HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Yaşadığımız coğrafyadaki veya dünyanın çeşitli yerlerindeki haberleri takip ettiğimizde, artık çoğunlukla insanlığın en karanlık yüzüyle karşı karşıya geliyoruz. Bu karanlık yüzleşmeyi dengeli bir insan psikolojisinin uzun süre taşıyabilmesi mümkün değil... Peki bu durumda ne yapabiliriz? Artık haberleri takip etmeyi bırakalım mı yoksa bu maruz kalma eylemine kendimizi teslim ederek giderek vicdan ayarlarımızın bozulmasına, bir başka deyişle "duyarsızlaştırılmaya" izin mi verelim?

Bu soruya cevap aramadan önce yukarıdaki cümlede geçen bir kavrama açıklık getirmek gerekiyor: "Maruz kalma"... Çoğu insan artık ülkesinde ve dünyada olanları dijital medya araçlarını kullanarak takip ettiğinden, sözü geçen "maruz kalma" durumu çok daha yoğun yaşanıyor. Önce bir haberin başlığını görüyorsunuz, tam olarak ne olduğunu anlamak için tıkladığınızda bir süredir "hassas içerik" diye tanımlanan bir görüntüyle karşılaşabiliyorsunuz. Sözüm ona oldukça "hassas" olan bölümler siyah yamalarla veya bulanıklaştırma gibi yöntemlerle gizleniyor ama sonuçta o görselde ne olduğu aşağı yukarı tahmin edilebiliyor. Birden zihnimize bu görselle bağlantısı olan birçok olumsuz kavram üşüşüyor ve sürece paralel bir duygu dalgası yaşıyoruz. Bu sürecin bedenimizdeki gerçekleşme hızı, yazarak anlatma süresinin kat be kat üstünde... Dolayısıyla bizim bilinçli olarak, kendi irademizle yapabileceklerimiz ancak "maruz kalma" süreci başladıktan sonra söz konusu olabilir.

Bir anda gözümün önüne düşen "hassas" görüntülerin, kalabalık bir yerde istemeden kulağımıza ulaşıp tüylerimizi diken diken eden bilgilerin bünyemizde başlattığı içten tüketim sürecini nasıl durdurabiliriz? Bunu başarabilmek için öncelikle bedenimizle, zihnimizle ve duygularımızla ilgili güçlü bir farkındalık geliştirmeliyiz. Bu ne anlama gelir? Örneğin; bedenimize zarar veren yiyecekleri tükettiğimizi ancak sağlık sorunları yaşadığımızda ya da kıyafetlerimize sığmamaya başladığımızda fark etmemeliyiz. Ya da fiziksel/ruhsal kapasitemizi aşabilecek yardımları çevremize sunup bir süre sonra tükenmiş hissettiğimizde pişmanlık ve mahçubiyet hissetmek yerine, sınırlarımızı iyi bilip daha dikkatli yardım tekliflerinde bulunmalıyız. Bu örneklerde olduğu gibi, ruhsal ve zihinsel sağlığınızı uzun vadede olumsuz etkileyebilecek her türlü bilgiyi, daha ilk anda tanımlayabilmeli ve o ortamdan uzaklaşabilmeliyiz. Dijital mecralarda önünüze açılan ekranı hemen kapatabilir veya size kendinizi kötü hissettiren bilgiyi duyduğunuzda o alandan mümkün olduğunca uzakta durmaya çalışabilirsiniz.

Bu noktada şu soru gelebilir: Kendimizi bu şekilde korumaya çalışmak da bir nevi duyarsızlaşma sayılmaz mı? Şimdi madalyonun diğer yüzünü çevirip işin vicdan kısmını ele alabiliriz. Evet, ruh ve zihin sağlığımızı bu şekilde koruyabiliriz ancak bu koruma tamamen "görmezden gelme" veya "yok sayma" davranışı değildir. Bizi derinden etkileyen olaylarla ilgili olarak, süper kahramanlar gibi doğrudan müdahale edip düzeltme veya zamanı geriye sarıp hiç olmamasını sağlama gibi doğaüstü becerilerimiz yok... Ancak bütün bu gidişat da vicdanımızı çok rahatsız ediyor ve hayatımızda belki her şey yolunda olmasına rağmen bir huzursuzluk hissi yaratıyor olabilir. Bir şeyler yapıp dünya üzerindeki tüm canlıların yaşam kalitesini daha ideal bir seviyeye taşınmasına katkıda bulunmak istiyor olabiliriz ki bu ruh sağlığımızın yerinde olduğunun bir göstergesidir. Ancak bunun yolu üzen, acı veren, kaygı ve paniğe sevk eden içerikler hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek değildir. Tıpkı çeşitli yöntemlerle sansürlenmiş bazı görsellerde ne olduğumuz anladığımız gibi, hangi konuda hassasiyet duyuyorsak o alandaki durumları iyileştirme veya önleme konusunda çalışma yapan çeşitli kurumları belirleyebiliriz. Bu kurumlarla iletişim kurarak yapabileceğimiz desteği, katkıları araştırabiliriz. Böyle bir adım atmak, bir yanda sürekli tüm dünyada gerçekleşen korkunç olaylar olduğunu bilmemizi ancak buna rağmen küçük de olsa bir katkıda bulunup bu gidişi değiştirmek için çaba gösteren insanlar olduğunu deneyimlememizi ve binlerce mumun minik alevi ile bu karanlıkta hacimli bir ışık yaratılabileceğini görmemizi sağlar. Tüm dünya için çok daha aydınlık günler diliyorum...

Paylaş:
brush-purple Yorumlar