HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

İnsan olmanın doğasında kendi dürtülerinin peşinden gitmek olduğu sürece, sonucunu beğenmeyeceği hatta özür dilemek zorunda kalacağı şeyler yapması olası... Sonucunu beğenmediğimiz, çevreye de rahatsızlık verdiğimiz eylemlere "hata" demeyi çok tercih etmiyorum. "Hata" veya "yanlış" gibi kelimelerde bir yargı nüansı olduğu için saliseler içinde savunma mekanizmalarını etkinleştiriyor. Dolayısıyla bu eylemi gerçekleştiren kişinin kendisini objektif olarak değerlendirmesini ve gerekiyorsa özür dilemesini engelliyor. O yüzden, genelde kısaca "hata" veya "yanlış" olarak tanımlanan davranışları böyle tarif ediyorum.

Öncelikle bu tanımdan başladım çünkü "affetmek", ancak bu tür sonuçları olan bir davranış için söz konusu olabilir. Özellikle yakın hissettiğimiz biri kalbimizi kırar, hayal kırıklığına uğratır ya da öfkelendirir... Sonuçta kendimizi kötü hissetmemize neden olan bir davranışla karşılaşmışızdır ve bu kişi ile ilişkimizi derhal sonlandırmak kolay değildir. Affetmek ve özür dilemek bağlantısının en kritik etkenleri bunlardır:

1- Kötü hissettiren bir davranış

2- İlişkinin kolay kolay bitemeyecek olması...

Zaten bunlar olmasa, ortada yolda yürürken birine çarpmamız gibi bir durum vardır; fark ettiğimiz anda hemen "Kusura bakmayın, çok özür dilerim" deriz, karşı taraf da en iyi ihtimalle "Önemli değil", vs. gibisinden bir şey söyler ve birkaç saat sonra belki bu olayı hatırlamayız bile... Burada olay "affetme/affetmeme" aşamasına kadar ilerlemez.

"Affetmek ya da affetmemek... İşte bütün mesele bu!" diyebileceğimiz olaylar söz konusu olduğunda, affetme eylemini de iki aşamalı düşünebiliriz. Birinci aşama ne tarafa yakın olduğunuzu bilmediğiniz bir zamandır. Eylemin niteliğini zihninizde, sizde yarattığı duygunun yoğunluğunu yüreğinizde çevirip durursunuz. Bu süreç sonucunda söz konusu eylem kırmızı çizgilerinizi çok fazla ezip geçmediyse veya ilişkiyi de henüz bu sebepten sonlandırmaya hazır değilseniz, kendinizi "affetme" yönüne daha yakın hissedersiniz. Yeri gelmişken affetmek ne demek, onu da açıklığa kavuşturalım: Eğer affedecekseniz, bundan sonra o davranışı "hoş" göreceksiniz demektir, "nahoş" değil... "Affettim" derseniz, o davranış "olur böyle şeyler, insanlık hali, beşer şaşar" gibi bir kategoriye girer. Eğer söz konusu davranışı bu şekilde göremeyecekseniz, affetme yönüne hiç sapmamalısınız. Ancak birçok insan, henüz ilişkiyi sonlandırmak istemediğinden, genelde bu kısmı fazla düşünmeden affedebileceğini düşünür. İşte bu noktada "özür dilenmesi" çok etkili olur. Aynı şekilde, sizi üzen/kıran davranışı değerlendirme aşamasındayken gelen bir özür de affetmeye yönelmenizde çok etkilidir.

Şimdi en son aşamaya gelelim: Affetmenin kalıcı ve gerçek olabilmesi için, gelen özürün samimi ve güven verici olması gereklidir. Gerçek özür, yarattığı kırgınlık ve üzüntüden dolayı gerçekten üzülmeye ve ilişkiyi onarmak için içten gelen bir çabaya dayanır. Yani yazının başlığındaki sorunun cevabı şudur: Samimiyetine inanmadığınız bir özür, davranışın tekrarlanmayacağına dair güven duymadığınız için affetmenizi hiç de kolaylaştırmaz; kolaylaştırmamalıdır.

Ancak davranışının sorumluluğunu kabul eden ve yarattığı etkiyi sağlıklı bir şekilde algılayabilen, kendi motivasyonunu açıklayan ancak haklı çıkma amaçlı olmayan, karşısındaki kişinin kırgınlığını/üzüntüsünü gidermek için çaba göstermeye hazır bir özür, affetmek için ihtiyacınız olan son malzemedir. Bu malzeme de tamamlanmadan affetme taahhüdü verirseniz, kısa zaman sonra tekrar hayalkırıklığına uğramanız olasıdır. Doğrudur, beşer şaşar... Ancak "Ayinesi iştir kişinin, lafa bakılmaz" sözünde olduğu gibi, bilerek ya da bilmeden sebep olunan olumsuzlukları tatlıya bağlamak da içi boş bir özürle mümkün olmaz....

Paylaş:
brush-purple Yorumlar