuduktan sonra attığı bir mesajda kendimi durduramadım ve sınırı aştığımı hissettim. O an telefonu kapattım, bir daha da yazmadım. İçimde tuhaf bir ağırlık var. Eşime bir şey söylemedim, karşı tarafa da kapıyı kapattım. Ama bu yaşananı yok sayamıyorum. Bu bir aldatma mıydı, yoksa bir boşluk anı mı? İnsan böyle bir şey yaşadığında evliliğinde neyin eksik olduğunu mu görmüş olur acaba, yoksa herkesin başına gelebilecek bir zayıflık mıdır? Cevabını kendime veremiyorum. Ve bu cevabı veremedikçe korkum artıyor. Yönlendirmenize ve fikirlerinize çok ihtiyacım var. Doğru yolu bulabilmem için size sığınıyorum.

Yeşim Tijen’in cevabı:

Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba sevgili okurum; insanın ne kadar çok arkadaşı varsa o kadar yalnızdır. Hayatındaki eksiklikleri, boşluklarını arkadaşlarıyla doldurmaya, kendini iyi hissetmeye çalışmaktadır. Kadın erkek ilişkisi ise pek inanmadığım bir arkadaşlıktır çünkü fırsatını bulduğunda her zaman değilse bile çoğu zaman biri ya da diğeri dostluk adı altındaki ilişkiyi başka yöne çevirebilmektedir. O yüzden bu tarz arkadaşlıklar yaşanıyorsa hiç gevşememek, sınırı korumak gerekir. Bu yazdıklarım birçok gence şimdiki çağa aykırı gelse de bizim toplumumuzun karakteri böyle bir arkadaşlığa müsait değildir. “Evli bir kadının erkek arkadaşı olur mu?” derseniz… Ona hele hiç olmamalı diyeceğim. Bakın siz arkadaş, dostluk ilişkisinden nereye gelmişsiniz… Allahtan hemen kendinize, gerçeğinize dönerek bu ilişkiyi kesmişsiniz. “Bu yaşadığım aldatmak mı?” demişsiniz. Belki aldatmak diye adlandırmayız ama bir meyil olduğunu da yok sayamayız. Siz şimdi kendi kendinize sorular sorarak “Bu duruma neden müsaade verdim?” diyerek kendinizi sorguluyorsunuz. Sorgulamalısınız da… Çözüm o sorgulamalarınızda… Çünkü bir şeylerin farkına varmışsınız. Evliliğinizde hiçbir sorun yokken bu arkadaşlığa kapıyı neden açtığınız en büyük soru… Büyük ihtimal konuşabilme, duyulma, ilgi görme ihtiyacı… Bunlar sizi bu beyle daha fazla konuşarak sınırlarınızı aşma noktasına getirmiş olmalı. Yoksa bu arkadaşlığınızın sınırlarını sürekli konuşacak kadar aşmazdınız. Hissettiğiniz ihtiyaçların tetiklemesiyle bu duruma müsaade etmiş olmalısınız. Buna rağmen kendinize gelmiş olmanız iyi bir şey, bu durumu devam ettirebilirdiniz demek ki sizi sizde tutan bir takım değer yargılarınız var. “İnsan eşini severken böyle bir şeye ihtiyaç duyar mı?” bu da güzel bir soru. Bu konu benim aklıma erkeklerin eşlerini aldatmasını getiriyor; kadınların aldatılmasında muhteşem aldatma performansları göstererek kadınlara örnek olan erkekler de eşlerini sevmediklerinden değil eksiklik hissettiklerini tamamlamak arzusundan aldattıklarını ifade etmiyorlar mı? Farklı bir şey değildir diye düşünmek istesem de bu sorularınızın cevabı evliliğinizde ve sizde. “Bu bir zayıflık mıdır?” demişsiniz Biraz öyle, zayıflıktır ama tek sorumlusu siz değilsinizdir. Bu yaşadıklarınız bize neyi anlatıyor? Zamanımızda kimsenin fazla gevşek davranmaması, eşine ilgisini eksik etmemesini, onu dinlemesini, görmesini, nasılsa karım ya da kocam diyerek gevşediğinizde olacaklara nasıl kapıyı aralamış olduğunuzu göstermiş oluyor. Onun için de kendinize kızmayı bırakın diyeceğim mühim olan durmayı bilmiş olmanız, evliliğinize hala değer veriyor olmanız… Bunları da görün derim. Hala değerlerine tutunan, kendine, eşine değer veren bir kadınsınız. Bundan sonrada aynı değerlerle yolunuza devam edeceksinizdir yoksa durmazdınız. Siz son hamlenizle durmakla güçlü bir kadın olduğunuzu kendinize göstermiş olduğunuzu da fark edin isterim. Güzel günler diliyorum…

Sevgiler sevgili okurlarıma…

Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.

İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com

Paylaş:
brush-purple Yorumlar