Merhaba Yeşim Hanım, ben 39 yaşındayım, 21 senedir ev hanımıyım. Bir evladım var üniversitede okuyor. Onun hayatını bozarsam beni suçlar düşüncesi ile korkuyorum ancak ben iki senedir boşanmak istiyorum. Boşanamadım… Baba evine gitsem rahat edecek miyim emin değilim. Babam huysuz, kötü desem değil… Her şeye karışır… Kocama sinir olduğumdan sinir sahibi oldum. Onu sevmediğimi, uyuz kaptığımı iki sene evvel anladım. Yaşamaktan soğudum, yaşamak istemediğimi hissediyorum. İnanın kafam kötü düşünceyle dolu, tutunacak dal bulamıyorum.
Yeşim Tijen’in cevabı:
Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba sevgili okurum; “İnsan her hâlükârda yaptıklarından ya da yapmadıklarından pişman ölür” diye bir söz okudum. Ne fena bir söz değil mi? Pişman ölmek… Yapabilecekleri varken korkarak adım atamamak, “Keşke”lerle dolu bir hayatı yaşamak… Siz de pişman ölmek istemiyorsanız “tutunacak dalım yok” diyecek durumda değilsiniz. Önce kendinize sonra ailenize tutunacaksınız. “Yaşamak”… Bu sözcüğün kendisi ümitli zaten siz de yaşıyorsunuz, sağlıklısınız yaşınız da genç o zaman o ümit sizsiniz. Keşke bunun böyle olduğunu görebilseniz, anlayabilseniz… Hayata bu kadar ümitsizce kendinize acıyarak bakmaz; ölmeyi düşünmezdiniz çünkü yaşanacak, görülecek o kadar güzellikler var ki her sabah günün doğması, sağlıkla uyanmanız, perdeleri açıp içeriye doğan aydınlığın enerjisine kucak açmanız başlı başına en büyük ümit… İnsan bazen dert edindikleriyle yaşamın güzelliklerini göremez olabilir böyle zamanlarda kendinizi zorlayarak hayata bağlanmaya çalışacaksınız. Yaşamınızdaki ümitsizliklere değil “Bak, bak” diye kendi ümitlerinizi kendinize göstereceksiniz. Mesela oğlunuzun üniversite öğrenimi görüyor olması ümittir. Sizin hayatınızdaki sıkıntıların nedenini fark etmiş olmanız hayat yolunuza ışık tutacak ümidinizdir. İnsanın göremediği o kadar çok ümidi vardır ki saymakla bitmez… Ama bütün bunları göremeyecek kadar körse sadece kendini üzen konulara odaklanırsa o sorunların içinden çıkamaz ve sizin gibi sinir sahibi olur. Halbuki cevaplara odaklanmış olsanız sorunlarınızdan kurtulmaya başlayacaksınız.
Sizin cevabınız bu evlilikten kurtuluşunuz baba evine dönerek olacaksa baba evine dönmekten korkmayacaksınız, cesaret edeceksiniz. Uyuz kaptığınızı ifade edebilecek kadar rahatsızlık hissettiğiniz biriyle işkence yaşamayı baba evine dönmeye yeğliyorsanız sağlık durumunuzun sinir sahibi olmaktan sinir hastası olmak boyutuna ilerleyebileceğini öngörebilmelisiniz. Oğlunuzu düşünüyorsanız baba evinde de oğlunuza düzenli bir hayatı siz sunacaksınız. Bu başarılmayacak bir şey değil sadece özen isteyen bir durum. Anne olarak bu ince düşünceye sahipsinizdir diye umuyorum. Bunu da geçmişe takılı kalmayarak, geçmişin sorunlarını geçmişte bırakarak, yaşamınızdaki güzellikleri görerek yapabilir; o baba evinde huzuru bulursunuz. Sizi sinir sahibi eden, sevmediğinizi söylediğiniz eşinizle yaşamaktansa babanızın size karışacak olmasını biraz idare edeceksiniz. Yani bir seçim yapacaksınız bu seçimi yapacak cesaret sizde var. Korksanız da o cesareti ortaya çıkaracaksınız. Ya da bu hayatınızı kabullenecek, pişman öleceksiniz. Düşünsenize ölürken “keşke” dediğinizi… Ne kadar acıklı… Öyleyse haydi cesarete…
Sevgiler sevgili okurlarıma…
Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.
İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com