HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Bir Kadınlar Günü'nü daha geride bıraktık. Maalesef, ülkemizde bugünü hak ettiğimiz gibi kutlayarak değil de; erkeklere göre daha düşük ücretlendirilen (ki dünyanın birçok ülkesinde durum böyle), eğitim hakkı öz ailesi tarafından elinden alınan, çocuk yaşta evlendirilen, cinsel istismara, toplumsal baskıya ve aile şiddetine maruz kalan hatta en yakını tarafından hayattan koparılan kadınları/kız çocuklarını anarak geçirdik... Aklı başında ve vicdanı olan her kadın, kendisi bu durumda olmasa bile bu haberleri okuyunca yüreği yanıyor. Türkiye'deki her kadının mümkün olan en sağlıklı şartlarda yaşayabilmesi için burada her gün Kadınlar Günü olması gerekiyor...

Yaşamın bütün boyutlarında olmasa bile dünyanın birçok ülkesinde kadınların yaşam şartları giderek zorlaşıyor. Belki bugünden yüzyıllar önce yaşamı kolaylaştıran icatların hiçbiri yokken hayat daha zordu; ancak günümüzde teknik olarak birçok iş daha kısa sürede yapılabiliyor olmasına rağmen daha yorgunuz ve kafamız daha karışık. Yani yorgunluğumuz aslında fiziksel değil, ruhsal ve zihinsel...

Bu ülkede yetişkin olduğumuzda "kimseye muhtaç olmamak" için öncelikle birçok sınavda çok yüksek puanlar alıp dünya standartlarında kaliteli eğitim veren okullara kapağı atmamız gerekiyor. Ancak bu sırada ailemizin bizi finansal ve duygusal olarak destekleyecek kadar donanımlı olması çok önemli. Yoksa birçok kız çocuğu evde erkek kardeşinden beklenmeyen birçok sorumluluğu da üstlenerek annesine destek oluyor. Şanslı olanların yüksek öğrenime erişebildiği genç kızlık yaşları, hem kendisine düzenli ve nispeten yüksek gelir getirebilecek bir iş için eğitimini tamamlamaya çalışmakla hem de toplumun beklentilerine uygun olarak ömürlük partner seçimini aklının bir köşesinde tutmakla geçiyor. Yüreğinin değil aklının bir köşesi diyorum, çünkü artık "iki gönül bir olursa samanlık seyran" olmuyor. Evlenme projesini değerlendiren her genç kadın, yaşam kalitesini arttırma umuduyla ekonomik kriterleri ruhsal olgunluk yeterliliğinin önüne koyuyor.

Adil bir iş bulma sürecini tamamlayabilen kadınlar, kendilerine "kimseye muhtaç olmayacak" kadar gelir getirebilecek bir kariyer yapmak üzere yola çıkıyorlar. Ancak artık iş hayatı 50 yıl önceki gibi insani ve etik değerlerin ön planda olduğu bir ortam değil; birçok sektör çalışanlarından ne pahasına olursa olsun daha üretken, daha yaratıcı, daha hırslı ve özel hayatını ikinci planda tutan bir performans bekliyor. Bu da kadınların varsa annelik projelerini tekrar gözden geçirmelerini, belki de revize etmelerini gerektiriyor. Tercihini "kariyer de yaparım çocuk da" seçeneğinden yana kullananlar, uzun yıllar iki kat fazla koşturmak zorunda kalıyorlar. Artık sadece işveren değil, çocuklar da annelerinden her daim enerjik, yaratıcı, anlayışlı, sabırlı ve dayanıklı olmalarını bekliyor. Bu sırada, istisnalar hariç, birçok babanın işi "daha önemli" olduğundan, çocuklarla ve ev düzeniyle ilgili tüm sorumluluklar annelere kalıyor. Kariyer yapmanın maliyeti, anneler için babalardan çok daha fazla...

Bütün bunlara ek olarak, sayıları gün geçtikçe artan "bekar annelerin" durumu daha da zorlaşıyor. Belki duygusal olarak yorucu bir evliliği sonlandırmış oluyorlar ancak çocuklarla ilgili sorumluluk bu kez tamamen onlarda oluyor. Ancak yine de bu durumda olan ve tanışma fırsatı bulduğum birçok kadın, eski düzenlerini hiç aramıyor hatta bu şekilde daha az yorulduklarını söylüyorlar. Aynı şekilde bir yandan aklının bir köşesinde ömürlük partner projesi olan genç kadınlar da, bu projeden giderek soğuduklarını çünkü erkeklerin yaşamın sorumluluğunu eşit seviyede üstlenmekte isteksiz olduklarını söylüyorlar. Hal böyle iken çocuklu ya da çocuksuz ama YALNIZ yaşam, birçok kadın için ruh ve beden sağlıklarını koruyabilecekleri en iyi seçenek olarak karşılarına çıkıyor. Yalnızlık zor, ama belki de Türkiye'de kadın olmak daha zor...

Paylaş:
brush-purple Yorumlar