Merhaba Yeşim Hanım, hemen konuya girmek istiyorum ben 23 yıldır evliyim, iki çocuğum var. Eşimle çok mutlu bir evliliğimiz vardı ama ne yazık ki 3 yıl evvel aldattım. Aldattığım kişi karşı komşumuz… Orada yaklaşık 20 seneden fazla oturuyoruz, onu oraya taşındığımız günden beri gördüm tabii ki o zaman hemen aşık olmamıştım. Evlendiğimiz yılın ilk on yılını eşimden pek ilgi görmedim, biraz kendimi yalnız hissettim. Avrupa’ya gelin gelmiştim o kendi dünyasında ben kendi dünyamdaydım. Sonra iki tane oğlumuz oldu, onlarla uğraştım derken sevgisizlik biraz içime oturmuş gibi oldu. Bu komşumuzun bana bakışları, bir de kendisi yakışıklı olduğu için ilgimi çekti… Ondan hoşlanıyordum. Zaman geçtikçe onun bana bakışı benim ona bakışım bizi biraz ileriye itti ve bir gün ona Instagram‘dan sahte hesap ile arkadaşlık teklifi gönderdim. O da hemen bir şey yazdı tabii sonunda ben kim olduğumu itiraf etmek zorunda kaldım. Bir müddet sonra kocam benim onunla yazıştığımı öğrendi ve başkalarına rezil etmeden bana çok kızdı. Biz bu adamla ailece tanışıyoruz, çocuklarımız beraber büyüdüler. Aynı zamanda komşumun karısı da eşini yakaladı ve beni aradı, sövdü. O günden bugüne kadar selamımız yok. İlişkimiz çok gergin ama karşı karşıya oturuyoruz. Bu olaydan sonra eşim beni affetti ancak aradan bir yıl geçtikten sonra biz tekrar gizli yazışmaya ve flörtleşmeye başladık. Her zaman benimle buluşmak istiyordu ben de istemiyordum çünkü cesaret edemiyordum. Sonunda bir boşlukta buluşmaya karar verdim ve büyük hayal kırıklığına uğradım. Fark ettim ki onun amacı sadece cinsellikti benimki ise duygusallıktı... Kendi eşimden hiç cinsel eksikliğim yok iken ve memnun iken karşı taraftaki çimen daha yeşil gözüktü ama gerçekten tam tersi çıktı. Aradan 8-9 ay geçti eşim şüphelendi ve o kadar araştırdı, içimi deşti ki itiraf etmek zorunda kaldım. İtiraf ettiğim an yıkıldı eşim yani o kadar üzüldü o adam gitti başka bir adam geldi. Bu itiraftan beri iki yıldır çok çektim, psikoloji ve fiziksel işkence. Kavga günlerimizde benim iki oğlum kim ile babalarını aldattım öğrendiler (yaş 21 ve 20). Eşim 14 ay kendini her şekilde tuttu oğullarımızın öğrenmemeleri için maalesef kulak misafiri oldular ve kavgalar yeni bir psikolojik şiddet oluştu. Şimdi ben ağır depresyon geçiriyorum ve ağır ilaç kullanmaya başladım. Eşim yakında gidip yeni bir hayat kuracak ve arada bir gelirim sana diyor. Eşim beni ilk başta çok uyardı, affetti ve bir yıl boyunca onun bana güvencini arttırdım çünkü gerçekten o ilk zaman buluşmayı kesinlikle düşünmüyordum. Eşimi çok seviyorum aslında ama eşim diyor ki “Sana güvenim kalmadı beni sırtımda bıçakladın”. Şimdi düşünüyorum eşimin bana tekrar sevgisini ve güvenini nasıl kazanabilirim?
