HTHAYAT
BİRKAÇ KELİME YAZARAK SİZE YARDIMCI OLABİLİRİZ

Bu hafta birçok yazımda değindiğim bir konu olan sorumluluk duygusu taşıma ve sorumluluk üstlenebilme becerisinin çarpıtılmış biçimine, yani suçluluk duygusuna değinmek istedim.

Önce sorumluluk duygusundan başlayacak olursak; yaşam boyunca yaptığımız seçimler ve eylemlerimiz söz konusu olduğunda, bunların sorumluluğunu tümüyle üstlenebilmeyi bir ruhsal olgunluk seviyesi göstergesi olarak kabul edilebiliz. Neden bu bir olgunluktur? Çünkü kendimizi kusursuz görmek isteyen yanımıza rağmen, gerçeklerle yüzleşme cesareti gösterir ve bazı durumlarda aslında bal gibi de başka seçimler yapabileceğimizi ve başka türlü de davranabileceğimizi ve bunu yapamadığımız için belki de istemediğimiz sonuçlara maruz kaldığımızı kabul ederiz. Yani başka alternatifler de mevcut iken biz en rahat/zahmetsiz olanı seçer ve sonuçlarına katlanırız; bunun adı "yapılan seçimin sorumluluğunu üstlenmek"tir. "Şu sebepten ya da bu sebepten öyle yapmaya mecbur kaldım" gibi ifadelere sığınmamak, "o zaman böylesi benim için daha kolaydı, diğer seçeneği göze alamadım/mücadele etmek istemedim/kendime güvenemedim" gibi dürüst ve cesur ifadeler kullanmak sorumluluk üstlenmektir, olgunluktur.

Sorumluluk üstlenmek, aynı zamanda sorumluluk duygusu taşımanın bir sonucudur. Sorumluluk duygusu taşıyan insanlar, yaşamları boyunca otantik (şahsına münhasır) kişisel değerlerinin ve vicdanlarının sesinin rehberliğinde davranırlar. Gönüllü olarak üstlendikleri görevleri hakkını vererek, ellerinden gelenin en iyisini ortaya koyarak, yarım bırakmadan, özenle yerine getirirler. Takdir veya kabul görmek adına asla altından kalkamayacakları sorumlulukların altına girmeye çalışmazlar; kapasitelerinin bilincinde oldukları için sınırlarını aşacak taleplere hayır demeyi de başarabilirler. Kendilerini aşacak sorumluluklara hayır derken de kendilerini kötü hissetmezler çünkü bu taleplere evet demenin kendilerine verdikleri değere ters düşeceğini iyi bilirler.

Gelelim sorumluluk duygusunun nasıl olup da bir gün suçluluk duygusuna dönüşebildiğine... Yukarıda açıklamaya çalıştığım sağlıklı sorumluluk duygusunu geliştiremeyenler, sorumluluk üstlenme deneyimini sağlıksız bir ortamda yaşayanlardır. Çocukluğunda ve gençliğinde ebeveynleri tarafından çok fazla eleştirilen ancak hiç takdir ve kabul görmeyen, kendilerine yaşına uygun olmayan sorumluluklar (kardeşlerine bakım vermek, tüm ev işlerinden sorumlu olmak veya küçük yaşta çalışmaya zorlanmak, anne veya babanın kişisel sorunlarını çocukla paylaşması, vb.) yüklendiği için sürekli kendini yetersiz hisseden bireyler, ilerleyen yıllarda çarpık bir suçluluk duygusu geliştirebilirler. Bu kişiler, sağlıklı sorumluluk duygusunun aksine, aslında kendilerinin hiçbir etkileri olmadığı durumlarda bile bir payları olduğunu düşünmeye eğilimili olurlar. Bu eğilime sahip bireylerin daha çok narsisist kişilik özellikleri baskın kişilerle yakınlık kurmaları ve bu zararlı ilişki düzenini "güvenli/bilindik alan" kabul edip bu döngüden çıkamadıklarını görmek hiç de şaşırtıcı değildir.

Sağlıklı sorumluluk duygusuna sahip kişiler, aynı performansı karşı taraftan da beklerler. Yakınlık kurduğu kişilerle yaşamın keyifli yönlerini olduğu kadar zahmetli yönlerini de paylaşmak isterler. Kendine yakın hissettiği, değer verdiği en yakın çevresine destek ve yardımcı olmak için her zaman hazırdır ancak bunun sınırlarını da iyi bilir ve aşılmasına izin vermez. Kısacası verimli topraklarda yeşerdiyse sorumluluk duygusu insanı büyütür, geliştirir ve korur. Herkese kendisinin en iyi versiyonuna ulaşabileceği sorumlulukları keyifle üstlenebileceği ve aynı düstura sahip kişilerle yaşamını zenginleştirebileceği günler dilerim...

Paylaş:
brush-purple Yorumlar