Geçen haftaki yazımda kendi terapiye başlama deneyimimi anlatıp ardından da kısa ve çözüm odaklı terapiler ve uzun, süreç odaklı terapiler konusuna biraz girdim... Bu hafta konuya başka detaylarla devam ediyorum...
Geçen hafta yazdıklarımın haricinde biraz daha orta yoldan giden ekoller de var:
Pozitif psikoterapi, her insanın doğuştan getirdiği içsel kaynaklara ve iyileşme kapasitesine odaklanan dengeleyici bir yaklaşımdır. Terapi süreci; bedensel sağlık, başarı, sosyal ilişkiler ve gelecek idealleri arasındaki dengeyi yeniden kurmayı hedeflerken, hikayeler ve metaforlar aracılığıyla kişinin kendi içsel bilgeliğine ulaşmasını sağlar. Kısacası pozitif psikoterapi, "neyin yanlış" gittiğinden ziyade "neyin doğru" olduğuna ve bu doğrunun sorunları çözmek için nasıl bir güce dönüştürülebileceğine odaklanan, umut eksenli bir ruhsal gelişim yolculuğudur. Terapistin çözüm odaklı bir rehber olarak aktif rol alır, genellikle haftada bir görüşme ile yürütülür ve yaklaşık 20-30 seans sürebilir.
Şefkat odaklı terapi, evrimsel olarak hayatta kalma güdüsüyle sürekli tetikte olan zihnimizi yatıştırmayı ve kendimize karşı takındığımız acımasız tavrı değiştirmeyi amaçlayan bir yöntemdir. Bizi korku ve başarı hırsı arasında sıkıştıran sistemleri dengeleyerek, içimizdeki huzur ve güven duygusunu canlandırmayı hedefler. Terapistin sıcak ve aktif desteğiyle yürütülen bu süreçte; imgeleme ve nefes gibi pratik araçlar kullanılarak, kişinin zor anlarında kendine yıkıcı bir eleştirmen gibi değil, bilge bir dost gibi yaklaşması sağlanır. Kısacası ŞOT, zihnimizin karmaşası içinde kendimize güvenli bir yuva inşa etme sanatıdır.
Transaksiyonel analiz iletişim odaklı bir yöntemdir. Sosyal ilişkilerimizi ve iç dünyamızı "Ebeveyn, Yetişkin ve Çocuk" rolleri üzerinden okumamızı sağlayan etkili bir modeldir. Geçmişte yazdığımız ve bugünümüzü kısıtlayan "yaşam senaryolarını" fark ederek, daha sağlıklı ve mantıklı bir iletişim dili kurmamıza yardımcı olur. Terapistin aktif bir iş ortağı gibi çalıştığı bu süreçte hedef; kişinin kendi sorumluluğunu alarak "Ben de değerliyim, sen de değerlisin" diyebildiği yetişkin bir özgürlüğe kavuşmasıdır.
Beden odaklı terapiler
Beden odaklı terapiler, zihnimizle bedenimizin birbirinden ayrı olmadığını, yaşadığımız her stresin ve travmanın kaslarımızda ve sinir sistemimizde bir "iz" bıraktığını savunur. Bir danışan adayı olarak bu iki yöntemi şu şekilde düşünebilirsiniz:
Somatik Deneyimleme (SE): Sinir Sistemini "Boşaltmak"
Eğer kendinizi sürekli tetikte, gergin veya tam tersine uyuşmuş hissediyorsanız, SE bu durumu sinir sisteminizde hapsolmuş bir "enerji fazlalığı" olarak görür. Zihninizde anısı aklmamış olsa da geçmişte yaşanmış travmatik olay sırasında tamamlanamayan "savaş, kaç veya don" tepkisini bedenden nazikçe tahliye etmeyi amaçlar. Amacı bedeninizi tekrar "güvenli bir yuva" haline getirmektir. Süreç: Genellikle kısa veya orta sürelidir. İlk birkaç seansta bedensel farkındalık ve sakinleşme becerileri kazanılır. Travmanın derinliğine göre 10-20 seans içinde sistemde belirgin bir rahatlama hedeflenir.
Bodynamic: Kasların Hafızasını Çözmek
Bodynamic, çocukken öğrendiğimiz hayatta kalma stratejilerinin (örneğin; duygularımızı gizlemek veya çok uykulu olmak) kas yapımıza nasıl işlendiğine bakar. Hedefi: Kaslarınızdaki güç ve esneklik dengesini kurarak psikolojik sınırlarınızı güçlendirmek. Örneğin, "hayır" diyemeyen birinin kol kaslarındaki itme gücünü bedensel egzersizlerle yeniden keşfetmesini sağlar. Süreç: Kişilik yapısını ve kas hafızasını yeniden şekillendirmeyi hedeflediği için SE'ye göre biraz daha uzun ve kapsamlı bir yolculuktur. Danışanın ihtiyaçlarına göre aylar veya birkaç yıl sürebilir.