Yeşim Tijen’in cevabı:
Merhaba sevgili okurlar, size de merhaba sevgili okurum; kadınlar üzüldüğünde neden saçlarını keserler biliyor musunuz? Hayata yaşadıklarına karşı öfkelerini saçlarından çıkarırlar, o kestikleri saçları değildir… Yarınlara dair umutlarını, hayallerini keserler. Saçlarını keserken sıkıntılarını da o saçlarıyla beraber kendilerinden atmak isterler. Siz de saçlarınızı kestiniz mi sevgili okurum? Yaşadıklarınıza üzüldüğümü bilmenizi isterim. Yazacaklarımla yaranıza dokunacağım, üzüleceksiniz… Zaten gerçekler insanı hep acıtır. “Eşimi çok seviyordum, cinsel olarak da hiçbir eksiğim yok” dediğiniz eşinizi gerçekten seviyor olsaydınız aldatamazdınız. Saçlarınız dokunulmamaktan solsa, bedeniniz dokunulmamaktan soğusa bile eşinizi aldatamazdınız. Gerçek sevginin içinde aidiyet duygusu vardır, başka bir adama bakmazdınız. Sadece sevgiden değil, o bakışlarla kendi değerinizi düşüreceğinizi bilirdiniz. O yüzden mailinizdeki “Çok seviyordum cinsel olarak da bir eksiğim yoktu sözleriniz” bu aldatmayla örtüşemiyor diyeceğim. Sanırım sizin evliliğiniz ilk on yılınızda “eşim çok ilgisizdi” dediğiniz zaman diliminde sizde bir kopma yaratmış; beklentilerinizin karşılanmamış olması ve yabancı bir ülkede yaşıyor olmanın getirdiği sıkıntılarla eşinizle ruhen yeterince buluşamamışsınız. Sonra da bir adamın size ilgi göstermesiyle kendinizi başka bir adamla hülyalar içinde bulmuşsunuz. Oysa hiçbir evli erkek bir kadına boş yere bakıp bakıp durmaz, gülümsemez, ilgi göstermez… Altında mutlaka bir alış veriş vardır. Burada alış veriş “Yatağa kolayca nasıl atabilirim?”dir. Kadın okurlarımın şunu bilmesi lazım: Bir kısım evli erkek monotonlaşmış, bıkmış olduğu evliliğine renk katmak için kandırabildiği kadınları oyuncak olarak kullanmak niyetiyle kadınlara yaklaşıyor. Bu kadınlar sayesinde hayata daha pozitif bakarak evliliğini de canlı hale getiriyor. Karısına daha çok ilgi gösteriyor, yaşadığı diğer ilişkilerde duygusallık olmuyor tamamen cinsellik olarak görüyorlar. Beyinlerini öyle kodlayarak yaşadığı ilişkileri yaşıyorlar. Bu bir kısım evli erkek hayatlarındaki oyuncakları sayesinde kirli zihinleri, kirli bedenleri, kirli çamaşırlarıyla eşlerine gülümsüyor; başkasıyla hiçbir şey yaşamamış gibi rahatça eşlerine dokunuyor, aynı yatağa girebiliyorlar. Aklın alamadığı aldatma hikayeleri aynen böyle. Eşleri öğrendiğinde türlü yalanlarla kendilerini aklama maharetine sahip oluyorlar. Kadın da aklı çalışıyorsa eşine kök söktürebiliyor. Nadiren de olsa aldatmayla yaşanan ayrılıklarda olabiliyor ama genelde erkekler hep affedildiklerinden aldatmalara sonrasında yine kaldıkları yerden devam edebiliyorlar. Bunun altında ne var sevgili okurlar? “Nasılsa karım bir yere gidemez”, “Nasılsa kandırırım” var. O affedilmeyle kişide vidalar iyice gevşiyor. Şöyle açıklayayım aldatan önceden de aldatmıştır. İlk aldatmasıysa son olmayacaktır. Durum kısaca böyledir. Kadın kocasının söylediklerine kanmayı tercih ettiğinden, işine öylesi geldiğinden evlilikler ite kaka yürütülmeye başlanır. Dosta düşmana inat meselesi… Öyle olmasa çoğu evlilik biterdi. Kadının burada zihni bir başka kadına kocasını varsa malını mülkünü kaptırmamak. Öteki kadına yenilmemek olarak çalışıyor ama aldatılmayı öğrenmenin ardından bir daha hiçbir şey eskisi gibi olamıyor. Bundan sonrası o evlilik için içerde ve dışarda tiyatro olarak yaşanıyor.
