HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Bu haftaki yazım, Türkiye için çok anlamlı bir güne denk geldi. Mustafa Kemal Atatürk'ün efsanevi Kurtuluş Savaşı'nı başlatmak üzere, Bandırma Vapuru ile İstanbul'dan Samsun'a gelerek yabancı devletler tarafından paylaşılmaya başlanmış Anadolu'yu işgalden kurtarma mücadelesini fiilen başlattığı gün. Eşi benzeri görülmemiş bir liderlik altında birleşen yoksul ve yorgun bir halkın uyanmaya başlayışı... Şüphesiz, bu mücadelenin başarıya ulaşmasında Mustafa Kemal Atatürk'ün stratejik askeri ve siyasi dehasının, binlerce insanı anında harekete geçirebilecek etkileyici hitabet gücünün olduğu kadar bu coğrafyada yaşan ve ağır şartlar altında ezilen halkın kararlılığı ve sonsuz cesareti de etkilidir. Bu halkın büyük çoğunluğunun gençlerden hatta çocuk denecek yaştaki gençlerden oluşması da, bundan sonraki savaşlarda direncin devam etmesinde büyük önem taşımıştır.

O zamanki şartları düşündüğümde, böyle bir vatanda genç hatta çocuk olmak büyük ihtimalle çok zordu. Son derece travmatik bir ortamda, henüz gelişimini tamamlamamış bir sinir sisteminin maruz kaldığı baskı, tahmin edilebilir gibi değil... Bütün bu olumsuz etkenlere rağmen kaygılı genç nüfusun koca bir milleti küllerinden yeniden doğurabilecek bir gücü yaratması da inanılır gibi değil... Bu örnek aslında insan yapısının umutsuzluk ve çaresizlik pençesinde kıvranırken bile uğrunda ölmeyi göze alacağı bir anlam bulması durumunda, dağları devirecek bir güçle şarj olabilecek potansiyeli olduğunu doğruluyor.

Günümüze gelecek olursak, şimdiki genç nesile baktığımda bu potansiyeli görmekte zorlanıyorum. Geçtiğimiz 10 - 15 yıl içinde yaşanmış bazı toplumsal olaylar olmasa, genç nüfusun içinde bir yerlerde saklanan ve aynı şekilde dağları devirmeye hazır bir güç olduğuna tanık olamazdık. Çünkü bu zamanın gençleri belki çok daha ileri teknolojiyle, daha konforlu şartlarda yaşıyorlar (konfordan kastım lüks değil; sadece evlerde artık elektrik, doğalgaz, sıcak su, çamaşır makinesi, buzdolabı olması, yiyeceklerin marketten alınabilmesi, vb.) ancak ruhları çok daha yorgun ve umutsuz... İdeolojilerin ve doğayla uyum içinde yaşamın giderek önemini yitirdiği ve yeni yaşam düsturunun "daha fazla para kazanmak ve diğerlerinden daha güçlü poziyonda olmak" olarak özetlenebileceği bir çağda, gençlerin bulabildiği tek anlam bununla sınırlı kaldı. Hal böyle olunca, 1900'lerin başında bu topraklarda yaşayan, belki de bir kerpiç ev ve birkaç çiftlik hayvanından başka bir şeyi olmayan bir köy gencinin gözlerine baktığınızda görebileceğiniz potansiyeli, şimdi elinde cep telefonu olan ve ortalama konforda bir kiralık evde ailesiyle yaşayan gencin gözlerinde göremezsiniz. Çünkü artık vatanı işgal eden askeri bir güçle değil, geleceğe umutla bakabilmeye engel olan çok daha fazla parametreyle boğuşmak zorundalar. Ne yazık ki artık mücadelenin başarısı sadece kendi potansiyellerinin sonsuzluğuna, güçlü bir inanca ve kararlılığa bağlı değil. Bütün dünyadaki milyarlarca genç, bir araya gelip kararlı eylemlerle karşı koymadıkları sürece güçlerinin yetmeyeceği bir küresel bir düzenin karanlık dünyasında yaşıyor.

1938 yılında kanunlaşarak milli bayram statüsü kazanan ve 'Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı' olarak anılan bu gün, artık kutlamaktan ziyade derin düşüncelere yönlendiren nitelikte... Çok daha eski yıllarda stadyumlarda çeşitli sportif gösterilerle, coşkuyla ve izleyenleri gururlandıran bir potansiyeli ortaya çıkararak gerçekten kutlanan 19 Mayıs, artık gençlerin bütün geleceklerini tayin edecek tek bir sınav tarihinin aşağı yukarı bir ay öncesine denk geliyor. Üstelik özellikle öğretmenlik gibi idealist bir mesleği seçmen isteyen cesur gençler için, bu sınavı kazansalar bile (isteseler) bu kutsal mesleği kamu çatısı altında yapabileceklerine dair büyük belirsizlikler var. Ailelerine bağımlı olmadan kendi ayakları üzerinde durdukları bir hayat kurmak için verdikleri, verecekleri mücadele şimdi çok daha stresli ve yorucu. Belki savaş meydanında öldürmüyor ama ömür boyu süründürme ihtimali yüksek. Bu şartlar altında hala mücadele eden, Mustafa Kemal Atatürk'ün onlara gösterdiği yolda ilerlemeye çalışan ve umudunu kaybetmeyen tüm gençlerin bayramını yürekten kutluyorum...

Paylaş:
brush-purple Yorumlar