Her iki yöntemde de terapist oldukça aktiftir. Sizi sadece dinlemez; oturuşunuzdaki bir değişikliği, nefesinizin hızlanmasını veya bir kasınızın gerilmesini anlık olarak takip eder ve size geri bildirim verir. Sizi "şimdi ve burada" tutmak için egzersizler yaptırır. Genellikle haftada bir kez görüşülür.
Geçen haftadan beri bir takım yaklaşımları kısaca da olsa anlatmayı hedefledim ama eminim ki benim de bilmediğim başka türlü yaklaşımlar da vardır. Bazı uzmanlar bunların birçoğunu karıştırdıkları eklektik yöntemlerle çalışıyorlar. Başvuracağınız uzmanın eğitimlerini, kendi süreçlerini, hangi yönelimle çalıştığınız sormak hakkınız. Belki doğru uzmanı bulana kadar birkaç tanesiyle görüşmeniz gerekebilir. Bir de şu var; bilimsel çalışmalara göre ruh sağlığı uzmanı hangi yöntemi kullanıyor olursa olsun iyileştirici olanın terapist ile danışan arasındaki güveni ilişki olduğu konusunda hemfikir. Sizi can kulağıyla, yargılamadan, şefkatle dinleyen, kendinize haksızlık ettiğiniz yerde sizi savunan, zorlandığınız bir konuda bir bakış açısı katan bir uzmanla kurulacak ilişki gerçekten insanın kendini tanıması için mühim bir rehberlik görevi üstleniyor.
Peki, hangi uzmanlara başvurabiliriz?
Ruh sağlığı alanında çalışan uzmanlar kısaca 3'e ayrılıyorlar:
Psikolojik Danışman:
Üniversitelerin PDR bölümlerinden mezun, uzmanlığını almak için Yüksek Lisans yapmış olmalı aynı zamanda psikoterapist ise yanı sıra farklı ekol eğitimleri almış ve kendi sürecinden de geçmiş olmalı. Psikolojik Danışmanlar birey, aile, çift, çocuk odaklı çalışabilirler. Gelişimsel ve önleyici ruh sağlığı alanındadırlar. Eğitim, kariyer, ilişki, uyum sorunları ile ilgili bireysel ya da grup danışmanlık verir. Okullarda rehberlik hizmetleri sunar Danışanın farkındalığını artırmaya odaklanır. Klinik tanı koymaz. İlaç yazamaz. Ağır psikiyatrik vakalarla çalışması sınırlıdır.
Klinik Psikologlar:
Üniversitelerin Psikoloji bölümlerinden mezun, yüksek lisans olarak klinik psikoloji eğitimi almış olma şartı var. Bunun yanı sıra uyguladığı yöntemle ilgili ekol eğitiminden de geçmiş olması gerekir. İlaç yazamaz. Tanı koyabilir. Depresyon, anksiyete, travma gibi klinik durumlarla çalışır. İlaç yazamaz (Türkiye’de).
Psikiyatristler
Eğitimi tıp fakültesi + psikiyatri uzmanlık eğitimi. Ruhsal hastalıkların biyolojik ve tıbbi yönüne odaklanır. Tanı koyar, ilaç tedavisi düzenler; gerekirse hastaneye yatış planlar. Bazıları psikoterapi de yapar Yetkisi en geniş olan gruptur.
Psikoterapist nedir?
Psikoterapi uygulama eğitimi almış uzmana denir. Bu kişi genellikle yukarıda sözünü geçirdiğimiz 3 meslekten birinde olmalıdır. Psikoterapist olmak için temel mesleğin üstüne:
Belirli bir terapi ekolünde uzun süreli eğitim (örneğin CBT, psikodinamik, EMDR):
Süpervizyon (deneyimli terapist eşliğinde vaka takibi) Kendi kişisel terapi sürecinden geçmiş olmalıdır. Nitelikli bir psikoterapist, ciddi bir eğitim ve denetim sürecinden geçmiş olur.
Birine gitmeden önce şu soruları sorabiliriz:
**
Her halükarda ruhun sorunlarından kaçmak, herkesin derdi var deyip bunlardan yüz çevirmek ya da yok saymak için yapılacak her şey acıyı uzatıyor, bu kesin.
Bu devirde benim hiçbir derdim yok diyen insan olamayacağı için en azından bir kere kendinize uygun bir yöntem ve olabildiğince ehil bir terapist eşliğinde kendi içsel ormanınıza girmenizi dilerim.