Aldatılan erkekte durum nasıl gelişiyor? Kadından çok daha zor yaşanıyor. Erkek de sözde affedebiliyor, onun da içinde fırtınalar kopuyor tıpkı kadında olduğu gibi… Ben birçok evli erkek okuruma “Boşanın bir daha yapma ihtimali yüksek” yazdığımda bana mailden “Yapamam başına bir şey gelir” diye hala eşlerini korumak güdüsünde oldular. Sizin yaşadıklarınıza benzer bir durum yaşayan bir kadın okurum çok uzun zaman eşini aldatmanın yükünü taşıdı durdu… Eşi bilmediği halde “Eşimi nasıl aldatabildim? Hem de değmeyecek biriyle” diye pişmanlık yaşadı. Adam orda burada okurumla olan ilişkisini anlatıyormuş… Daha bir sürü hikaye var ama mutlu biten yok. O yüzden siz de bu yaşadığınız sıkıntılı günleri yaşayacaksınız. Eşiniz tabii ki bambaşka biri haline dönüşecek. Karısı tarafından başka bir erkekle aldatıldı, rezil olduğunu düşünüyordur. Onuru, gururu kırıldı, kendisini eksik hissetti. Adam size bakarken sizinle konuşurken eskisi gibi olabilir mi? En önemli duyguyu karısına olan güveni, evliliğine olan inancını kaybetti. Güven sokakta satılmıyor ki ne yapıp edip parayı bulup buluşturup alasınız… Emekle, ince ince dokunan, kişiye işlenen bir duygu. Bu yaşananlardan sonra oluşturulması çooook zor olan bir duygu. Bu duyguyu yeniden oluşturmak için ne yapacaksınız? Dışa değil ailenize yöneleceksiniz, şeffaf olacaksınız, sosyal medyadan uzaklaşacaksınız, telefonunuz açıkta olacak hep. “Kocam da kocam”, “Çocuklarım da çocuklarım” diyeceksiniz, samimiyetle af dileyeceksiniz. Siz bunları sadece kocanız için değil çocuklarınız için de yapacaksınız onlar da sizle ilgili büyük yara aldılar. Aslında şans size bir kez gülmüş, eşiniz ilk yakaladığında orda düştüğünüz durumu anlayabilmiş olsaydınız bugün bu noktaya gelmezdiniz.
Eşiniz sizi bırakıp gider mi? Bu sorunuza gelirsem… Bu sizin çabanıza bağlı olarak gelişecek bir durum. Eşiniz her şeye rağmen hala sizinle ama bu gitmeler bazen içine sindirememekle sonradan da olabiliyor. Birazda hazım meselesi… Kendi içinde hesaplaşacak ve bu iç hesaplaşmalarını yaşarken sizin eşinize karşı, ailenize karşı tutumlarınız eşinizin dengesini bulamasına yardımcı olabilir. Hiç imkansız değil ama çok da zor bir dönüşüm… Eşinizi kazanamayabilirsiniz, eşiniz için artık ikinci sınıf bir vatandaş muamelesi görmeye devam edebilirsiniz. Bunu bilin ona göre çaba gösterin. Benim sizin için merak ettiğim bu yaşananların sizdeki etkisinin pişmanlığıyla mı eşinize karşı duygularınız yoğunlaştı? Çünkü aldatmak tercihtir. Birine karşı bir şeyler hissedebileceğinizi fark ettiniz bu önemli bir husus… Onun içinde kendi iç hesaplaşmanızı, eşinizi yeterince sevip sevmediğinizi, bir ömrü beraberce geçirip geçiremeyeceğinizi sorgulamanız gerekiyor. Ne kendinizi ne eşinizi kandırmamanız için bu soru önemli. Son söz insan yaşadıklarıyla yıkılabilir, öldüm bittim artık yaşayacak gücüm kalmadı diye düşünebilir. Unutmayın sizi ayağa kaldıracak olan yine sizsiniz. Kimseden bir şey beklemeyeceksiniz. Hatalı olan sizsiniz bu da doğru düşünmek, doğru davranmakla güven kazanacak davranışlarla yeniden kendini sevip, kendinizi af etmenizle mümkün olacaktır. Önce kendiniz sonra aileniz için dimdik ayağa kalkmanızı yürekten istiyor ve diliyorum. Kalbim ve dualarım sizinle…
Sevgiler sevgili okurlarıma…
Çözemediğiniz sorunlarınızı yazın, Yeşim Tijen size önerilerde bulunsun.
İşte sorularınızı gönderebileceğiniz adres:yesimilehayatbilgisi@gmail.com